League of Legends

Avrupa LCS şampiyonu belli oldu: Fnatic!

Artık herkesin ortak görüşü olduğu için, rahatlıkla söyleyebilirim sanırım: Avrupa LCS, Kuzey Amerika LCS’den çok daha eğlenceli!

Muazzam geçen çeyrek finaller sonucunda yarı finaller maçları, çok daha heyecanlı, çok daha sürprizli olmuştu. Yarı finalin flaş takımı UOL’ün SK’yı yenmesi ve finale çıkmasının ardından, herkes açısından Unicorns heyecanı artmıştı. Finalin Madrid’de oynanması da, final atmosferi açısından oldukça önemliydi. Zira Madrid seyircisi muazzam tepkiler vererek, oyunu ne kadar iyi bildiklerini de bu sırada göstererek, Fnatic-UOL maçını izlemeyi çok daha keyifli bir hale getirdi.

Elbette ki finale favori olarak çıkan takım Fnatic takımıydı. Fakat herkesin üstüne basa basa söylediği bir gerçek, aslında EU LCS’in neden bu kadar eğlenceli ve izlemesi keyifli olduğunun en güzel kanıtı: Finale çıkan 2 takımın 10 oyuncusundan 9’u, ilk defa LCS’de mücadele ediyordu. Dahası Unicorns, daha bu sezon LCS’e yükselmeyi başardı.

Final maçlarının ne kadar “büyülü” ve heyecanlı geçtiğini söylememe gerek yoktur herhalde. Dilerseniz maçlara geçelim ve bu seyir zevki muhteşem olan maçların analizine başlayalım.

Serinin 1. maçı sonucunda oyuncuların performansları ve skorları şu şekilde oldu:

fnc-uol1

Serilerin ilk maçları her zaman takımlar için deney amacı taşıma potansiyeline sahip. Unicorns takımının meta dışı seçimleri çok sevdiğini biliyoruz, dolayısıyla ilk maçta bize bir sürpriz yapmaları kaçınılmazdı. Bu sürpriz de alışılmışın çok dışında bir orta koridor seçimi ile geldi: Varus. Nişancı olarak seçildiğinde bile diğer nişancılara karşı çok fazla üstünlüğü bulunmayan Varus’u tıpkı Urgot-mid gibi oynayan POE, kulladığı Q yetenekleriyle maçta etkisini gösterdi.

Maç herkesin tahmin edebileceği gibi büyük bir aksiyon ile başladı. Oyunun başında lane-swap yapan UOL takımı, ilk kanı ne yazık ki Reksai’ye verdi. Buna karşılık UOL takımı da Vlad’a kule altı daldı ve üst üste 2 skor almayı başardı.  Vlad’a odaklanan UOL takımına karşılık da Fnatic takımı üst koridorda 2 kule almayı başardı.

Oyunun sonraki aşamaları eşitlik halinde geçse de, sanırım kırılma noktası Fnatic’in baronu almaya çalışmasıydı. Fnatic takımının en sevdiği şeylerden birisi, erken baron almak. Dakika 20 civarında baronun bulunduğu yere bir pembe totem koyarak görüşlerini garantiye alıp, karşı takım farkında varmadan  baronu alıyorlar. Bu sefer bunu başaramadılar zira UOL dersini çok iyi çalışmıştı. Kikis’in baronu çalmasıyla geride oldukları altın konusunda da kafa kafa gelen UOL, bu noktadan sonra baronu çok iyi kullandılar diyebiliriz. Baron güçlendirmesi ile öldürülmesi çok zor olan minyonları kuleleri almak için kullanan UOL, altın farkını git gide açtı ve girdiği her savaşı kazandı.

Maçın kopma noktasının baron olduğunu söyledik, fakat bunun tam UOL tarzı bir hareket olduğunu da belirtmek gerekir. Ne zaman geriye düşseler, bir şekilde büyülü bir harekette bulunup maça tekrar tutunmayı, hatta bu maçta olduğu gibi maçı kendi lehlerine çevirmeyi başarıyorlar.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Gelelim serinin 2. maçına. Maç sonunda oyuncuların performansları ve skorları şu şekilde oldu:

fnc-uol2

Yine bir değişik seçim ile maça başlayan UOL, uzun zamandır görmediğimiz ve bir zamanların popüler seçimi olan Ziggs-mid ile maça başladı. Huni ve Reignover da sezon başındaki seçimlerine döndü. Ne yazık ki Ziggs seçimi, bu kadar mobil bir takım karşısında işe yaramadı.

UOL’un kompozisyonu haritayı kontrol etmek ve karşı takımı zone’lamak üzerineyken, Fnatic’in kompozisyonu all-in dediğimiz, her şeyi savaş için feda eden kompozisyon örneklerinden biriydi. Bu maçın belirli bir kırılma noktası olduğunu söylemek yanlış olabilir. Fakat 1. dakikadan itibaren Fnatic’in Ziggs’e odaklandığını ve onu oyundan düşürdüğünü söylersek yanılmayız. Fnatic’in en iyi yaptığı işlerden birisi, küçücük bir avantajı kartopu gibi büyütüp lehlerindeki büyük bir avantaja çevirmek. Bu maç aslında Fnatic’in oyun tarzı hakkında bir “textbook” niteliğindeydi. Rumble-Reksai ikilisine geri dönen Huni-ReignOver ikilisi de muazzam bir performans çıkardı. Huni’nin ultileri hep yerindeydi, Reksai sürekli olarak karşı takım taşıyıcılarını zone’ladı. Hatta 4’te 4 yapmayı bile başardı. Mükemmel oyun çıkaran Steelback de 10-0-9 gibi bir skorla oyunu bitirdi.

Fnatic’in haritaya ne kadar hakim olduğunun göstergesi de, maç boyunca UOL’a sadece 2 kule vermeleri, bunun dışında da hiç ejder vermemeleriydi. Oyun sonu 5. ejderi alan takımın maçı bitirmesi çok da zor olmadı.

UOL takımı ne kadar iyi bir takım olsa da, bu kompozisyonla League of Legends arenasındaki hiçbir takım bir zafer kazanamazdı. Bu kadar mobil ve arka sıralara dalabilecek tankları olan bir takıma karşı Ziggs-Jinx seçimi oldukça yanlış bir karardı.

Maç sonunda Fnatic seriyi 1-1’e getirdi.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

3. maç ile devam edelim. Maç sonu oyuncuların performansları ve skorları şu şekildeydi:

fnc-uol3

Hecarim, tüm play-offlar boyunca öncelikli seçim oldu. Ve ne kadar güçlü olduğu anlaşıldıktan sonra sürekli olarak yasaklandı. UOL 3. maçı kaybetti evet, fakat felaketler yasaklama ekranında başladı.

Oyun 35 dakika sürdü, evet. Fakat 20. dakikada da sonlanabilirdi. Unicorns of Love’ın bu kadar çok dayanabilmesinin iki nedeni var: Birisi inanılmaz taktiksel manevraları. İkincisi ise kesinlikle Udyr seçimi. Udyr, iyi bir oyuncunun elinde çok fazla sinir bozucu olabilir. Kaplumbağa kalkanını spamlayarak bütün hasarı alabilecek Udyr, diğer takım için de büyük bir dikkat dağıtıcı etken olabilir. Bu maçta da olan şey buydu. Udyr takım savaşlarında ortalıkta dolaştı, bütün hasarı absorbe etti, 200 canı kala da kaçtı ve UOL’a nefes almasını sağlayacak pozisyonlar yarattı.

Oyunun başında Hecarim’i snowball yapmak isteyen Fnatic, üst koridora odaklanarak hem Hecarim’i besledi, hem de Irelia’yı oyundan düşürerek başarılı bir iş yapmış oldu. Tüm Avrupa’da, belki de Dünya’da artık kalmamış Syndra oyuncularından olan POE de çok iyi bir performans sergileyemedi zira Fnatic takımı inanılmaz bir üstünlük kurdu UOL’a.

UOL’un stratejisini biraz da Kuzey Amerika takımı olan Cloud 9’a benzetiyorum. Karşı takımın dikkatini dağıt, tercihen de üst koridor oyuncusunu bir yere split-push’a gönder, kuleleri al, takımı ayakta tut, takım savaşını kaybetsen bile oyun sonuna doğru bir açıklık bırakmış ol. UOL’un yapmaya çalıştığı şey de tam olarak buydu.

Fakat altın farkı anormal rakamlar olmasa da 6k farktan sonra takımların verdiği hasarlar çok farklı olmaya başladı. Özellikle de Febiven ve Steelback inanılmaz hasarlar vermeye başladığı anda oyun koptu. Baronu da aldıktan sonra UOL’un kulelerini tek tek süpüren Fnatic takımı; uzun ve stresli geçen bir 35 dakika sonunda maçı kazanmayı başardı.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Serinin 4. maçı ile devam edelim. Maç sonu oyuncuların performansları şu şekilde oldu:

fnc-uol4

Maçın yıldızı şüphesiz Hylissang’dı, fakat UOL, takım olarak mükemmel bir şekilde oynadı. Sadece 2 skor veren takım, 16 kill alarak maçı bitirdi. UOL’un bu kadar kararlı ve kendine güvenli oynamasının en önemli nedeni de hiç süphesiz bu maçın ya tamam ya da devam maçı olmasıydı.

Huni’nin Çin’de meşhur olan üst koridor ışınlan-çarp Shyvana seçimi akıllarda soru işaretleri yarattı ilk başlarda ve oyun ilerledikçe, takımın asıl tankı olarak sürekli ölmek zorunda kaldı.

UOL takımı bana kalırsa kompozisyonunu çok iyi bir şekilde oynadı. Hylissang’ın muhteşem Thresh oyunu ise, aşağı yukarı UOL’un kazanmasını garantiledi. POE de birkaç kez Orianna ultisini kaçırsa da, takıma büyük katkıda bulundu ve 8 skor almayı başardı.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Sezonun final maçı ile devam edelim. Maç sonu oyuncuların performansları şu şekildeydi:

fnc-uol5

Bu maçtaki en büyük farkı yaratan oyuncu Yellowstar’dı. Eski Fnatic kadrosundan geriye kalan tek oyuncu olan ve takımın “kaptan”ı olarak gösterilen Yellowstark, Fnatic’in kazanması için gereken her şeyi yaptı. Aslında bir çok işi çok iyi yaptı fakat bunlar arasında en önemlisi, harita üzerindeki görüşü sürekli olarak güncel tutması, totemleri sürekli olarak yerleştirmesiydi.

Gerisi ise kendiliğinden geldi diyebiliriz. UOL, kesinlikle harika bir performans gösterdi. Fakat Fnatic’in “catch-kill” kompozisyonuna karşı, görüş üstünlüğünü de kaptırdıktan sonra hiçbir şey yapılmadı. Huni ise neden “Best Rookie of LCS 2015” ödülünü aldığını bir kez daha kanıtladı. Sezon başındaki can alıcı Rumble oyunlarından sonra uzun bir süre Rumble oynayışını görmediğimiz Huni, bu seride kesinlikle mükemmel oynadı.

Takım savaşlarında bir arada kalmayıp bölünen UOL takımının, altın farkı 10k olduktan sonra ise kazanma ihtimalleri kalmadı.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Fnatic takımını, 2015 Avrupa LCS Şampiyonu olduklarından ötürü 5mid ekibi olarak kutluyoruz.

 

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir