League of Legends

Batı Avrupa LCS Çeyrek Final maçları ve sonuçları

Geçtiğimiz gün Batı Avrupa LCS çeyrek final maçları oynandı ve bu maçlar sonucunda yarı final eşleşmeleri belli oldu.H2K-Copenhagen Wolves ve Gambit Gaming-Unicorns of Love karşılaşmalarını izlediğimiz haftasonunda büyük bir sürpriz olduğunu söyleyemeyiz. Ne var ki karşılaşmaların kalitesinin oldukça yüksek olduğunu ve inanılmaz eğlenceli maçlar izlediğimizi söyleyebiliriz. Özellikle de GMB-UOL serisinin her maçı tekrar tekrar izlemeye değer maçlardı. Öncelikle play-off tablosuna bakalım, ardından maçları analiz etmeye başlayalım.

Ekran Alıntısı

Oynanan ilk eşleşme olan H2K-CW serisinin ilk maçı ile başlayalım. Maç sonu oyuncuların performansları ve skorları şu şekilde oldu:

h2k-cw

Gözümüze ilk çarpan şey takım kompozisyonları. Wolves takımı full ap şampiyonlarla, geleneksel bir tankları olmadan maça başlarken, H2K takımı ise dersine iyi çalışıp 2 tane önemli tank şampiyon ile maça başladı. Bana sorarsanız CW, maçı yasaklama ekranında kaybetti. Maokai ve Sejuani ile takım savaşlarında arkalarda duran taşıyıcı şampiyonları öldürmek çok daha kolay, dahası yetenek kaçırmanız mümkün değil. Hem Orianna, hem de Gragas oldukça yetenek tutturma yüzdesine bağlı şampiyonlar, buna Nami’yi bile ekleyebiliriz. Dahası double, hatta triple AP kompozisyonunu oynamak inanılmaz zor iken CW takımının buna cesaret etmesi de oldukça şaşırtıcıydı.

Maçın kırılma noktası ise muhtemelen alt koridorda, dakika 23’deki takım savaşıydı. Kogmaw üst koridoru ittirirken geri kalan CW takımı alt koridorda kule almaya çalıştı. Sejuani ve Maokai’nin bulunduğu bir takıma karşı 4v5 savaşa girmek hiç akıllıca değildi elbette. CW takımı H2K takımının bu kadar kısa bir sürede tepki göstermesini beklemiyordu sanırım. Bu da aslında sonları oldu onların. Bu dakikadan sonra H2K takımı oyunun kontrolünü hiç elinden bırakmadı. Evet CW takımı skorlar buldu, hatta kuleler aldılar, fakat ne zaman takım savaşına girseler ya yenik çıktılar, ya da daha fazlasını almaları için gereken cesarete sahip değildiler.

Bu maç için klasik bir H2K maçı diyebiliriz. Oyun başı kule avantajını ellerine geçirdiler, kulelerden gelen altınları haritadaki objektifleri almak için kullandılar, takım savaşlarında odaklanmış bir şekilde üstün geldiler ve maçı bitirdiler.

Maçın kısa bir özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Serinin 2. maçı ile devam edelim. Maç sonu oyuncuların performansları ve skorları şu şekilde oldu:

h2k-cw2

CW’nin bu maçı kazanması için elinde her şey vardı. Üst koridor oyuncuları eşleşmesini kazanıyordu. Freeze muazzam bir adc olduğunu bir kez daha kanıtlayıp Kogmaw’a 40 minyon üstünlük sağlamıştı. Hatta Soren bile Ryu’yu koridorda yenmişti. Fakat CW bir türlü o o maçı kazandıracak hamleyi yapamadı. 2 baron almalarına rağmen bu avantajı kendi lehlerine çeviremedi. Bunun nedeni ise uzun takım savaşları sonunda H2K’nin doğru odaklanması ve CW’nin Hjarnan’ı ilk 10 saniye sonunda öldürememesi. Elbette ki burada kaSing’in katkısı oldukça büyük. Oyun boyunca neredeyse bütün ultilerini Kogmaw üstünde kullanan kaSing bana kalırsa maçın dönmesindeki en büyük etken.

H2K takımı bu maçı oldukça kolay bir biçimde kaybedebilirdi. CW takımının bir diğer hatası ise oyunu uzatmalarıydı. Kalista oldukça etkili ve yüksek hasar verme gücüne sahip bir nişancı olabilir, fakat oyun sonu hiçbir nişancı Kogmaw ile, hele de bu kadar koruması varken, eşleşemez. H2K takımında Ryu dünya yıldızı olduğunu bir kez daha kanıtladı bu maçta. 11-5-9 skoruyla maçı bitiren Ryu, sürekli olarak doğru odaklanma ve doğru zamanda doğru yerde bulunma özelliğiyle H2K takımının çok önemli bir parçası. Bu noktada takımın lideri konumunda olan kaSing’e de övgülerimizi sunmamız gerekir. Tekrardan LCS’e döndüğünden beri muazzam maçlar çıkartan ve H2K’nin playofflara kalmasındaki en önemli etken olan kaSing’in kararları, bu maçta bir kez daha doğruluğunu kanıtladı.

CW takımı ise bana kalırsa büyük bir şansı geri tepti. H2K gibi sistematik ve saat mekanizması gibi işleyen bir takıma karşı elde edebilecekleri en iyi avantajı elde ettikten sonra bu avantajı oyunu yönlendirmek adına kullanmamaları kendileri için büyük talihsizlik. Takımın en iyi oyuncusu ise şüphesiz agresif oyun tarzıyla dikkat çeken Freeze. CW takımına ise bu agresif kompozisyonlar oldukça yakışıyor. İyi de oynuyorlar, fakat nerede geri çekileceklerini, nerede ejder dansı yapacaklarını ya da ne zaman savaşı başlatacaklarını tam kestiremiyorlar gibi. Bu kararsızlık maçı kaybetmelerine neden oldu.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Serinin 3. ve final maçı ile analizimize devam edelim. Maç sonu oyuncuların performansları ve skorları şu şekilde oldu:

h2k-cw3

Ryu, Batı Avrupa LCS’e gelene kadar Faker’la yaptığı düellodan dolayı herkes tarafından “Öteki Zed” olarak biliniyordu. Kariyerindeki büyük darbelerden birisiydi o maç, sadece düelloyu kazanamaması değil, aynı zamanda OGN şampiyonluğunu da o maç kaybetti. Aradan neredeyse 2 yıl geçmesine rağmen Ryu’nun doğru düzgün Zed oynadığını görmemiştik. Bu maça ise Ryu’nun geri dönüşü diyebiliriz. Sonunda dünyadaki en iyi Zed oyuncularından birisi olduğunu hatırladı ve Zed seçimi ile maça başladı. H2K ise 1. maça çok benzer bir kompozisyonla sahaya çıktı. Tek fark ise Ryu’nun Zed’i ve Hjarnan’ın Sivir’iydi. Kompozisyon açısından baktığımızda CW takımı da 2. maçtaki gibi agresif bir takım kompozisyonu seçerken H2K yine metaya bağlı kalıp 2 tank ile maça başladı.

Maçın yıldızı kesinlikle Ryu’ydu. Zed’i mekanik yetenekleri dışında muazzam bir şekilde oldu. Sürekli olarak alt ve üst koridorlara baskına giden Ryu, her seferinde de baskınlardan skor çıkarmayı başardı. Doğru yerde doğru zamanda bulunarak sürekli olarak takımının sahip olduğu avantajı kullandı ve hep doğru oyunculara odaklandı. H2K takımında yine kaSing’in muazzam Thresh oyunu da göz kamaştırdı. O da Ryu gibi takımı ne zaman ona ihtiyaç duysa oradaydı. Genel olarak H2K, CW takımından çok daha iyi bir şekilde oynadı. Hem koridor safhasını, hem de takım savaşlarını kazanan H2K takımı, CW takımını 3-0 ile geçerek adını yarı finale yazdırmayı bildi.

CW takımındaki sıkıntı ise bu sefer ormancı kaynaklıydı. Bu kompozisyona Vi seçimi mantıklı gibi gözükse de, oyun uzadıkça ve şampiyonların hasar verme yetenekleri güçlendikçe 1.5k cana sahip olan bir Vi’nin işlevselliği kalmıyor. Freeze yine gayet iyi bir koridor safhası çıkarsa da takım savaşları sırasında H2K takımının kitle kontrolünü üst üste kullanması nedeniyle sürekli oldu ve çok fazla bir etki yaratamadı. Aynı şekilde Hecarim de sürekli olarak geride olduğu eşleşmelerde can takasına girdikçe avantaj kaybetti ve CW takımının kötü oyununun nedenlerinden birisi oldu.

Serinin son maçının kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Çeyrek final karşılaşmalarının 2.si olan Gambit Gaming-Unicorns of Love serisi ile yazımıza devam edelim.

Bu eşleşme oldukça ortada gözüken bir eşleşmeydi. İki takım da tahmin edilebilir oynamazken, Unicorns of Love’ın şampiyon seçimleri hiçbir şekilde tahmin edilemiyor. Gambit’in stratejisi üst koridor oyuncularını oyun başında güçlendirip takım savaşlarını onun üzerinden oynamakken Unicorns ise daha çok bireysel olarak koridorda üstünlük sağlayıp takım savaşlarında sinerjilerini kullanarak maçı kazanmaya çalışıyor.

Maçların analizine geçmeden önce belirtmek isterim ki bu seri, şu ana kadar seyrettiğim en keyifli serilerden birisiyle. Şahsi tavsiyem, eğer vaktiniz varsa maç özetlerini geçip maçların tamamını izlemeniz yönünde.

Serinin 1. maçı ile başlayalım. Maç sonu oyuncuların skorları ve performansları şu şekilde oldu:

gmb-uol

Bu maç, eski Gambit’in sahneye çıktığı maç olarak gözümüze çarpıyor. Gambit takımı tam olarak mükemmel bir maç çıkardı. Zannediyorum ki maç öncesi konuştukları stratejilerin hepsini uygulama şansını buldular ve bunu da başarıyla yaptılar. Yukarıda da belirttiğimiz gibi oyun başı klasik bir Gambit maçı gibi, Diamond’ın Cabochard’a baskına gitmesi ve ilk kanı dökmesiyle başladı. Chogath seçimi ile takım kompozisyonuna muazzam bir şekilde uyum sağlayan Betsy oyun ortasındaki ufak savaşlardan hep skor ile çıktı ve git gide güçlendi. Edward ise bir destek oyuncusunun hayali olan 0-0-12 gibi muazzam bir skor ile oyunu tamamladı.

Bir önceki seride H2K için saat gibi çalışan stratejileri ile maç kazandı demiştik. Aynı deyimi Gambit için de kullanmak istiyorum. Takım savaşlarını mükemmel oynayan takım, harita üzerindeki objektifleri de aynı mükemmellikte kontrol etti. 5 ejder 2 baron alan Gambit takımının en önemli özelliği de sanırım bu. Oyun başı küçük de olsa bir avantaj yakalarsa takım bunu ellerinden bırakmadan oyunu bitirmeye odaklanıyorlar ve hiçbir zaman dezavantajlı konuma düşmüyorlar. Göreceğiniz üzere 21 skor alıp 4 kere ölen takım aslında biraz daha dikkatli oynasa hiç ölmeden de maçı kazanabilirdi. Verdikleri 4 skorun sebebi de fazla agresif davranıp takasa girmeleriydi. Geriye çekilip tekrar koridora/takım savaşına gelebilme seçeneklerine de sahip olan Gambit takımı için söyleyebileceğimiz en önemli şey, sanırım bu özelliklerinin takımın karakteristiği olduğu. Her zaman daha fazlasını istemeleri, inanılmaz agresif oyunculara sahip olmaları(P1noy buna en güzel örnek olabilir) ve her zaman belirli bir kararlılığa sahip olmaları takımı takım yapan özellikler.

UOL için ise bu maçla ilgili söylenebilecek en önemli şey ormancı Nautilus seçiminin pek de işlememesi. PowerOfEvil’in Kogmaw seçimini LCS süresince görmüştük. Fakat Naut-Kog ikilisi oyun başı inanılmaz derecede zayıf olduğu için takım savaşlarında/koridorda hiçbir üstünlük elde edemedi takım. Özellikle de Nautilus, oyundaki bütün ormancılar içerisinde oyun başı en zayıf olan şampiyon. UOL’un alt koridor ikilisi Vardags-Hylissang yine makul seviyede iyi oynasa dahi takım altın olarak o kadar çok gerideydi ki geri dönüş için hiçbir şansları yoktu.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Gelelim serinin 2. karşılaşmasına. Maç sonu oyuncuların skorları ve performansları şu şekilde oldu:

gmb-uol2

Gözümüze çarpan bir şey var mı? UOL’un ormancı seçimini görüyor musunuz? İşte bu Unicorns’un güzelliği. Uzun zamandır görmediğimiz, hatta profesyonel sahnede şu ana kadar gördüğümüz Udyr, serinin 2. maçında UOL tarafından seçildi. UOL’u bu kadar güçlü yapan şey de her maç için ayrı bir şeçime sahip olmaları, sizi sürekli şaşırtmaları. Eminim ki GMB takımının koçu ormancı Udyr’e karşı bir strateji geliştirmemiştir.

Maça aynı kompozisyonla başlayan GMB takımı yine üst koridora odaklandı ve başarılı bir kule altı girişimiyle ilk kanı dökmeyi başardı. Dakika 16’ya kadar da oyun başa baş gitti. Ne olduysa GMB’in alt koridorda kule altı dalma girişiminden sonra oldu. Savaşın başlarında başarılı bir şekilde Vardags’ı öldürmeye başaran GMB, sanırım Orianna’yı ve Udyr’i küçümsedi. Udyr’in sürekli sersemletmeleri ve Orianna’nın sürekli olarak verdiği hasarlar sonucu UOL katliam yapmayı başardı. Bu noktadan sonra da Ellerine geçirdiği avantajı hiç kaybetmediler.

Bu maçı izlemek sadece Udyr seçiminden dolayı keyifli değildi, aynı zamanda POE’nin Orianna’sını izlemek de oldukça eğlenceliydi. Takımın tankları hakikaten çok fazla “tank” oldukları için takım savaşları neredeyse 2şer dakika sürdü. Uzun takım savaşları ise kesinlikle Udyr’in işine gelen bir durum olduğu için UOL bu durumu lehlerine kullandılar.

GMB’in en büyük hatası dediğim gibi Orianna’yı küçümsemek oldu. Orianna öyle bir şampiyon ki doğru bir ulti ile oyunu çevirebilecek yeteneğe sahip. Aynı zamanda iyi bir Udyr oyuncusu da takım savaşlarını uzatıp, o sinir bozucu sersemletmeleriyle başınıza dert olabilir. UOL takımı, kompozisyonunu GMB takımından çok daha doğru oynadı.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Serinin 3. ve kazananın muhtemelen seriyi de kazanacağı maç ile devam edelim. Maç sonu oyuncuların performansları ve skorları şu şekilde oldu:

gmb-uol3

Üst koridor-ormancı ikililerin değişmediği maça İyi başlayan taraf UOL takımı oldu. Tekrardan belirtmek istiyorum, iki takımın da tankları hem çok fazla cana hem de oldukça iyi bir hasar verme yeteneğine sahip olduğu için, bu maçta da takım savaşları oldukça uzun geçti diyebiliriz. Aynı şekilde iki takım da savaşmayı çok fazla sevdiği için maç sonu haritada 39 skor vardı.

POE bu maç da Kogmaw seçimi ile Ahri eşleşmesinde üstünlük elde etmeye çalıştı. Fakat koridorda fazla varlık göstermese de, ilk maçtakinin aksine bu maç çok daha iyi takım savaşları çıkarttı diyebiliriz. Bu da kesinlikle doğru kompozsiyonun doğru şekilde oynanmasının sonucu. İlk maçta Heca-Nautilus ikilisinin karşı takımı yeterince oyalayacak güce sahip olmamasından dolayı bir varlık gösteremeyen POE, bu maç iki tane sinir bozucu tankın arkasında yeteneklerini özgürce kullandı ve 6-2-7 skoruyla maçı tamamladı.

Maçın kopma noktası ise 34. dakikaydı. Pozisyonel avantajını iyi kullanıp UOL takımından 3 kişiyi öldüren GMB takımı barona başladı. Fakat Vizicsacsi’nin Sion ultisi hem P1noy’u hem de Edward’ı öldürdükten sonra geriye çekilmek zorunda kaldılar. Bir anda uzadıkça uzayan takım savaşı 2v2’ye döndü ve GMB yeteri kadar kendine güvenemedi.

UOL ise bu maç özellikle pozisyon dışı kalan oyuncuları öldürmekte oldukça başarılıydı. Maçın sonunu getiren skorlarda öncelikle Eddy’yi öldüren UOL, daha sonra POE’nin muazzam snipe ultileriyle P1noy’u öldürmeyi başardı ve bir anda GMB takımı 3 kişi ile savaşmak zorunda kaldı. Bu iki skorun ardından yeniden doğma süreleri oldukça uzun olması sebebiyle de UOL takımı nexus kulelerini alıp oyunu bitirmeyi başardı.

GMB’in bu maçı kaybetmesinin en önemli sebebi oyun ortalarında sürekli olarak UOL takımına yakalanmaları. Alt koridorda P1noy’un 2v2’de yakalanması ile başlayan olaylar zincirinin sonucunda UOL daha kararlı bir şekilde oynayarak maçı kazandı.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Ve gelelim serinin final maçına, belki de en zevkli karşılaşmasına. Maç sonu oyuncuların performansları şu şekildeydi:

gmb-uol4

Yanlış görmüyorsunuz, gözlerinizi kırpıştırmanıza gerek yok: Ormancı Shaco. Uzakdoğu liglerini bilmiyorum ama şundan eminim ki bu, Batı Avrupa LCS’de gördüğümüz ilk Shaco. Yine, UOL’un gizli silahı da bu. Sizin için neler hazırladıklarını hiçbir zaman kestiremiyorsunuz. Maç ile ilgili detay vermeden önce GMB’in yasakladığı şampiyonlara bir bakalım:

Ekran Alıntısı212

Sadece yasaklanılan şampiyonlara bakılarak bile UOL’un seride ne kadar hakimiyet kurduğunu görebilirsiniz. Yasaklanan bütün şampiyonlar belirli oyuncuları hedef alarak yapıldı: Kogmaw POE’nin, Morgana Hylissang’ın ve Udyr de Kikis’in geçen maçlar oynadığı şampiyonlardı. Bu 3 şampiyon da Gambit’in başına oldukça iş açtı.

Herkes Kikis’in ne yapacağını merak ediyordu. O da en tahmin edilebilir ve en efektif olanını yaptı: split push. Takım çoğu zaman 4v5 savaşmak zorunda kaldı. Bu süre zarfında Kikis sürekli olarak kule üstüne kule aldı. Bu altın avantajını eşyaya çeviren Kikis, oyun sonunda tek bir yetenek kombosuyla Ezreal’in ya da Jinx’in canının %70’ini götürebiliyordu. Shaco’yu küçümsemek değil de, yeteri kadar önemsemeyen GMB’in sonu böyle geldi.

Fakat asıl bahsetmemiz gereken oyuncu kesinlikle Hylissang. Seri boyunca muazzam Morgana oynayan oyuncu, bu maçta Thresh oynadı ve takımının 4v5 savaştığı takım savaşlarında çok önemli rol oynadı. Oyunun kopma noktası ise şüphesiz ki 30. dakikada üst koridordaki GMB’in UOL’u kovalamaya çalışması ve birer birer ölmesiydi. Hatırlatalım, tüm bu süre zarfında Kikis yine alt koridoru ittiriyordu.

Seriye genel olarak baktığımızda GMB kötü oynamadı. Sadece agresifliklerinin kurbanı oldular ve takım kompozisyonlarını doğru oynayamadılar. UOL ise bizi bir kez daha şaşırtarak yepyeni şampiyon seçimlerini LCS’e getirdi ve onlar GMB’in aksine, takım kompozisyonlarını muazzam bir şekilde oynadı.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Bu eşleşmeler sonucu H2K takımı yarı finalde Fnatic ile eşleşirken UOL da SK Gaming takımı ile eşleşti.

Yarı final karşılaşmaları 11-12 Nisan tarihlerinde oynanacak.

 

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir