Kategoriler: Röportaj

5Mid Özel: OHM koçu Ahmet “gottingenli” Yılmaz röportajı

Bu sezon kadrosu ve oyun kalitesiyle adından sıkça söz ettiren OyunHizmetleri’nin, genç ve başarılı takım koçu Ahmet “gottingenli” Yılmaz ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Geçtiğimiz mevsim galibiyet dahi almayı başaramadan Yükselme Ligi’ne veda eden OHM, sezon başında Açık Elemeler’de gösterdiği performans ile ŞL’ye yükselme hedefini bir kez daha denemeye hak kazandı. Bu yolda genç ve yetenekli oyuncularla anlaşan OyunHizmetleri, geçtiğimiz mevsim ciddi paralar harcanarak kurulan ve yine de küme düşmekten kurtulamayan bir takım yerine daha mütevazı bir ekip oluşturmayı uygun gördü.  Oyuncularının harika performansı ve uyumu sayesinde rakiplerine üstünlük kuran OHM, kimsenin beklemediği bir başarıya imza attı ve ligi 3. sırada tamamladı. Bu başarıda oyuncular kadar Ahmet Yılmaz’ın da katkısı büyüktü. Biz de koç ile takımın çalışmalarını gerçekleştirdiği Ehl-i Keyf İnternet Kafe’de keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

OyunHizmetleri uzun süredir sahnenin tanıdık takımlarından. Ligde yer aldıktan sonra Beşiktaş ile bir ortaklığa gidilmiş, ancak takım düştükten sonra devamı gelmemişti. Yeniden sahneye dönüş hikayesi nasıl gerçekleşti?

Bir önceki mevsim galibiyet alınamadan ligden düşülmesi sonrası OHM’nin yeni sezonda elemelere girme amacı yoktu. Ancak takımda yer alan Aligan’ın katılmak istemesi, ardından da Emin ve Fatih’in takıma dahil edilme durumunun ortaya çıkması sonrası ekip elemelerde şansını denemek istedi. Battleground’da ilk hafta takımın koçu dahi yoktu. Oyuncular şampiyon seçimlerini kendileri yapıyordu. Ben de ekibin başında durup, TS ayarlama gibi ihtiyaçlar konusunda yardımcı oluyordum. Ardından ikinci hafta takımda koç pozisyonunu üstlendim. Bu süreçte Backlund takımdan ayrıldı ve geçici bir orta koridorla idare etmek durumunda kaldık. Üçüncü haftanın son kayıt gününde Backlund ile iletişime geçtim ve takıma geri dönmesi konusunda oyuncuyu ikna ettim. Zaten onun gelişinin ardından turnuvanın son iki haftasını birincilikle bitirdik.

Mütevazı bir kadroyla elemeleri geçtikten sonra Yükselme Ligi’nde de takımı korudunuz ve kağıt üzerinde güçsüz görünen bu kadroyla beklenmedik bir başarı kazandınız. Transfer dönemi OHM için nasıl geçti?

Açık Elemeler’deki başarımızın ardından YL’de oynamaya hak kazandık. Bu süre zarfında ben de oyuncuları tanıdım ve kadroyu korumak istedik ancak diğer ekiplere nazaran daha düşük bir bütçeye sahip olmamız sebebiyle bu amacımıza ulaşmamız kolay olmadı. Son günlere kadar oyuncuların diğer takımlardan teklif alıp görüşmelerini beklemek durumunda kaldık. Ben şahsen o dönemde oyuncular gitmesin diye dua ettim, çünkü yapacak başka bir şeyim yoktu. Alt koridor oyuncularımızla birkaç YL ekibi ilgileniyordu ancak anlaşma sağlanamayınca ikili bizde kaldı, son gün de Phurion’u orman pozisyonuna getirip kadromuzu tamamlamış olduk.

Peki oyuncuların birbirleriyle ilişkisi ne durumda, anlaşabiliyorlar mı?

Bazı oyuncularımızın henüz istenen seviyede İngilizce bilmiyor olması başlarda biraz sıkıntı çıkaracak gibi gözüküyordu ancak öyle olmadı. Gerektiğinde bizim yabancılarla bu oyuncularımız arasında çeviri yapmamız, yine komutların İngilizcesinin öğrenilmesi, çalışmalar yapılması bu sorunu minimal hale getirdi. Oyuncuların birbirleriyle muhabbeti iyi seviyede ve “takım” olabildiğimiz söyleyebilirim. Kimsenin başta bizden bir beklentisi olmaması oyuncuların işini oldukça kolaylaştırdı. Baskı olmadan azimle çalıştılar ve bunun meyvelerini de topladık.

Bu mevsim OHM oyuncularının sahnede pek görmediğimiz şampiyonları oynadığını gördük. Seçim yasaklama ekranı en renkli takımlardan birisiniz, tercihler nasıl yapılıyor?

O biraz da benim zorlamam ile oluyor. Oyuncular genç oldukları ve iyi takımlara karşı oynadıkları için kötü gözükmek istemiyorlar. Bu tarz korkular oluyordu başta ama bunu yenince iyi bir görüntü çizmeye başladık. İlk hafta Beşiktaş maçında rakip nişancının oynadığı üç şampiyondan ikisini yasakladık, sonuncu olan Kalista’yı da biz almaya karar verdik. Luger Braum ve Thresh olmaması sebebiyle oynamak istemedi, biraz çekindi. Ancak benim baskım sonrası şampiyonu seçti, gayet de iyi bir performans ortaya koydu. Yine elemelerde Emin’e Nautlius tercih etmesini söylemiştim. En son bir buçuk yıl önce oynadığı şampiyonu seçti ve oldukça da etkili oldu. HWA karşısında yaptığımız Katarina seçimi de böyle gerçekleşti. İmza şampiyonu olmasına rağmen Backlund, Katarina’yı almak istemedi. Bir noktada artık yalvarmaya başladı oyuncu, rakipte Xico var ve üçüncü seçimden Kata kilitlemek istemiyorum dedi. Son saniyeye kadar hiçbir şey söylemedim ve oyuncu ne alayım diye sorunca, Katarina dedim ve zaman kalmadığı için istemeye istemeye seçmek zorunda kaldı. Takım halindeki çılgınlığımıza bağlayabiliriz bu tarz renkli tercihleri.

Antrenmanlar nasıl geçiyor, verim alabiliyor musunuz? Oyuncular scrim’lerde ve antrenman maçlarında nasıl performans sergiliyor?

Lig öncesi yaptığımız scrim’lerde neredeyse hiç galibiyet alamadık. Bu tarz maçlarda galibiyet oranımız oldukça düşük. Bunu da genç bir ekip olmamıza bağlıyorum. Scrim’ler oyuncularıma da bana da sıkıcı geliyor açıkçası. Birkaç eksiklik gördüğüm nokta haricinde pek bir kazancımız olmuyor antrenman maçlarından. Bu eksiklikleri de oyuncularıma söylediğimde hızlı bir geri dönüş alabiliyorum. Çoğunlukla kalkan veren destek şampiyonlarını oynayan Only35, tank destekler metaya girince ve ben bunu kendisine söyleyince smurf hesabına Thresh satın aldı.

Genç oyunculardan oluşan bir ekipsiniz, önümüzdeki dönemlerde bir akademi takımı kurarak yeni yetenekler keşfetme planınız var mı?

Bu çok zor ve maliyetli bir iş. Çünkü yetiştirme aşamasında da oyuncuya bir maaş vermek durumundasınız. O sebeple kimse bu riski almak istemiyor. Ayrıca şöyle bir şey de var, ligde sekiz takım bulunuyor ve bunlardan birine yatırım yapıldı diyelim. Sekiz ekip içinde mevsimi 3. sırada bitiren bir takım kağıt üstünde başarılı gözüküyor ancak ligden düşme tehlikesi dahi oluyor. Böyle olunca da takımın değeri Yükselme Ligi slotu değerine düşüyor ve bu risk alınmak istenmiyor. Bu durumda yatırımcılar oyuncu geliştirip genç yetenekler keşfetmek yerine isim yapmış kişilerle anlaşıp ligde kalmaya çalışıyor. Bu sistem değiştirilirse ve 3. sırada ligi bitiren takım düşme tehlikesi yaşamazsa yatırımların artacağını, haliyle akademi takımlarına ve oyuncu yetiştirmeye de ağırlık verileceğini düşünüyorum. Son olarak bizim kafa yapımızın da buna uygun olduğunu düşünmüyorum. Sabır ve genç yetenekleri geliştirme yerine bizde daha çok hazır olanı yeme özelliği mevcut. Bu sebeple de insanlar garanti seçimlere yöneliyor. Gerçek hayatta da bu durum böyle. Genelde iş kurmak yerine gayrimenkul satın alınarak yatırım yapılıyor, insanımız garanti tercihleri seviyor.


Keyifli sohbet için Ahmet “gottingenli” Yılmaz’a ve röportajın yapılmasında emeği geçen Sercan “PawLykio” Aksoy’a teşekkür ederiz.

Enes Altunbaş :espor yazarı, avukat