League of Legends

Hai profesyonel sahneden emekli oldu

2 sene önce Cloud 9 takımı LCS’e yükseldiğinde, League of Legends otoriterilerinin çok fazla bir beklentisi yoktu. Takımın önemli oyuncularından WildTurtle’ı TSM’e kaptırdıktan sonra Sneaky takıma katıldı ve Cloud 9 2013 Kış Sezonu’nu lider kapattı. Dahası devrim niteliğindeki oyun stilleri ve büyük altın farklarından geri dönmeleriyle, kendilerine has bir stil oluşturdular. Bu stili oluştururken tüm takımın katkısı oldu, özellikle de Meteos’un yıldız ormancı performansları ve Sneaky’nin “Batı’nın en iyi nişancısı” unvanını almasına olanak sağlayan oyunları ilk göze çarpan etkenlerdi. Fakat herkesin söylediği ve takdir ettiği kişi, şüphesiz ki takımın beyni Hai’ydi.

Kuzey Amerika Ligi’nin en iyi orta koridor oyuncularını saysak, büyük ihtimalle bir çoğumuz Hai’yi ilk 5’e dahi almayız. Mekanik olarak bir çok oyuncunun gerisinde olan Hai, oyun stratejisi ve takım liderliği konusunda ise 1 numaraydı.

Hai’nin en büyük özelliği ise “support-carry” denilen, bencillikten uzak, takım arkadaşlarının kasmasına yardımcı olan orta koridor taşıyıcısı olarak oynamasıydı. Bir çok orta koridor oyuncusu skor almak için baskın yaparken, Hai, takım arkadaşları skor alabilsin diye uğraştı. Ve bir çok maçta da takımı faydalanabilsin diye de kendisini sürekli feda etti. Bunun en güzel örneğini geçen seneki Dünya Şampiyonası’nda Najin White Sword maçında görebiliriz.

Yıllar sonra eski Dünya Şampiyonası videolarını izleyenler, Hai’nin oyun sonu skorunu görüp ne kadar kötü oynadığını düşünebilir. Fakat bu maçın Cloud 9’ın oyun mantelitesini, daha doğrusu Hai’nin stratejik oyunlarını ve liderliğini en güzel anlatan maçlardan birisi olduğunu çok az kişi anlayacaktır. Hai kendisinden mekanik olarak kat kat iyi bir oyuncu olan Ggoong’a defalarca ölmesine rağmen her pozisyonda takımı için bir avantaj yaratmayı başarabildi. Hatta 11k altın farkına rağmen “split push” ile NWS’nin 1 nexus kulesini almayı dahi başardı. Maçı eninde sonunda kaybettiler, fakat ne zaman NWS ile bir savaşa ya da takasa girseler, takımdan bir oyuncu o sırada ya bir kule alıyordu ya da ejder alınıyordu. Yani Hai’nin Cloud 9’ı her seferinde takım savaşını kaybetseler dahi o ya da şekilde karşı takımdan bir şeyler almayı başarıyordu.

Rüya gibi geçen 3 sezondan sonra, Hai’nin spor hayatını derinden etkileyecek bir şey oldu: Akciğer yetmezliği tanısıyla hastaneye kaldırdı ve sezon boyunca heyecanla beklediği All-Star karşılaşmalarını kaçırdı. Bu büyük bir talihsizlikti zira Hai’nin çaylak yılından sonraki ilk yılıydı ve belki de kariyerinin zirvesindeydi. Kendisini diğer Uzak Doğu orta koridor oyuncularına karşı sınamak istiyordu. Ne yazık ki bu fırsatı elde edemedi.

Hai’nin iyileşmesinden sonraki sezon, Cloud 9’ın performansındaki düşüşün yaşandığı sezon oldu. 2014 Bahar Sezonu Şampiyonluğu’nu Team Solomid’e kaptırdıktan sonra Cloud 9 hayranları bir nebze hayal kırıklığına uğradı diyebiliriz. Çok açıkça görülebilecek bir şey vardı ki o da Hai’nin geçirdiği hastalıktan sonra tam anlamıyla toparlayamamış olduğuydu.

Sarsıntılı başlayan bir 2015 Kış Sezonu ise, Cloud 9 ve Hai için asıl test olacaktı. İlk haftalarda gösterdikleri performanslar hiç de iyi değildi ve takımın alt sıralarda olacağı tahmin edilen takımlara bile yenilmesi, Cloud 9 hayranlarına gerçek hayal kırıklığını yaşattı. Fakat takım karakterini bir kez daha kuvvetlendirdikten ve konsantrasyonu yükselen Hai’nin de yardımıyla takım, normal sezonu TSM’in ardından 2. olarak bitirdi ve playofflarda da finale kadar çıktı.

Serinin ilk maçından sonra “Bildiğimiz eski Cloud 9 geri mi döndü?” sorularının sorulmasına neden olan muazzam bir performans gösteren Cloud 9, ne yazık ki finalde kaybetti ve beklentilerin altında bir performans sergiledi. Yorumcuların dahi “Cloud 9’ın bir sezon daha aynı kadro ile devam edemeyeceğini düşünmüyorum.” yorumlarını yaptığı takımda ayrılık, ne yazık ki gerçekleşti.

Dün takımın resmi sitesinden yapılan açıklama ile Hai, emekliye ayrıldığını duyurdu. Hai’nin açıklamaları ise şu şekildeydi:

Cloud 9’daki orta koridor oyunculuğundan ayrılmış bulunuyorum. Sizlerin, neler olduğu konusundaki, anlayışınızı geliştirmek adına elimden geleni yapacağım ve olabildiğimce transparant olacağım. İlk ve en önemlisi, yıllar boyu Cloud 9’ı ve beni destekleyen herkese çok teşekkür etmek istiyorum. Bu şansa sahip olduğum ve hayallerimdeki profesyonel oyuncu olma imkanını bulduğum için çok minnettarım. Jack olmasaydı bir takım olamazdık ve o sürekli olarak hem organizasyonda ve birer iyi oyuncu olmamızda bize çok yardımcı oldu.

Aşağıdaki sıraladığım nedenler, takımdan ayrılmam için gerekçelerim:

  • Bileğimdeki hasar artık görmezden göremeyeceğim bir şey. Bu hasar benim yeteneklerimi geliştirmem için oynamam gereken oyun sayısını oldukça etkiliyor. Takım arkadaşlarımın oynadığı kadar SoloQ oyunlarını oynayamıyorum ve bu adil değil. En iyi durumda, bileğimdeki hasar 1 sezon daha oynamama izin verirdi ve bu bile net değildi.
  • 2014 Dünya Şampiyonası’ndan beri takım atmosferi/morali sürekli olarak düşüktü. 2014 Yaz Sezonu’nu olabilecek en iyi şekilde geçirmedik ve Dünya Şampiyonası’ndaki oyunumuz yapabileceklerimizin çok altındaydı. Dünya Kupası’nı kazanmak için tekrar nasıl iyi bir performans gösterebileceğimiz konusunu çözmek için çok çabaladık fakat başarız olduk ve takım atmosferi düşmeye başladı. IEM San Jose’yi kazanmak eski Cloud 9 hissini biraz geri getirdi fakat o his de geldiği gibi hızlıca gitti.
  • Bunu olabildiğince açıklığa kavuşturmak istiyorum. League of Legends camiasından gelen benim hakkımda ya da oyunum hakkındaki eleştiriler yüzünden emekliye ayrılmıyorum. Bu eleştiriler umurumda değil dersem yalan söylemiş olurum, fakat takım arkadaşlarımın bana olan güveninden dolayı bu eleştirilerin benim üzerimdeki etkisi oldukça hafiflemişti. Zamanla takım arkadaşlarım bana bir oyuncu ve lider olarak duydukları güveni kaybetmeye başladılar. Beni en çok etkileyen bu oldu. Bunun aşabileceğim bir problem olduğunu düşünmüyorum ve gerçekten bu beni çok etkiledi. Meta değişmeye başlamadan önce bile her zaman “Support Carry” rolünü oynadım ve hali hazırdaki metada benim oyun stilim artık işlemiyor.
  • Umuyorum ki takıma katılacak yeni orta koridor oyuncusu ile karşılaştığımız sorunlar sıkı çalışma ile çözülecek ve takım yeni bir başlangıça yönelecek. Bütün problemler çözülecek mi? Emin değilim, fakat çözüm için uğraşılacak bir zaman olsaydı, o şimdi olurdu. Takımın kendini geliştireceğine, Kuzey Amerika’daki en iyi takım ünvanını geri alacaklarına ve uluslar arası arenada kendilerine yer bulacaklarına dair inancım tam. Biliyorum ve umuyorum ki hepiniz Cloud 9’ı desteklemeye devam edeceksiniz.  Emekliliğim konusunda ne yapacağıma gelince, Cloud 9’daki yeni rolüm olan Oyun Kurulu Başkanlığı’na (Chief Gaming Officer) odaklanacağım. Görevim, tüm alakalı oyunlardaki yeni yetenekleri ve takımları keşfetmek, yeni partnerler getirmek ve var olanlarla olan ilişkimizi yönetmek. 

Hai’nin Cloud 9 takıma kattıkları şeyler, bir takımın şampiyon olmasındaki en önemli bileşenlerden. Dahası, söyleyebiliriz ki, Hai’nin ve Cloud 9 takımının oynayış stili, Team Solomid’in şu anki oyun anlayışına da oldukça etki etti. Regi’nin TSM’den ayrılmasından sonra bile Cloud 9’ın dominant oyunu altında ezilen TSM takımı, bu soruna çözüm ararken şu anki takım kimliğini buldu ve hali hazırda bunu koruyor.

Hai’nin dehasını tekrar profesyonel sahnede göremeyecek olsak da, kariyerinin devamında kendisine 5mid ekibi olarak başarılar diliyoruz.

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir