League of Legends

Fnatic ve 2015 Dünya Şampiyonası performansı

Bu yıl, LCS tarihinde bir ilk yaşandı ve bir takım, sezonu yenilgisiz bitirdi. Aynı takım, play-offlara yarı finalden katılma hakkı kazandı ve rakibini 3-0 eledi. Mevsim finalinde ise oldukça zorlandı, fakat beş maçlık seriyi 3-2 kazanmayı bildi.

League of Legends otoriteleri arasında yaygın olan bir düşünce var, ki bence oldukça yanlış ve taraflı: Fnatic’in LCS’deki performansının büyük bir bölümü, ligdeki takımların kötü performansından beslendi. Bu mantıklı bir önerme olabilir, fakat başarının tamamını diğer takımların kötü oynamasına bağlamak, Fnatic’i küçük görmek anlamına geliyor. Dahası, rakiplerinin kötü oynaması, Fnatic’in performansının gerçekten iyi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Takımın 2015 Dünya Şampiyonası’ndaki performansında LCS’in formatının büyük bir etkisi de var elbette. Fakat Fnatic bize geride de oynayabildiğini ve çok sayıda stratejisi olduğunu sayısız defa kanıtladı. Takımdaki dört oyuncunun sadece iki mevsim önce kadroya katıldıkları da göz önüne alındığında, Fnatic’in Dünya Şampiyonası’ndaki performansı oldukça etkileyici gözükmekte.

2015 Dünya Şampiyonası’nın ilk etabında nispeten rahat bir gruba düşen Fnatic, Cloud9, Ahq e-Sports ve Invictus Gaming ile eşleşti. Turnuvanın açılış maçında IG ile oynayan takım, rakibini adeta sahadan sildi ve tüm Avrupa’daki League of Legends hayranları aynı tepkiyi verdi: “Sonunda!” Evet, sonunda bir Avrupa takımı, Kore/Çin hegomanyasında kendine yer edinebilir, hatta biraz daha iyimser düşününce Dünya Şampiyonası’nda final bile oynayabilirdi. Tüm sezon görmeye alıştığımız Huni-ReignOver ikilisi açılış maçında da sinerjisini ortaya koydu, Febiven yine sağlam bir performans sergiledi. Yellowstar-Rekkles ikilisi takım savaşlarında Fnatic’in güvenilir hasar kaynağı oldu ve IG, maçın bitmesini bile beklemeden teslim oldu. Fnatic, sonra Ahq ve Cloud9 ile karşılaştı. Ahq maçında inhibitör açmalarına rağmen maçı kaybeden ekip, Cloud9 maçında ise rakibinin kompozisyonuna karşı nasıl oynayacağı konusunda hiçbir fikri yokmuşcasına oynadı ve bu maçı da kaybetti.

Burada dikkate alınması gereken iki şey var. Birincisi; Fnatic, bu iki maçı kaybettiğinde de Febiven Orianna oynuyordu. Maçı kaybetmelerine neden olan takım savaşlarında ise neredeyse her zaman ilk ölen Febiven’di. Özellikle de Cloud9 maçında Balls’ın 5’te 5 yaptığı takım savaşında savaşın başlangıcında öldü ve takımının ihtiyacı olan hasarı sağlayamadı. İkincisi ise Fnatic’in bu mağlubiyetlerinde Huni’nin pozisyon dışı kalışı ya da takım savaşında yanlış oyuncuya odaklanmasıydı. Ahq maçındaki son takım savaşında alt koridor iten oyuncu, Cloud9 maçında ultisini Tristana üzerinde kullanmayı tercih ederek büyük bir hata yaptı. Odaklanması gereken şampiyon, Azir olmalıydı. Bu bahsettiğimiz noktalar elbette maçın kırılma anlarında göze çarpan olaylardı. Fnatic, kaybettiği bu iki maçta da oyunun ortasında ve sonlarında büyük shotcalling hataları yaptı. Takımın oyun başı açgözlülüğü de bu mağlubiyetlerde büyük rol oynadı.

Grup maçlarının ilk haftasındaki performansı ile hayal kırıklığı yaratan Fnatic, mükemmel bir adaptasyon göstererek ikinci hafta maçlarının tamamını kazandı ve grubunu birinci olarak bitirdi. Bu ani performans değişikliğinin arkasında koç Deilor’un imzası bulunurken, takım da yavaş yavaş metaya alıştı ve rakiplerinin nasıl oynadığını çözdü. Örneği Cloud9 tüm turnuva boyunca sadece bir kompozisyon oynadı ve Fnatic de bu kompozisyona karşı nasıl oynaması gerektiğini öğrendi. Aynı şekilde Ahq’nun taşıyıcılarını yasaklama ekranında kontrol altına aldı ve oyunun başında bir avantaj elde edere bunu snowball yaptı. Bu tür bir adaptasyon bile sadece başlı başına takımın LCS’teki performansının bir yanılsama olmadığının kanıtıydı.

fnatic_1

Çeyrek Final’de EDG ile eşleşen Fnatic, turnuvada ilk defa ciddi bir rakiple karşılaştı. Ne var ki EDG, MSI’daki performansından oldukça uzak bir görüntüdeydi. C grubunda SKT T1, H2K ve BKT ile oynayan takım, SKT ile oynadığı iki maçı da kaybederken geri kalan maçlarını kazandı. Burada takımın performansını belirleyen şey  SKT’ye kaybetmesi değil, SKT’ye nasıl kaybettiğiydi. İki maçta da oldukça dominant bir şekilde oynayan SKT’ye karşın EDG neredeyse hiçbir varlık gösteremedi. Dahası SKT karşısında takımın bariz zayıflıkları açığa çıktı. Rakibini iyi analiz eden Fnatic, EDG’ye hiç şans tanımadı ve 3-0 gibi ezici bir skorla seriyi kazandı. Fnatic’in bu seriyi de kazanacağı tahmin ediliyordu, fakat yine bu kadar dominant bir performans, oyuncuların ve koçun seriye çok iyi hazırlandığını gösteriyordu.

Yarı Final’de KOO Tigers ile eşleşen takım, değişken bir performans sergileyen EDG’yi saymazsak ilk defa ciddi bir teste tabi tutulacaktı. EDG’nin aksine KOO çok daha organize ve çok daha cezalandıran bir takımdı. Herkes neredeyse serinin beş maça uzayacağını ön görüyordu. Zira iki takımın oynayış tarzı ve oyuncuların bireysel performansı birbirine oldukça yakın olarak değerlendiriliyordu. Serinin ilk maçında Fnatic, oyunun başında ciddi bir altın farkı yakalamasına rağmen üst koridorda kaybettiği takım savaşından sonra KOO’nun snowball’una engel olamadı. İkinci maçta ise üç inhibitörü de düşmesine rağmen pes etmeyen ve ciddi anlamda büyük bir geri dönüş yapan Avrupa temsilcisi, son takım savaşını kaybetti ve 2-0 geriye düştü. Serinin üçüncü maçında ise tamamıyla dağılmış bir Fnatic izledik. İnanılmaz kötü bir seçim/yasaklama ekranı oynayan takım, rakibine neredeyse artık KOO’nun imzası haline gelmiş bir kompozisyonu hediye etti (Hecarim-Lee-Lulu-Ashe-Alistar). Son maçta hiçbir varlık gösteremeyen Fnatic, seriyi de 3-0 kaybederek 2015 Dünya Şampiyonası’na veda etmiş oldu.

fnatic_2

Bu noktada, Fnatic’in maçlarında yaptığı hataları pozisyon bazında analiz etmek yerine, farklı bir yol izleyerek takım mekaniği hakkındaki düşüncelerimi ortaya koyacak ve takımın neler yapması gerektiği hakkındaki düşüncelerimi anlatacağım.

Fnatic, üst koridor odaklı bir takım. Bunu hiç kimse inkar edemez. Huni, doğası gereği hem heyecanlı, hem de önceden tahmin edilemez oyunlar yapmaya yatkın. Takımın ormancısı ReignOver ile olan sinerjisi ise su götürmez. Tüm oyuncular, maçın başında Huni’ye olabildiğince kaynak sunarken, ReignOver orta koridordaki eşleşmeye bağlı olarak Febiven’e baskın yapıyor ve buradan alt koridora yardıma gidiyor. Takım savaşlarına ve bireysel performanslara baktığımızda ise istatistiksel olarak Febiven’in Huni’ye nazaran daha istikrarlı ve etkili bir oyuncu olduğunu söyleyebiliriz. İşin ilgiç yanı ise, Fnatic, oyuncu harika mekaniğe ve bireysel yeteneğe sahip olmasına rağmen çoğunlukla Rekkles’ı “utility carry” denilen, hasar sağlamak yerine yetenek seti ile takıma katkı sağlayan şampiyonlarda oynatıyor. Oyuncu, turnuva boyunca sadece dört farklı nişancı şampiyon ile oynadı. Bunlardan sadece Jinx hasar odaklı iken, Ashe seçimi de taşıyıcıdan çok utility şampiyon olarak kullanıldı. Bununla beraber Febiven de sadece dört farklı şampiyon tercihinde bulundu: Viktor, LeBlanc, Azir ve Orianna. Febiven’in Orianna seçtiği hiçbir maçta Fnatic galip gelemezken, Viktor seçtiği maçlarda da takım kaybetmedi. Febiven’in harika bir suikastçi olduğunu Avrupa LCS 2015 Kış Mevsimi’nde görmüştük. Oyuncunun control mage şampiyonlarında bu kadar kendini geliştirmesi de takdiri hak ediyor. Febiven ve Rekkles’ın aksine Huni şampiyona boyunca tam olarak yedi farklı şampiyonla oynadı. Riven ile iyi performans göstermesine rağmen KOO serisinde, özellikle de 2. ve 3. maçta çok katkı koyamadı. Belirtmek gerekir ki Huni’nin bu kadar farklı şampiyon oynaması hem oyuncunun şampiyon havuzunun büyüklüğünü, hem de turnuvanın ve metanın ne kadar üst koridor odaklı olduğunu gösteriyor. Üst koridor yasakları, öncelikli ormancı şampiyon azlığından dolayı yasaklama ekranında kendisine yer buldu.

Oyuncuların performanslarından ziyade oynadıkları şampiyonlara dikkat çekmemin nedeni ise, Fnatic’in takım olarak nelere öncelik verdiğini size göstermek istememden kaynaklanıyor. Genel olarak Febiven herhangi bir control mage seçiminde bulunuyor. Rekkles ise kompozisyona bağlı olarak, -ki bunun oldukça sık yaşandığını söyleyebiliriz- utility odaklı bir nişancı alıyor (Kennen ya da Sivir). Ormancı ve destek oyuncu seçimlerinde ise pek bir seçenek bulunmadığından klasikleşen şampiyonlar alınıyor. Ve Fnatic, üst koridorda fark yaratmaya çalışıyor. Ekko, Jarvan IV ve Yasuo seçimleri, bu çabanın en iyi örneği.

fnatic_3

Peki Fnatic’in asıl planı bu mu olmalı? Evet meta üst koridor odaklı. Meta, agresif oynayanları ödüllendiriyor. Fakat Huni, kendisine sunulan kaynağı efektif olarak kullanabiliyor mu? Sorulması gereken asıl soru bu.

Fnatic, kesinlikle elindeki madeni boşa kullanıyor. Takımın değiştirmesi gereken şey, ormancının üst koridora uyguladığı baskıyı haritanın diğer bölgelerine odaklaması. Febiven, Dünya Şampiyonası’nda karşılaştığı herhangi bir rakibine koridor kaybetmedi. Takımı ne kadar geride olursa olsun oyuncu minyon sayısını sürekli yukarıda tuttu. Yani Febiven, takımından gerekli yardımı alamasa bile kendi başının çaresine bakabilecek kadar iyi bir oyuncu. Bana kalırsa yapılması gereken radikal değişiklik, takım kompozisyonlarını Huni’nin etrafına kurmaktansa Rekkles’ın etrafına kurmak. Rekkles, şu anda belki de Batı dünyasındaki en iyi üç nişancıdan birisi. Harika mekaniği olan oyuncuya utility odaklı nişancı oynatılması, stratejik derinlikten ziyade stratejik hata olarak göze çarpıyor. Örneğin Kalista, turnuva boyunca öncelikli nişancı seçimlerinden oldu. Aynı şekilde Jinx de Kalista gibi diğer nişancıların favori şampiyonlarındandı. Fakat Rekkles, sadece iki defa Jinx oynarken, turnuva boyunca hiç Kalista oynamadı.

Farklı bir açıdan bakarsak, Fnatic’in KOO Tigers serisini kaybetmesinin altında yatan en büyük neden, oyuncuların mental olarak, özellikle de ilk iki maç sonrasında dağılmış olmasıydı. LCS formatı olan tek maçlar ve oyuncuların beş maçlık serileri nadiren oynaması ise diğer nedenler olarak göze çarpıyor.

fnatic_4

Huni, oldukça duygusal bir oyuncu. Bir eşleşmede öne geçerse, bu avantajı sonuna kadar kullanıyor. ReignOver’ın da yardımıyla bu avantajı çoğu zaman elde edebiliyor. Fakat bu kadar yüksek seviyede oynanan oyunlarda bu avantajı elde etmek, kabul etmeliyiz ki herhangi bir Avrupa LCS maçındakinden çok daha zor oluyor. Bundan dolayı da geriye düşen oyuncunun performansı dalgalanıyor ve düşüşe geçiyor. Bu duygusallık, maçtan maça değil, oyun içerisinde de oyuncunun performansını etkiliyor.

Farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse, Huni saatli bir bomba. Oyuncunun performansındaki istikrar yok denecek kadar az. Evet mekanik olarak iyi bir oyuncu. Aynı zamanda fırsatını bulduğunda tüm oyunu domine edebilecek kadar da yetenekli. Fakat, tüm bunlar göz önüne alındığında, bir League of Legends izleyicisi olarak sormadan edemiyorum: Fnatic neden hem mental hem bireysel hem de istikrar olarak kat kat daha iyi olan Rekkles’a önem vermezken Huni’ye bu kadar çok olanak sağlamaya çalışıyor?

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir