Liste

Gelmiş geçmiş en iyi 10 RPG oyunu

Günümüze kadar oyun dünyasından bilgisayarlarımızı süslemiş birçok RPG (rol-yapma) oyunu geçti. İçlerinde unutamadığımız ve oynamaktan inanılmaz zevk aldıklarımız oldu ancak günümüze ulaşmayı başarmış ve etkisini yitirmemiş belli başlı yapımlar var.

RPG türü dışarıdan bakıldığında özellikle kolay sonuca gitmeyi seven ve tek bir sona ulaşmayı hedefleyen oyunculara hitap etmiyor gibi görünebilir, ancak bu tür, şu an oyun dünyasındaki birçok kült yapımın temelinde yatar. FPS ve MMORPG gibi türlerin yeni gelişmeye başladığı 90’lı yıllarda piyasada söz sahibi olan Nintendo ve PlayStation platformlarında yavaş yavaş sahneye çıkan RPG türü oyunlar, günümüzle kıyaslandığında söz gelimi evrim geçirmiştir bile diyebiliriz. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte oyuncu isteklerini karşılamada daha başarılı olan oyun yapımcıları birçok eski moda yapımı günümüzde ayakta tutmayı başarmışlardır.

Zevkler kişiden kişiye veya oyuncudan oyuncuya değişse de bazı oyunlar birçoğumuzun gözünde hala efsane niteliğini taşır. Yazımızın devamında bu yapımları sizler için kısa kısa inceleyecek ve RPG dünyasıyla tanışmak isteyenler için önerilerde bulunacağız.

Tahmin edebileceğiniz gibi piyasada birçok RPG oyun bulunuyor ancak sizin favoriniz bu listede olmayabilir. Eğer aklınızda sizin de sevdiğiniz ve efsanevi bulduğunuz bir yapım varsa çekinmeden yorumlarda belirtebilirsiniz. Sıralaması oldukça zor olan RPG oyunları listemizde daha iyi-daha kötü tarzı bir sıralamamız olmadığını da ekleyelim.

1. Final Fantasy
Listemize RPG türünün en eski üyelerinden biri olan ve günümüzde dahi oyuncuların gözdesi olan Final Fantasy ile başlayacağız. Japonya merkezli bir oyun olması ve içerisinde fantastik bir anime dünyası barındırması, Final Fantasy’i sanıyoruz ki diğerlerinden ayıran önemli bir özellik. Bunun yanında 20’den fazla platformda oynanabilir olması da ne kadar geniş bir kapsamı olduğunu gösterir nitelikte. Tüm bunların yanında, 110 milyon kopyadan fazla satmasıyla yapımcısı olan Square Enix’in şu ana kadar çıkardığı en başarılı seri olma özelliğini de taşıyor. Dahası, oyunun bu başarısı 7 ayrı rekoru elinde bulundurmasını sağlıyor.

Şu ana kadar çıkan Final Fantasy yapımlarının birbirinin devamı (sequel) olarak nitelendirilmesine karşın her oyun içerisinde kendine özgü bir evren, hikaye ve karakterler içeriyor. Bu yüzden her oyunda farklı bir karakterle yola devam ederken seçtiğimiz karakterin ve arkadaşlarımızın da hikayelerini zamanla öğreniyor ve bunun yanında yolumuza çıkan kötülüklerle savaşıyoruz. Oyundaki karakterlerin isim ve görünüşleri günümüzün kültürüyle doğru orantılı olarak da bir değişim gösteriyor. Oyunu bu kadar başarılı yapan tek şey hikayesi değil tabi ki. Bünyesinde barındırdığı harika grafikler ve mükemmel oyun içi müzikler de oyuncuları kendisine bağlıyor.

2. World of Warcraft
Warcraft serisini bilmeyen oyuncu yoktur. Her ne kadar Final Fantasy kadar eski bir mazisi olmasa da, WoW günümüzde en çok oynanan MMORPG (devasa çok oyunculu çevrimiçi rol-yapma) oyunudur. Warcraft: Orcs & Humans ile başlayan serinin 4.oyunu olmasına rağmen, kendisinden önceki 3 seri RTS (gerçek zamanlı strateji) türünde geliştirilmiştir. Aktif olarak 12 milyon oyuncuya sahiptir ve bu alandaki rekoru elinde bulundurur.

Herkes için öyle ya da böyle Warcraft farklı bir anlama sahiptir. Kimimiz Warcraft denince strateji temalı bir tecrübe yaşamışken, kimimiz devasa bir haritada görkemli bir ejderhayla gökyüzünde ilerleriz. Oyun konu olarak Warcraft III: The Frozen Throne’dan sonrasını ele alır. Azeroth evreninde 13 ırkın birlikte yaşadığı topraklarda istediğimiz ırkı seçip hikayesini öğrenebiliriz. Bu açıdan bakıldığında çok geniş kapsamlı bir oyundur. Piyasaya çıktığı günden bu yana birçok ek paketle hikayenin devamlılığı sağlanmış ve oyuncular için keşfedilecek yeni mekanlar ve hikayeler oluşturulmuştur. Oyun hikayesi içerisinde yapacağınız birçok görevin yanında kendi başınıza tamamlamanızın mümkün olmadığı raid (baskın) ve dungeon (zindan) gibi görevler bulunur. Böyle durumlarda arkadaşlarınızla bir takım oluşturup görevi tamamlayabilirsiniz. Bunların yanında karakterinizi ve oyun becerinizi test edebileceğiniz, diğer oyuncularla bire bir savaşabileceğiniz PvP modu da bulunur.

3. The Legend of Zelda
Legend of Zelda bu türün en eskilerinden olmakla birlikte çok fazla bilgisayar kullanıcısı tarafından bilinmemektedir. Sebep ise oyunun platform olarak sadece Nintendo üzerinden oynanabilmesi denilebilir. Belki de bu yüzden sadece bilgisayar öncesi jenerasyonun iyi hatırladığı bir yapımdır. Günümüz teknolojisiyle karşılaştırıldığında çok kompleks bir yapısı yoktur ancak çok sevilmiş ve oynanmıştır.

Oyunda Link adlı bir karakteri yönetip prenses Zelda’yı kötü adam olan Ganon’un elinden kurtarmaya çalışıyoruz. Daha önce de söylediğimiz gibi oyunun yapım tarihlerinin teknolojisi göz önüne alındığında kuş bakışı bir açıdan oyuna dahil oluyoruz. Prenses’i kurtarma yolunda birçok tehlikeyle karşı karşıya kalmamızın yanında bir de çözmemiz gereken bulmacalar var. Ganon’u yenmek için ise Triforce adı verilen bir nesneyi oluşturan 8 ayrı parçayı topluyoruz. Maziden esintiler arayan oyunseverler için güzel bir tercih olabilir.

4. Fallout 3
Bugüne kadar birçok oyunda ve oyun serisinde felaket senaryoları işlenmiş ancak belki de en başarılısı Fallout olmuştur. Oyunun RPG türünde bu kadar üne kavuşması, şüphesiz ki oyun mekaniği ve hikayesi sayesinde olmuştur. Piyasaya sürüldüğünde son on yılın (2000-2010) en iyi oyunu seçilmiştir. Fallout 3 ile birlikte kendisiyle özdeşleşen Vault Boy karakteri de çok önemli bir figür haline gelmiştir. Kendisinden önceki Fallout yapımlarını hikaye olarak takip etse de tür olarak farklı bir dizaynı vardır. İzometrik bir kamera sisteminden ziyade birinci ve üçüncü şahıs kameralarıyla oynanır.

Oyuna Washington D.C çevresinde şekillenen olaylar içerisinde başlıyoruz. Daha öncekinden farklı olarak California’dan oldukça uzaktayız. Hikaye olarak ise Amerika-Çin nükleer savaşından 36 sene sonrası konu edinilmiş. Oyuncumuzun kayıp babasını aramak için yola düşüyoruz ancak bu macera sırasında birçok zorluk ve düşmanla karşılaşıyoruz. Karakterimizin doğumuyla bizim hikayemiz de başlamış oluyor. Karakterimizin ırkını, cinsiyetini, görünüşünü ve özelliklerini büyüdükçe geliştirebiliyoruz. 10 yaşına geldiğimizde ise karakterimize Pip-boy adı verilen bilgisayarlı bir bileklik veriliyor ve bu bileklik üzerinden gelişimini, görevlerini takip edebiliyor hatta radyo da dinleyebiliyoruz. Seviye atladıkça “karma” kazanıyor ve bu karmayla özelliklerimizi geliştirebiliyoruz. Karakterimizin sergilediği davranışları iyi ve kötü olarak sınıflandırılıyor ve bu davranışlar oyunun sonuna doğrudan etki ediyor.

5. Diablo
90’lı yılların ortalarında Blizzard tarafından piyasaya sürülmüş olan bu başyapıt karanlık bir içeriğe sahip RPG oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Çıktığı zamanın bilgisayar oyunları içerisinde oyunculara sunduğu kolay oynanış özellikleri ve ilgi çekici içeriğiyle kısa sürede çok popüler olan Diablo, günümüzde de bu popüleritesini korumaya devam ediyor.

Orta Çağ zamanında geçen oyun hikayesi göz önüne alındığında diğer birçok yapımdan farklı bir duruş sergiliyor. Cennet ve Cehennem’in amansızca savaşı ortasında kalan insan ırkının hikayesinin, alışılagelmiş bir oyun konsepti olarak nitelendirilmesi güç görünüyor. Oyun sırasında savaştığımız şeytanlar ve iblisler oyunun hitap ettiği kitleye bir yaş sınırı koyar nitelikte olsa da, bu, oyunun gelişimi ve tanınması açısından günümüze kadar pek sorun teşkil etmiş bir nokta değil. Hikayesinin ilgi çekici olmasının yanında, serinin 3 oyunu da (Diablo I-II-III) kusursuz işlenmiş diyebiliriz. Kontrol edebildiğimiz karakterlerin sınıfları her oyunda farklılık gösterse de elimizde bolca seçenek bulunuyor ve kişiliğimize uygun bir sınıf bulmakta zorlanmıyoruz. Oynanış olarak ise Diablo belki de en basit çevrimiçi rol yapma oyunlarından biri denilebilir. Karanlık orta çağ dünyasında şeytanları ait oldukları yere göndermeyi düşünürseniz sanıyoruz ki bu oyun tam da aradığınız şey.

6. Ultima Online
90’lı yıllarda piyasaya sürülmüş bir başka RPG olan Ultima Online günümüzde oynanmaya devam ediyor. Oyun eskilerin hatırlayacağı Ultima serisinin devamı olarak çıkarılmış. EA Games elinden çıkan bu 2 boyutlu izometrik oyun sanıldığı kadar da ufak ve önemsiz değil. Oynayan kesimin ciddi biçimde severek ve bağlanarak oynadığı Ultima Online, günümüz oyun dünyası göz önüne alındığında belki de çok ilkel görünebilir ancak size sunduğu açık dünya ve geniş hareket alanıyla zamanında türünün ilkiydi bile denilebilir.

Oyunda “shard” adı verilen bir sunucuya bağlandıktan sonra yapacağımız şey kendimize bir karakter oluşturmak oluyor. Çoğu RPG oyununda da olduğu gibi karakterimizi dilediğimiz gibi şekillendirebiliyoruz. Yeteneklerini, görünüşünü, ismini ve nerede doğduğunu belirleyebiliyoruz. Tüm bunları yaptıktan sonra ise geriye karakterimizi olabildiğince geliştirmek kalıyor. Tabii ki oyun kuralları ve sınırlamaları çerçevesinde istediğimizi yapmakta özgürüz. Karakterimize uzmanlık kazandırabileceğimiz 50 den fazla alan kullanıma açık. Dilerseniz demirci, aşçı, balıkçı veya madenci olabilirsiniz. Bunun yanında dövüş sanatlarında ustalaşabilirsiniz. Seçenek yelpazesi çok geniş ve mutlaka dilediğiniz bir tanesini orada bulabileceksiniz.

7. Mass Effect
Bioware tarafından ilk olarak Xbox 360 için çıkarılmış olan Mass Effect, daha sonradan PC için de piyasaya sürülmüş ve EA Games’in en çok satan ilk 5 oyunun içinde bulunan önemli bir RPG oyunu olmuştur. Seri olarak çıkan oyunun şu ana kadar toplam 3 bölümü geliştirilmiş ve serinin 4. oyununun da çıkacağı geçtiğimiz sene düzenlenen 2014 E3’te duyurulmuştur. Geçmişi çok eskiye dayanmasa da çıktığı günden bu yana çok popüler olmuş ve içerisinde barındırdığı kendine özgü niteliklerle oyunculara daha önce karşılaşmadıkları bir konsept hazırlamıştır.

Oyunumuz ilk olarak çok geniş bir galakside geçiyor. Karakterimizin cinsiyetini ve fiziksel özelliklerini belirleyebiliyoruz. Seviye puanları ile karakterimize birçok farklı alanda uzmanlık kazandırabiliyoruz. Bir çok gezegene seyahat edip birçok farklı ırkla tanışabiliyoruz. Kimisi düşmanımız, kimisi ise yoldaşımız oluyor. Hikaye olarak karakterimiz galakside devriye olarak dolaşan bir polis konumunda. Bize verilen görevlere kendi uzay gemimizle gidiyoruz ve bu yolculuklarımız sırasında farklı gezegenlerde yan görevlerle de karşılaşıyoruz. Hikayenin ilginç tarafı, oyunun ilk yapımında başlayıp üçüncü yapımına kadar kesintisiz devam etmesi. Yani ilk oyundaki kayıtlı oyunumuzu ikinci oyuna aktarıp yine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Aynı işlemi ikinci oyundan üçüncü oyuna uyguluyoruz ve hikaye tekrar devam ediyor. Bu özelliğiyle de Mass Effect’in, birçok oyuncunun ilgisini hemen çektiğini söyleyebiliriz. Bioware tarafından yapılmış birçok yapımda da kayıtlı oyun aktarma özelliği olduğunu ekleyelim.

8. The Elder Scrolls
Listemizde birçok farklı evrende vakit geçirebildiğimiz oyunlar var ancak The Elder Scrolls, aralarında çok başka bir yere sahip. Gerçek olmasa da içinde dolaşırken etkilenmemek mümkün olmayan Tamriel’de birçok heyecanla karşılaştığımız seri, RPG türünün vazgeçilmez üyelerinden biri. 5 oyunluk bir seri olan bu harika yapımın tüm oyunlarının başında bulunan The Elder Scroll, Tamriel’in en kadim kalıntılarındandır. Oyunun RPG özelliği ağır basmasına karşın içerisinde birincil ve üçüncül şahıs açısından oynanabilme özelliklerini de barındırır.

Genel tema Orta Çağ’da çeşitli ırklarla bir arada yaşadığımız Tamriel’de yapacağımız görevler ve bu esnada karşılaşacağımız sayısız çeşitte düşmanlardan oluşuyor. Kendi karakterimizin ırkını seçebildiğimiz oyunda detaylı bir fiziksel tasarım yapabilme olanağımız da var. Saç telimizden ses tonumuza kadar istediğimiz şekilde oluşturabildiğimiz karakterimizin Elder Scroll’lar ile de bir bağı bulunuyor. Bu kadim arşivler oyundaki hikayenin geçmişi ve geleceği hakkında bilgiler içeriyor ve belli ekipmanlar olmadan okunması felaketlere yol açabiliyor. Hikaye içindeki en kutsal nesneler olarak tanımlanıyorlar. Oynanış itibariyle oyunculara çok değişik deneyimler sunan The Elder Scrolls özellikle serinin son oyunu olan Skyrim ile zirveye ulaşmış ve daha sonra The Elder Scrolls: Online ile hitap ettiği oyuncu kitlesini oldukça genişletmiştir. Özellikle içerisinde barındırdığı FPS özelliği birçok oyuncunun ilgisini çekmiş ve oyuna özgü bir atmosfer katmıştır.

9. Witcher
Orta Çağ temasının kusursuz işlendiği bir başka oyun daha. Birçok oyunsever The Witcher serisini yakından tanır çünkü geçmişi o kadar eski değildir. Ancak oyun dünyasıyla buluştuğu günden bu yana büyük ilgi odağı olmuş ve RPG türünün efsane diyebileceğimiz yapımları arasında kendisine yer bulmuştur. Esas olarak Polonyalı yazar Andrzej Sapkowski tarafından kısa hikayeler olarak oluşturulmuş olan The Witcher hikayesi, İngilizceye çevrildikten sonra popülerlik kazanmış ve birçok kısa film serisine ve oyuna adapte edilmiştir. Kısa hikayeler adaptasyonların dışında tutulsa da, roman versiyonları birçok dile çevrilmiştir.

Bizi ilgilendiren kısmı olan The Witcher oyun serisi 2007 yılında piyasaya sürülen ilk oyunuyla hayatımıza giriyor. Oyun mekan olarak bulunduğumuz yıldan asırlar öncesinde elflerin, cüceler ve gnomlarla birlikte oluşturduğu The Continent’ta geçiyor. İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşayan insanlar dışında birçok ırk ve yaratık da mevcut. Witcher’lar ise bu insanüstü yaratıklarla savaşıp onları yok etmek üzere küçük yaştan itibaren birçok dövüş sanatı eğitimleriyle ve büyülü iksirlerle yetiştiriliyorlar. Bu iksirler onlara gelişimleri boyunca destek sağlıyor ve normal insanlara nazaran daha dayanıklı oluyorlar. Normal bir insanın dayanamayacağı şartlarda hayatta kalabiliyorlar ve küçük çapta büyü yeteneklerine sahipler. Böylece savaşacakları canavarları öldürmek üzere tasarlanmış bir yapıya sahip oluyorlar. Hikayemizde ise hafızamızı kaybetmiş bir Witcher olarak diğer avcılar tarafından bir ormanda bulunuyoruz ve yapacağımız seyahatlerle kim olduğumuza dair bilgiler ediniyoruz. Peşimizden gelen ve bizi öldürmeye çalışan Wild Hunt adlı düşmanlarımızdan kaçarken edindiğimiz bilgilerle serinin sıradaki oyunu olan The Witcher: Wild Hunt’ta peşimizdeki düşmanlarımıza karşı savaş açıyoruz. RPG türünün bir üyesi olan The Witcher konusu ve içeriğiyle gerçekten bu listede yer almayı hak eden bir oyun.

10. Dragon Age
Daha önce birçok filmde illaki ejderhaları görmüş ve hayranlık duymuşuzdur. Bu heybetli canlılarla karşılaşmak gerçekten efsanevi bir durum olurdu ve Dragon Age serisi size tam da bu fırsatı veriyor. Serinin ilk oyunu Dragon Age: Origins, oyun dünyasına adım attığında gerçekten yer yerinden oynamış, kazandığı çok sayıda ödül ile oyunseverlerin beğenisini kazanmıştı. Nitekim Origins, gerçekten de bu başarıları hak eden bir oyundu. Daha sonra serinin ikinci oyunu olan Dragon Age II ise, ilki kadar ses getirmese de serinin efsanevi pozisyonda kalmasını sağladı. Oyun dünyasından gelen bu olumlu geri dönüşler sonucunda seriye üçüncü oyun olarak Dragon Age: Inquisition eklendi. Gelişen teknoloji ile Dragon Age’in harika içeriğinin birleştiği bu üçüncü oyun, çıktığı andan itibaren büyük yankı uyandırdı. Olumsuz eleştiriler almasına rağmen serinin ilk oyununun yarattığı etkiyi tekrar bizlere yaşattı.

Oyunun içeriğinden bahsedecek olursak tekrar Orta Çağ’ın kılıçlı kalkanlı ve bir o kadar da ejdarhalı zamanlarında yaşadığımız birçok macera var. Bu sefer coğrafyamızın adı ise Fereldan Krallığı. Hikayede ise krallığın içinde bulunduğu sivil bir ayrılık durum mevcut ve yaklaşan tehlikeye karşı bu ayrılığı ortadan kaldırıp tüm krallığı tek amaç altında birleştirmek görevi bize düşüyor. Üç ana karakter sınıfından birini seçerek hikayemize başlıyoruz. RPG türünün özellikleri Dragon Age serisinde çok belirgin bir şekilde karşımıza çıkıyor. Verdiğimiz kararlar bu türdeki birçok oyunda olduğu gibi oyunun sonuna ve sona doğru ilerlediğimiz maceramızda kiminle birlikte yürüyeceğimize doğrudan etki ediyor. Daha önce de bahsettiğimiz gibi BioWare tarafından geliştirilen Dragon Age serisinde de kayıtlı oyunlarımız serinin içerisinde bir oyundan diğerine aktarılabiliyor. Bu sayede hikayemize ara vermeden devam edebiliyoruz. Listemizdeki en ilgi çekici oyun diyebiliriz.

RPG türü, yapısı itibariyle diğer oyun türlerinden farklı bir noktadadır. Günümüzde hızla gelişen teknoloji ile birlikte bu türün oyunculara sundukları daha çekici bir hal almış ve RPG oyunlar her sene bir adım daha ileriye oynamaktadır. Birkaç sene önce yüksek bütçeli FPS yapımlar arasında adlarını duymak o kadar da sık rastlanan bir şey olmasa da, artık oyun dünyasının büyük bir kısmında söz sahibi olan RPG’ler görünüşe bakılırsa önümüzdeki yıllarda adlarından daha da fazla söz ettirecek gibi görünüyor.

1 Yorum

1 Yorum

  1. Mert Unculu

    13 Haziran 2016 at 18:23

    Mass Effect ?? Dragon Age?? Dark Souls olmayan en iyi 10 rpg listesi rezil etmişsin kendini-şu listeyi hazırlayan arkadaş

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir