League of Legends

Kuzey Amerika LCS Çeyrek Final analizi

Kuzey Amerika LCS’in son hafta maçlarının oynanmasıyla, playoff eşleşmeleri belli oldu. Harika bir sezon geçiren ve son haftalarda stresli maçlar oynamasına rağmen bu stresin altından çok iyi bir şekilde kalkan Team Liquid yarı final bileti alırken, playoff’a 1. olarak girdi. Yine TL gibi çok iyi bir sezon geçiren ve kötü 2 hafta geçirmesine rağmen bu kötü gidişi kısa sürede durdurup eski performansına dönen CLG de, playoff’a 2. sıradan girerek yarı final biletini kaptı.

Playoff’un çeyrek finalinin ilk eşleşmesi ligin büyük bölümünü 1. olarak sürdüren fakat son haftalarda performans düşüklüğü yaşayan Gravity ile yine kendisi gibi sezon boyunca iyi performans göstermesine rağmen son haftalarda inanılmaz bir düşüş yaşayan Team SoloMid arasında gerçekleşecek. Playoff’un ikinci çeyrek final eşleşmesi son maça gelene kadar 8 maçlık bir zafer serisine sahip olan Team Impulse ile yine lige çok iyi bir başlangıç yapan ve League of Legends hayranlarına “Acaba?” dedirten Team Dignitas arasında oldu.

Bu yazımızda bazı istatistikler ile birlikte, playoff’un Çeyrek Final eşleşmelerini inceleyecek, takımların güçlü ve zayıf yanlarını analiz ederek eşleşmenin nasıl sonuçlanacağını tahmin etmeye çalışacağız.

Gravity-Team SoloMid

Skor Tahmini: Gravity 2-3 Team SoloMid

4. ve 5. olan takımların karşılaşması, muhtemelen Çeyrek Final karşılaşmalarının dikkatle takip edilmesi gereken serisi olacak. Zira iki takım da sıralama durumu dikkate alınmadığında oldukça güçlü. İki takımın da kendine has güçlü yanları bulunurken en çok merak edilen soru, Gravity’nin Bo5’lık bir seride, özellikle de bu serileri çok iyi oynamasıyla bilinen Team SoloMid’e karşı ne yapacağı.

Gravity, takım kompozisyonu kurma konusunda ligdeki en ilginç takım olabilir. Cop’un koçluğa geçmesi ile birlikte “flex pick” denilen seçimleri daha sık yaparak rakiplerini şaşırtmayı çok seven takımın bu şaşırtıcı seçimleri en çok uyguladıkları yer, şüphesiz orta koridor. Ligdeki diğer orta koridor oyuncularının aksine Keane çok daha değişken bir oyuncu. Urgot’u profesyonel sahneye getiren Keane, inovatif seçimleri oldukça seviyor. Oyuncunun en büyük avantajı da takımın bu seçimlerin etrafına kompozisyon kurabilmesi ve bunu sahaya iyi bir şekilde yansıtabilmesi. “Cheese pick” denilen şaşırtıcı seçimlerin en çok göze çarpanları Hecarim, Malphite ve Jarvan IV. Cheese pick konusunda takımın geri kalanı da hiç fena işler yapmazken, yine bir inovatif seçim olan Shen-support’un da ilk defa takımdaki BunnyFuFuu tarafından yapılmış olduğunu belirtelim.

Soloq’da bu seçimler sizi pek de avantajlı konuma sokmasa da, Gravity’nin en güçlü yanı, bu seçimler ile oldukça iyi hatta daha rahat oynuyor olabilmeleri. Bo1 maçlarda rakibini her maç şaşırtan ve sürekli olarak Vadi’ye yeni seçimler getiren takım için bunu 5 maçlık seride tekrar ettirmek oldukça zor gibi gözüküyor. 3 maç üst üste yaparak bunu kazanmak ise daha da imkansız gibi. Dolayısıyla Gravity’nin Cheese pick stratejisi onlara en fazla 1 ya da 2 maç kazandırabilir. Sezon boyunca söylenen şey, ligdeki takımların Gravity’ye karşı pick/ban aşamasını nasıl oynayacağını çözememesi ve Gravity’nin bundan faydalandığıydı.

Gravity oyun başını sakin ve yavaş oynamayı seven bir takım. Buna rağmen ligde erken kavgaları en çok gerçekleştiren takımlardan birisi. Oyun içerisindeki en güçlü yanları takım savaşlarını harika oynayabilmeleri. Rakibin taşıyıcılarına odaklanmada çok iyi olan takımın takım savaşı mekanikleri ve bu konudaki öncelikleri oldukça açık: Önce taşıyıcıyı aradan çıkar.

Takımın yıldızı, daha doğrusu seçimlerinden dolayı en göz önünde olan oyuncusu, Keane gibi gözükse de, asıl yıldız şüphesiz Altec. Oyuncunun takım savaşlarındaki pozisyon alması ve koridor safhasını çok iyi oynaması, onu Gravity için oldukça değerli kılıyor. Dahası Altec, istatistiksel olarak takımın ana hasar verme kaynağı.

AKP = Average Kill Participation  DPM = Damage Per Minute  EGPM = Earned Gold per Minute

KDA= Skor-Ölüm-Asist AKP=Ortalama skor katkısı DPM=Dakikada verilen hasar EGPM=Dakikada kazanılan altın

Gravity’nin en büyük eksikliği ise şüphesiz “oyun” yapmak için Bunny’ye ya da Keane’e bağımlı olmaları. Pozisyon dışı öldürülen bu oyuncular takım savaşından çıktığında Gravity’nin bütün yaratıcılığı kayboluyor ve anında geri çekilmek zorunda kalıyorlar. Çeyrek Final’de TSM’in yapması gereken en önemli şey, Bunny’ye ve Keane’e çok dikkat etmek olacaktır.

Gravity, TSM’e göre çok daha fazla ilk ejdere önem veren bir takım. İlk ejder alma oranı %63 iken, TSM’de bu oran %39. Takımların oynayış mentalitesine dair güzel bir detay olan bu istatistik, Gravity’nin 5. ejderi önemli bir avantaj olarak gördüklerini ve oyunu harita objektiflerine odaklanarak oynadıklarının çok iyi bir göstergesi. İki takım da harita üzerindeki görüşe önem verirken Gravity’nin daha fazla totem koyduğunu söyleyebiliriz.

Gravity’nin TSM’i yenmesinin anahtarı ise şüphesiz Bjergsen’i ve Dyrus’u kontrol altında tutmaları, hatta oyundan düşürmeleri. Dyrus için bu kolay olabilir (lane swap) fakat Bjergsen’i koridorda ve takım savaşlarında yenmek şüphesiz tüm takımın objektifi olacaktır. Keane Bjergsen’e karşı çok iyi iş çıkartabilir fakat koridoruna gelecek iyi baskınlar, koridoru kaybetmesine, dahası oyunu kaybetmesine neden olabilir.

Öte yandan kötü günler geçiren Team SoloMid için bu seriyi geçmek hayati önem taşıyor. Gravity çok iyi bir takım, ne var ki TSM’in terübesi ile boy ölçüşecek kadar tecrübeleri bulunmamakta. Takımın yıldızı şüphesiz Bjergsen iken arka plandaki kahramanlar ise Lustboy ve Santorin.

Son 3 haftaya kadar ligde fırtına gibi esen ve 6. haftaya gelene kadar çok az maç kaybeden takımın problemleri olduğu aşikar. En çok göze çarpanı ise Santorin ve WildTurtle’daki performans düşüklüğü. TSM’in en güçlü yanı, Lustboy-Santorin ikilisinin sürekli olarak takıma harita üzerinde görüş sağlamasıydı. Bu görüşü sezonun genelinde iyi kullanan takım, bunun meyvelerini skor ve kule alma olarak alırken, bu ikilinin aktifliğinin düşmesi ile beraber TSM’in de etkinliği büyük ölçüde azaldı. Santorin’in en çok eleştirilen özelliği ise, özellikle de IEM Katowice’den sonra, üst koridora çok az baskın yapması. Maç boyunca az yapılan baskın, oyunun erken safhalarında hiç olmayınca, Dyrus için hayat hiç de kolay geçmiyor. Santorin’in bu eksikliği Dyrus’un çoğunlukla oyundan düşmesine neden olurken, “support top laner” kavramı da anlamını yitiriyor.

TSM’in ana hasar kaynağı ise orta koridor. Dolayısıyla Santorin’in oyunun erken safhalarında Bjergsen’e yardım etmesi şaşırtıcı bir durum değil. Ne var ki oyuncunun dengeyi bulamaması, aynı şey için oyunun belirli safhalarında alt koridor için de söylenebilir, takımın bir şekilde dağılmasına neden oluyor. Takımın diğer bir problemi ise şüphesiz WildTurtle’ın koridor safhasında çok geriye düşmesi. Turtle, ligdeki tüm nişancılar arasında 10 dakikada ortalama minyon sayısında sonuncu sırada. Dahası 10 dakikada ortalama altın sayısında da sondan bir önce. Hal böyle olunca oyuncunun oyunda geriye düşmesi oldukça normal gözükürken WildTurtle bu açığı takım savaşlarındaki inanılmaz pozisyonlanması ve doğru odaklanması ile aşıyordu. Turtle’ın şu andaki kötü performansının altında yatan neden ise az önce bahsettiğimiz güçlü yanlarını artık Vadi’ye yansıtamaması. Takım savaşlarında rakip takımın içine sıçraması ya da savaş başlamadan çok önde yakalanması baktığımızda asıl neden olarak gözümüze çarpmakta.

Takım içerisindeki tüm olumsuzluklar bir yana, Bjergsen insan üstü bir iş çıkarıyor. Toplam skor sıralamasında oyuncu Doublelift’in ardından ikinci iken KDA sıralamasında ise orta koridor oyuncuları arasında 2. sırada bulunuyor. Belirtmek gerekir ki Bjergsen, tüm ligdeki en agresif orta koridor oyuncusu olabilir. Rakibini her hatada cezalandırmaya çalışan ve şampiyonunun limitlerini zorlamayı çok seven oyuncunun TSM’in ana hasar kaynağı olmasının şaşırtıcı bir yanı yok. 10 dakikada ortalama minyon sayısı istatistiğinde tüm ligde 2. sırada bulunan oyuncu, ortalama şampiyonlara verilen hasar sıralamasında ise 756 ile birinci. Bjergsen’in takımın ana hasar kaynağı olduğunu söylemiştik. Takımın verdiği hasarın %42’sini üretmesi ve takımının kazandığı altının %27.2’sinin Bjergsen tarafından elde edilmesi, oyuncunun takım için ne kadar önemli olduğunun göstergesi.

TSM’in en güçlü olduğu nokta takım savaşlarındaki koordinesi ve çok kısa zamanlar arasında verdiği harika kararlar. Bu sezon 5. haftada oynadıkları CLG maçı, karar verme mekanizmalarının ne kadar güçlü olduğuna ve o bir nefes alışlık zamanda yaptıkları oyunların takım için ne kadar önemli olduğunun en güzel kanıtı. Bu maç özelinde konuştuğumuzda, takımın geride olmasına rağmen 1 takım savaşı kazanıp avantajı nasıl lehlerine çevirdiklerini açıkça görebiliriz.

Sonuç olarak; serinin baş başa geçeceği oldukça aşikar. Gravity’nin “cheese pick” avantajı bulunsa da, TSM’in 5 maçlık serilerde kolay kolay yenileceği düşünülmemekte. Takımın koçları oldukça profesyonel ve etkiliyken TSM’in bir seride kolay kolay yenilmesi mümkün gözükmüyor. Özellikle de Gravity’ye karşı nasıl oynamaları gerektiğini çözdüklerinde işleri daha da kolaylaşacak gibi. Öte yandan harika bir sezon geçirmelerine rağmen şaşırtma taktikleri dışında çok fazla avantajı bulunmayan Gravity’nin TSM’i zorlayacağı, buna rağmen baskı altında yanlış kararlar vermesi çok daha olası. Eşleşmenin kaderi ise şüphesiz orta koridor oyuncuları tarafından verilecek.

Team Impulse-Team Dignitas

Skor tahmini: TIP 3-0 Dignitas

3. ve 6. takımın karşılaşmasına sahne olacak eşleşmesinin sonucu, diğer Çeyrek Final eşleşmesine nazaran daha kolay tahmin edilebilir. İki takım da bu sezon yeni kadrolarıyla sahneye çıkarken Dignitas çok iyi bir başlangıç yapmasına rağmen sezonun ikinci yarısında geriye düştü. Team Impulse ise lige oldukça kötü bir başlangıç yaparak hayranlarını hayal kırıklığına uğratsa da, sezonun 2. yarısında büyük bir atak yaparak üst sıralara istikrarlı bir şekilde tırmandı. Bunu yaparken de takım oyununu ve oyuncular arasındaki sinerjiyi arttıran Impulse, serinin favorisi konumunda.

Dignitas, tüm ligde şaşırtma potansiyeli en çok olan takımlardan birisi. Bir maç kötü oynadıktan sonra öteki maç harikalar yaratabilen takımın performansı Kiwikid’in performansına oldukça bağlı. Oyunun erken safhalarını iyi oynadıklarında inanılmaz bir kartopu etkisi yakalayan takımın maçı bu noktadan sonra bitirmesi de uzun sürmezken, oyun başı geriye düştüklerinde ise maç tamamiyle tersi şekilde yürüyor.

Belirtmek gerekir ki Dignitas da geleneksel olmayan şampiyonlar ile oynamayı seviyor. Shiptur’un metada olmamasına rağmen Diana oynaması, Gamsu’nun Jarvan seçimi ve CoreJJ’nin sezonun başlarındaki Kog’Maw seçimleri buna örnek olarak gösterilebilir. Ormancıları Azingy’yi Helios ile değiştirdikten sonra çok daha rahat oynayan takımın en büyük özelliği, muhtemelen Kuzey Amerika LCS’deki en etkili üst koridor taşıyıcılarından birisi olan Gamsu. ZionSpartan’dan sonra oyuna etkisi en çok olan oyuncu olan Gamsu’nun oyunu üst koridordan taşımayı ne kadar sevdiği herkes tarafından bilinen bir gerçek. Bundan dolayı da Helios’un baskın önceliği her zaman üst koridor oluyor.

Takımın üst koridoru bu kadar etkili iken ne var ki orta koridor bu kadar etkili değil. Shiptur mekanik anlamda inanılmaz bir oyuncu, buna kimsenin itirazı olmayacaktır. Fakat oyuncu koridor safhasını inanılmaz kötü oynuyor. 10 dakikada ortalama minyon sayısı farkında -6.9 ile sondan bir önceki sırada bulunan oyuncu, 10 dakikada ortalama altın farkında da -91.2 ile tüm ligde son sıralarda bulunmakta. Oyuncunun bu eksikliği herkes tarafından eleştirilse de, Shiptur, bu eksikliği mekanik anlamdaki yetenekleri ve oyun sezgisinin verdiği öz güvenle imkansız oyunlar yaparak kapatıyor.

Takımdaki bir oyuncu dışında herhangi bir oyuncunun değişmesi takımın ahengini bozmaz gibi gözükürken, o oyuncu takım için hayati önem taşımakta: Kiwikid. Geçtiğimiz yıldan itibaren destek oyuncusu olarak etkinliğini oldukça arttıran oyuncu, yoktan var ettiği oyunlar ile tanınıyor. Geçtiğimiz sezon LCS’den düşme tehlikesi yaşayan Dignitas’ı mükemmel 5 kişilik Alistar kombosu ile kurtaran oyuncunun maç sırasınca tek bir amacı var: takım için pozisyon yaratmak. Kiwikid tüm ligteki destek oyuncuları arasında en çok baskın yapmayı ve harita üzerinde gezmeyi seven destek oyuncusu olabilir. İlk olarak aldığı Gezgin Çizmesi’nin verdiği mobilite ile harita üzerinde dolaşan, totem koyan ve genellikle orta koridora baskına giden oyuncu, Dignitas’ın “playmaker”ı, pozisyon yaratıcısı. Çoğu zaman kendini fena edip takım savaşlarında ilk ölen olan oyuncu bu ölümleri dert etmeyerek takımının savaşı kazanmasında büyük önem oynuyor.

Helios ve CoreJJ arka plandaki oyuncular olarak göze çarpsa da Dignitas’ın savaş başlatma mekaniklerinin en önemlisi de genellikle Helios ve oyunları oluyor. Ne var ki takım bir çok açıdan oldukça zayıf. Harita objektiflerinin en önemlilerinden olan ejderi ilk alma yüzdeleri %39 iken, bu sıralamada ligde sondan birinciler. Dakikada ortalama totem koyma istatistiğinde ise yine 2.82 ile 9. olan takım, 15. dakikada ortalama altın farkında ise -522.3 ile 8. konumdalar. Hal böyle olunca takımın sıkıntılarının nerelerde odaklandığı apaçık ortada.

Dignitas, bu seriyi kazanmak istiyorsa takımın taşıyıcıları olan Shiptur ve Gamsu’yu doğru şekilde beslemek ve oyun başını lider kapatmak zorunda. Diğer türlü takımın şansı pek yok gibi gözükürken seride olası bir geri dönüş yaşamaları ihtimali de yok denecek kadar az.

Dignitas’a nazaran Team Impulse tamamiyle farklı bir hikaye. Yukarıda belirttiğimiz gibi ligin ilk yarısında kötü bir performans sergilemelerine rağmen 2. yarısında tabiri caizse “açılan” ve son haftaya gelene kadar 8 maçlık bir zafer serisi yakalayan takım, son haftaki performansı da göz önüne alındığında bu serinin en büyük favorisi. Rakibine nazaran çok daha derli toplu gözüken takımın en büyük kozu ise Rush-Impact ikilisi.

XWX’un playoff süresince oynayıp oynamayacağı belli değilken, oyuncunun yedeği olarak takımla son hafta maçlara çıkan Gate, hiç de kötü bir seçim gibi gözükmüyor. Ne var ki Team Impulse için bu bir dezavantaj olarak görülebilir. Gate oynadığı iki maçta koridor safhasında pek iyi işler yapamasa da takım savaşlarında iyi işler başardı. Oyuncunun şampiyon havuzu ve Vadi’ye neler getireceği ise merak konusu.

Impact hakkında söylenecek çok şey var, fakat söylenmesi gereken ilk şey tam bir Dünya Şampiyonu gibi oynadığı. Impulse’un “geri dönüş”ünde büyük pay sahibi olan oyuncunun ve Rush’ın sonunda o uyumu yakalaması, takım açısından hayati. Öncelikle belirtelim, bu tank metasında bir üst koridorun oynaması gerektiği gibi oynayan oyuncu, “tank” kelimesinin hakkını verirken, oynadığı şampiyonun limitlerini zorlayarak maksimum hasar verme konusunda da oldukça iyi. Son haftalarda oynadığı Gnar oyunlarıyla izleyenleri kendine hayran bırakan Impact, özellikle de son hafta son maç olan TL maçının neredeyse TIP tarafından kazanmasını sağlayacaktı. Oyun görüşü ve sezgileri oldukça yüksek olan oyuncu, Rush ile birlikte takımı adına pozisyon yaratan ana karakter diyebiliriz.

Kore Soloq’sunda 1. olması ile tanınan Rush için ise takımın agresifliğini tek başına üstlenen oyuncu diyebiliriz. Favori şampiyonu olan Lee Sin ile yaptığı oyunlar takımına büyük avantajlar yaratırken, oyuncu, takım savaşlarını başlatma konusunda da oldukça iyi. Seride hayati önem oynayacak oyunculardan birisi olan Rush’ın en büyük özelliği oyunun başlarında yarattığı pozisyonlar ile takımına sürekli olarak pozisyon yaratması. Bunun dışında rakip takımın ormanına baskın yapmayı oldukça seven oyuncu, karşı ormancıyı oyun içerisinde zor durumlara sokması ile tanınıyor. Özellikle de Nidalee ile agresif “counter-jungling” yapmayı seven oyuncunun bu agresifliği çoğunlukla skor ya da objektif ile ödüllendiriliyor.

Bireysel olarak çok iyi oyunculara sahip olan takımın asıl gücü şüphesiz takım savaşlarındaki kararlılıkları ve doğru takım savaşlarını seçmeleri. Güncel olarak verebileceğimiz en güzel örnek olan Team Liquid maçı, Team Impulse’un çok iyi takım savaşı sezgisine sahip olduğunun en güzel kanıtı. Geride olmalarına rağmen doğru savaşları seçerek TL’i katleden takım, bu avantajları harita üzerindeki objektiflere çevirmekte hiç de zorlanmadılar. TL’in harika hamlesiyle maçı kaybetmelerine rağmen ne kadar dişli bir rakip olduklarını tüm Kuzey Amerika LCS’e kanıtlayan takım, bu seride de bu şekilde takım savaşları oynadıkları takdirde işleri oldukça kolay.

Impulse, harita görüşüne oldukça önem veren bir takım. Rush’ın sık sık Lee Sin oynaması da bu konudaki avantajlarını arttırıyor fakat oyuncuların sarı totemlerini neredeyse her maç yükseltmeleri de bu harita görüşüne oldukça katkı sağlıyor. Dakikada ortalama konulan totem sayısında 3.26 ile ligde 2. sırada olan takım, bu görüşün de sağladığı avantajlarla kuleleri erkenden alıp altın farkını açıyorlar. 15. dakikada ortalama altın farkında 628.6 ile ligde 3. sırada olan takım, dakikada ortalama şampiyonlara verilen hasarda 1.917 ile 3. sıradalar. Bu istatistikler, takımın oyun görüşünü ve agresifliğini oldukça iyi bir şekilde ortaya koymakta.

Takımın yıldızı olarak Rush-Impact olarak gösterilse de, arka planda çok önemli işler yapan bir oyuncu daha var, o da Apollo. Performansını her geçen hafta arttıran oyuncu, takım için hangi şampiyon daha iyi olacaksa o seçimi yaparken, takım savaşlarındaki pozisyon alma bilgisi, kendisini ligdeki en önemli ve takımı için yararlı nişancılar arasına sokmakta. Mekanik olarak bir yıldız olmasa da, Apollo, takımdaki işleyiş açısından önemli bir parça.

Sonuç olarak; Team Impulse takımı bu eşleşmede çok daha önde gözükmekte. Takım savaşlarındaki düzenlilikleri ve oyuncular arasındaki uyumun günden güne artmasıyla, seriyi rahatça kazanacakları düşünülüyor. Öte yandan Dignitas’ın bu etkili TIP’e karşı yapması gereken şey oyunun erken safhalarında kontrolü ellerine alıp doğru savaşlar seçmeleri ve taşıyıcılarını beslemeleri. Dikkat edilmesi gereken eşleşme Impact-Gamsu eşleşmesi gibi gözükürken, iki takımın “playmaker”larına (Rush ve Kiwikid) bu seride oldukça fazla iş düşüyor.

Kuzey Amerika Çeyrek Final eşleşmeleri 8 Ağustos günü başlıyor. Bu eşleşmeleri lolesports adresinden takip edebilirsiniz.

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir