League of Legends

Sıfırdan zirveye yolculuk: Origen

Bir takım düşünün ki; yaklaşık bir yıl önce kurulsun, sırasıyla Challanger Series’de şampiyon olup, LCS’e yükselsin, LCS yaz mevsiminde rüzgar gibi essin ve Worlds’e katılmaya hak kazansın. Çoğu kişi xPeke ve arkadaşları için 2015 Dünya Şampiyonası’nın tatil edasıyla geçmesini bekliyordu, ama onlar Origen’in birinci sınıf bir takım olduğunu herkese gösterdi. Zorlu D grubundan rahatlıkla çıkmayı başaran takım, performansıyla, ürettiği stratejilerle, yaptığı seçimlerle Dünya Şampiyonası’nda adından en çok söz ettiren takımlardan bir tanesi olmayı başardı.

Origen nasıl oldu da bu kadar başarılı olabildi? Gelin bu soruya cevaplar arayalım.

Öncelikle başarının kriterleri herkese göre değişebilir. Çoğu yorumcu, LoL sever, profeyonel arenayı takip eden insanlar Origen’in Worlds’e katılmasıyla zaten bir başarım elde ettiğini düşünüyordu. Haksız sayılmazlardı. 8-9 ay içerisinde sıfırdan Dünya Şampiyonası’na katılım hakkı elde eden takımı yaratmak kolay olmasa gerek. Origen’in D grubuna düşmesiyle, Dünya Şampiyonası’nda etkisiz bir performans göstereceklerine dair kanaatleri iyice artmaya başladı. Çünkü grubunda LGD, KT ve TSM gibi güçlü takımlar yer alıyordu. LGD ve KT’nin grubu zorlanmadan bitireceği normal olarak herkesin beklediğiydi. Grup maçlarının oynandığı ilk haftadan sonra ise birkaç kişi hariç herkesin yanıldığı ortaya çıkmıştı. Origen mükemmele yakın bir perfomansla ilk üç maçını kazanmış ve gruptan çıkma adına çok büyük bir şans yakalamıştı. Maçların kazanılmasından daha da öte ilginç olan, bu zorlu maçları kazanırken oynanan oyun, üretilen stratejilerin değişkenliği ve oyun içerisinde gerekli hamlelerin yapılması gibi üst düzey takımların yapabildiği bu zor işlerin Origen için adeta birer çocuk oyuncağı gibi gözükmesiydi.

xpeke

Tüm bu noktalara parmak basmadan önce Origen’in kadrosuna tekrardan bakmak zorunluluğundayız. Takımın belki de en eleştirilen ve Worlds öncesinde analiz masalarında takımın ‘en zayıf halkası’ olarak nitelendirilen xPeke’nin performansı merak konusuydu. xPeke’yi Fnatic günleriyle kıyaslamak elbette büyük bir hata olacaktır. Kendi kurduğu takımda, oyunun olgunlaştığını ve daha az hata yapmaya yönelik oynadığını görmekteyiz. Taşıyıcı şampiyonları pek tercih etmeyeşiyle beraber, daha takım oyununa yatkın, takımı yönlendirebilecek şampiyonları tercih etmeye başladı. 1. Sezondan beri profesyonel arenada bulunan oyuncu, kendisiyle aynı zamanda kariyerine başlayan oyuncuların birer birer emekli olmasıyla beraber yalnız kaldı diyebiliriz. Bu kadar uzun zamandır hep en üst seviyede bulunmayı başaran İspanyol oyuncunun, Worlds sonrası emekli olacağı dedikoduları da yapılmaktaydı. Tüm eleştirilere grup maçlarında harika bir performans göstererek cevap veren oyuncu, hem tecrübesini çok iyi kullanarak hem de yeteneğinin deforme olmadığını herkese göstererek ben daha buradayım demeyi başardı.  xPeke Dünya Şampiyonası’nda tüm orta koridor oyuncuları arasında dakika başına en fazla minyon kesme skorunda birinci sırada yer alıyor (Dakika başına 9.8). Ayrıca yaptığı seçimlerle de maça yön veren oyuncu, bu noktada da klasını konuşturmayı bildi. TSM’in ünlü orta koridor oyuncusu Bjergsen karşısına seçtiği Anivia ile hem TSM’in hem de Bjergsen’in planlarını alt üst eden Peke, maçın Origen adına rahat geçmesinde birinci pay sahibi. Oyunu daha çok rakip orta koridoru oynatmamaya ve takımına liderlik etmeye evrilen Peke’nin, bunda da başarılı olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Grup maçlarnın ilk haftasında Xpeke’nin karşısında oynayan orta koridor oyuncularının, zor durumlara düştüğünü hatırlayın. Unutmamız gereken bir nokta daha ise xPeke’nin bunu Fnatic günlerinde de yaptığıydı. Önemli ve hedef maçların çoğunda iyi bir performans gösteren oyuncu, Koreli oyunculara bile kök söktürmeyi başarıyordu (İsteyenler Xpeke’nin Ahri, Dade’nin Zed oynadığı S4 Dünya Şampiyonası maçını da Youtube üzerinden izleyebilir).

Takımın bir diğer underdog diye tabir edilen -Türkçe’si bir oyunun sonunda yenileceği düşünülen taraf, favori olmayan- oyuncusu Fransız Soaz. Geçtiğimiz sene Fnatic’de çok eleştirilen ama xPeke’nin güvenerek takıma kattığı oyuncu, bu sene geçtiğimiz seneye oranla daha iyi bir performans sergiliyor. Soaz’ın en büyük artılarından bir tanesi çok geniş şampiyon havuzunun bulunması. Xpeke’den sonra takımda en tecrübeli ikinci isim olan üst koridor oyuncusu, tecrübesiyle iyi işler çıkarmaya devam ediyor. Grup maçlarının Fransa’da oynanması sebebiyle büyük bir seyirci desteği alan Soaz, performansını iyice arttırmış durumda. Şampiyon havuzunun genişliğinden bahsetmişken, 6 grup maçında 5 farklı şampiyon seçimi yaptığını belirtmekte fayda var.

Seçilen farklı şampiyonlardan ve şampiyon havuzundan bahsetmişken, tam bu noktada Origen’in stratejik çeşitliliğinden de bahsetmek gerekiyor. Takımın Dünya Şampiyonası’na çok iyi hazırlandığı açıkça ortada. Değişik kompozisyonları rahatça uygulayabilmelerinin yanında, herkesten farklı olarak double teleport metasını tekrardan metaya sokmayı başardılar. Şampiyon seçimleriyle farklı kompozisyonlar kurabilirken, maç içerisinde de küçük stratejik kararlar ile olayın boyutunu çok daha ileriye taşıyabiliyor ve rakibin kafasını sürekli karıştırıyorlar. Maçın başında geriye düştükleri anda Soaz ve Xpeke ayrık ittirmeyle rakibin kafasını allak bullak edebilirken, başlayan takım savaşında bir anda sayıca üstün hale gelip savaşı kazanabiliyorlar. Kazandıkları avantajı sürekli daha büyük bir avantaja çevirmeyi de başaran takım, global görevler konusunda da şampiyonada ilk sıralarda yer alıyor. Takımın bir diğer uzmanlık alanı da shotcalling denilen, oyun içerisinde karar mekanizmasını yürüten komutlar. xPeke, Soaz ve Mithy’nin tecrübesiyle beraber takımın bu noktada hiç zorluk çekmediği oldukça aşikar. Çoğu maçta doğru kararları, hızlıca verebilen takım belki çok çok yetenekli oyunculardan kurulu olmayabilir, ama shotcalling ve tecrübe konusunda Dünya’nın en iyi oyuncularından bir kaçına sahip diyebiliriz.

Görüntüler üzerinde ilerlemeden önce aşağı koridora da bir parantez açmak gerekiyor. Çaylak Niels, takımın şu an yıldızı konumunda. Onunda şampiyon havuzunun çok geniş olması sebebiyle, Origen’in kuracağı her kompozisyona uyabilen oyuncu, takım içn büyük bir şans. Mithy ile de çok iyi anlaşmaları sonucu takım savaşlarında büyük bir faktör haline gelebiliyorlar. Kalista performansıyla büyülemeye devam eden oyuncu, Kalista’nın yasaklandığı maçlarda gerek Kog’Maw gerek ise de Sivir gibi stabil seçimler yaparak takımına stratejik çeşitlilik sağlayabiliyor.

niels_pic

Sürekli Origen’in takım oyunu ve stratejilerinden bahsetmişken ilk maçımıza geçelim. Seçim ekranında Vladimir kitleyen OG’de herkes xPeke’nin gene Vladimir oynayacağını tahmin ediyordu (2015 Eu LCS’de xPeke’ninen fazla oynadığı şampiyon). Ama onlar herkesi ters köşeye yatırarak, üst koridora Vladimir’i, Peke’ye de Orianna’yı seçti. Karşı takımın Kog’Maw ile aşırı dürten yapısına karşılık, Vladimir’in arka saflara girip hasarı absorme etme yeteneğine güvenen ve bunda başarılı olan Origen’in bu kararı çok yerinde verilmiş bir karardı.

İlk gifimiz takımın geriye düştüğü bir anda sorumluluk alan xPeke’nin Orianna’ya ne kadar hakim olduğunu gösteren bir oyun ve ardından maçın çevrilmesini sağlayan savaş:

Bir diğer gifimiz yine LGD maçından. Jugger’Maw kompozisyonuna karşı nasıl oynadıkları adeta bir ders niteliğinde. Arka saflara sarkan ve hasarı üstüne çeken Soaz, Kog’Maw’ın savaşa dahil olmasına engel oluyor ve Soaz sayesinde Origen rahat bir savaş çıkartıyor.

TSM mücadelesinde Bjergsen’in Victor seçimine karşılık kimsenin beklemediği Anivia seçimi yapan ve herkesi şaşırtan xPeke, tercihinin yine ne kadar doğru olduğunu da göstermeyi başarıyor. Minyon dalgası temizleme özelliği ve kalabalık kontrolü etkisi yüksek olan bu seçimle beraber, hem rakip orta koridoru durduran Origen, hem de TSM takımına harita göz açtırmıyor ve maçı kazanmasını biliyor.

Origen – TSM mücadelesinin kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Üçüncü maçta rakip Kore’nin güçlü temsilcisi KT Rolster’dı. Orta koridora TF, üst koridora Fioara, nişancı içinde Sivir seçiminde bulunan Origen, hem hızlı minyon temizleme mekaniklerine sahip kompozisyon kurdu, hem de Xpeke’nin de tp almasıyla global anlamda üstünlüğü ele alan taraf oldu. Maç başında geriye düşen Origen, ilk olarak Tf ve Fiora ile sürekli ayrık ittirmeler yaparak rakibinin kafasını karıştırdı. Double teleport avantajını iyi kullanan takım, rakibini bir pozisyonda mükemmel şekilde outplay ederek baronu aldı ve maçı lehlerine çevirmeyi başardı. Rakibiniz ormanın diğer tarafındayken ve bir oyuncusu üssüne geri dönmüşken, bu denli önemli bir baron çağrısında bulunmak ve görevi başarılı tamamlamak Origen gibi bir takım için adeta çocuk oyuncağı gibi gözüküyor. Çoğu takımda doğru işlemeyen karar mekanizmasını, Origen bizlere çok kolay bir şeymiş gibi izletse de aslında düşünmesi ve uygulaması zor olan bir şeyden  bahsediyoruz.

Bir diğer gif ise TSM – Origen maçından. Oldukça uzun süren ve az skorlu geçen maçta, xPeke’nin bireysel hataları sonucu skorda geride olsalar da sürekli ejderha kontrolünü elinde tutan tutan Origen, rakibini gene outplay ederek ilk inhibitör kulesini almayı başarıyor. Rakiplerin birbirini tarttığı, sorumluluk almadığı ve agresifllikten uzak oyun yapısı içinde, TSM’in pozisyon açığını yakalamak ve görev çağrısını yapmak Origen’in bize gösterdiği üzere uzmanlık alanı. Double teleport avantajını çok iyi kullanan takım, Niels ve Mithy’e katılıyor ve ilk nexus kulesini rahatlıkla alıyor hatta aldıkları Malphite skoru üstüne kar olarak kalıyor.

Origen’in Dünya Şampiyonası grup maçlarında bize gösterdiği, her türlü kompozisyonu uygulayabilmeleri ve  rakip takımın stratejilerini çok iyi okuyup, karşı stratejileri üretmesi ve uygulamasıydı. Bireysel anlamda tecrübeli oyuncuların takımda bulunması ve shotcalling anlarında doğru kararı verebilecek oyuncu sayısının fazla olması onları elit bir takım haline getiriyor. Her ne kadar her takım gibi bireysel hatalar yapsalar da, gerektiğinde oyunu yavaşlatmaları veya ayrık ittirme taktikleri sayesinde, oyuna tekrardan dahil olabiliyorlar. Global görevler konusunda özellikle ejderha skorlarında rakiplerine göz açtırmamaya çalışan takım, baron çağrılarında zaman zaman hataya düşse de tecrübesiyle çoğu maçta geri dönmeyi başardı. Gruptan çıkmanın garantilenmesiyle beraber son iki maçını kaybeden ekipte, vasat performans asla kabul edilemez bir nokta olarak nitelendirilebilir. Rehavete kapılmanın Origen gibi sürpriz yapan takımların bir numaralı düşmanı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Çeyrek finallerde Flash Wolves ile eşleşen takım, kuradan son derece memnun durumda. FW’nin grup aşamasında başarılı bir performans ortaya koyduğunu göz önüne alsak da, çekilebilecek en kolay kuralardan birini çeken Origen’in bu turu geçeceğine inanıyoruz. Gerek takım oyunları, gerek de tecrübeleriyle yarı finale çıkacaklarını tahmin ediyoruz.

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir