Röportaj

5Mid Özel: BAUSuperMassive kurucusu Hakan Baş röportajı

2016 yılında kurulan BAUSuperMassive eSports, Türkiye’deki League of Legends sahnesinin en önemli takımlarından birisi haline geldi. Sahnenin en ünlü isimleri Fabfabulous, Thaldrin, Stomaged, Naru ve Dumbledoge gibi oyuncuları transfer ederek güçlü bir giriş gerçekleştien takım, mücadele ettiği ilk mevsimde şampiyon olmayı başardı.

Kış Mevsimleri’nin mutlak hakimi olan BAUSuperMassive, Yaz Mevsimleri’nde aynı başarıyı tam olarak yakalayamamasına rağmen hep finale yükseldi, rekabetçi tutumundan vazgeçmedi. BAUSuperMassive kurulduğundan bu yana oynanan dört finalin dördünde de yer alırken, aynı dönemde birden fazla finale adını yazdıran başka takım olmadı. Hali hazırda oynanan 2018 Kış Mevsimi’nin de mutlak hakimi olan SUP, mevsim şampiyonluğunun tartışmasız en büyük adayı.

Böyle başarılı bir ekibin doğru bir şekilde organize edildiğinden de bahsetmek gerekiyor. Kurucu ortaklarından Hakan Baş ise Türkiye’nin tanınmış başarılı girişimcilerinden biri. Birçok başarılı projeyi hayata geçiren Baş, SUP’un bugünlere gelmesinin altında yatan vizyonun mimarlarından. Biz de 5Mid olarak BAUSuperMassive kurucusu Hakan Baş ile takımı, League of Legends’ı, esporu ve Türkiye’deki sahneyi uzun uzun konuşma fırsatı yakaladık. Dilerseniz hep birlikte röportajımıza geçelim:

Röportajların klasik sorusudur evet, fakat bu soruyu size espor özelinde sormak isteriz; Hakan Baş kimdir? Espora nasıl girdi ve espordan sonra hayatı nasıl değişti?

Hakan Baş: 1983 doğumluyum, orta okul ve liseyi Üsküdar Amerikan’da, üniversiteyi Cornell’de okudum. Üç yıl New York’ta ve İstanbul’da yatırım bankacılığı sektöründe çalıştım. Daha sonra Yale’de MBA eğitimimi tamamlayıp Türkiye’ye döndüm.

2010’da ortaklarımla beraber yeni girişimlere atıldık. İlk kurduğumuz Peak Games, şu an dünyanın en büyük oyun şirketlerinden biri oldu. Sonra dijital ajans kurduk. Ardından Lidyana geldi. O, son kullanıcıya hitap ettiği için popüler oldu. Ortaklık yapısında Arda Turan, Nevzat Aydın ve Sina Afra olmasından dolayı dikkat çekti. Sonrasında bir animasyon şirketi kurduk ve Türkiye’nin ilk uzun metrajlı 3D animasyon filmini yaptık. Şu ana kadar 18 şirketin kurucu ortağı oldum, en son da Binans adında bir kripto para borsası girişimimiz oldu. Bu süreçte BAUSuperMassive de en başarılı projelerimizden biri olarak dünyaya geldi.

SuperMassive’i Kaan Karamancı, Alper Özdemir, Fırat İleri, Mustafa Eröğüt ve Onur “Lethillion” Aksu ortaklığıyla kurduk. Daha sonra, sektöre çok hakim ve vizyonuyla da bize güç veren Ulaş Gülkirpik de ortağımız olarak aramıza katıldı. Lethi’nin sektör bilgisi ve scouting yetileri bize çok şey kattı. Mesela GBM ve SnowFlower önerileri Onur’dan geldi. Takımın ilk kuruluşundaki tüm transferlerimiz de onun emekleriyle gerçekleşti, hepsi sansasyoneldi. Çok iyi bir ekip kurduk.

Benim espora girişime gelecek olursak; biz büyümekte olan sektörlerde önden pozisyon alıp büyürken iyi bir konumda pozisyonlanmayı amaçlıyoruz. Gaming, e-ticaret, animasyon ve esporda da bu vizyonla hareket ettik. Esporun dünyada hızlı bir şekilde büyüdüğünü gözlemledik. Ortaklarımla oturduk “Biz bu alanda ne yapalım?” diye bir toplantı yaptık ve en mantıklısı iyi bir takım kurmak geldi. Çünkü güçlü bir ekip kurabileceğimizi, bağlantılarımızdan ötürü sponsorluklar alabileceğimizi biliyorduk.

Biz bir işe giriyorsak en iyisini yapmak için gireriz. Sıradan bir takım olmak istemiyorduk. Naru transferini de bu yönde gerçekleştirdik. Sonrasında poaching durumları ortaya çıktı fakat kurallara göre bizim yaptığımız poaching değildi. Takım ortada olmadığı için Naru’yla görüşebiliyorduk. Keza ardından Onur ceza aldı, bu kuralların olması gerekiyor zaten. O süreçte Naru’yu almak çok önemliydi bizim için. Çok faydalı da oldu, ayrıca son şampiyon takımın kaptanını transfer ederek lige girmemiz çok ses getirdi.

En fazla merak ettiğimiz konulardan birisi de Hakan Baş’ın esporun ne kadar içinde olduğu. Oyun oynuyor musunuz? SUP’un maçlarını takip ediyor musunuz?

Ben aslında çok iyi bir gamer değilim. Tek oynadığım oyun esporcular pek sevmese de FIFA. (Gülüyor) Ama iyi bir izleyici olduğumu söyleyebilirim. Şu ana kadar SUP’un hiçbir maçını kaçırmadım. Bir iki tanesine uçakta denk gelsem de wi-fi bağlantısıyla kesik kesik bile olsa izledim.

Rakiplerimizin maçlarını ve yurt dışını da yakından takip ediyorum. Oynamayı çok denedim, fakat League of Legends olacak gibi değil. Alışmak çok zaman istiyor, öğrensem bile değişiklikleri takip etmem gerekiyor. Seyretmekten çok zevk alıp oynayamıyorum yani. Mesela maç olmayan hafta sonları bir eksiklik hissediyorum. Keyif için futbolu seven, takip eden ve oynayan biriyim ama espor onu geçti. Her dakikası heyecanlı, rekabet de oldukça güzel. Ligimizdeki kalite de önceki yıllara göre arttı.

Birçok girişiminiz var, Peak Games’ten animasyona, dijital ajansa kadar. Espor bunların arasında nerede yer alıyor? Ne kadarı tutku, ne kadarı girişim?

Espora girerken ticari bir kaygımız yoktu, diğerlerinden ayrıldığımız nokta burası. SUP’u kurup büyütelim, ileride birine satarız diye girmedik. Bu sektör büyüyor, içeride yer alalım, aynı zamanda da keyif aldığımız işi yapalım diye düşünerek girdik. İşi iyi yaptıktan sonra yatırımcılar girebiliyor, satıp çıkabiliyorsunuz ama amacımız satmaktan çok bu işi sürdürülebilir kılmaktı. Burada diğer girişimlerimizdeki gibi ticari bakamıyoruz, sportif başarı odaklı bir iş. Farazi örnek veriyorum, “Bu sene 3 milyon dolarlık sponsorluk bağladık, 2 milyon giderimiz var 1 milyon kazandık” düşüncesinden ziyade 19’da 19 yapmak çok daha büyük bir haz.

Zaten maddi kazanç başarı olunca bir şekilde geliyor. Formamızı görüyorsunuz, iş ortaklarımız ortada. Bence doğru iş yaptığımız için bu sonuca ulaşabiliyoruz. Kurduğumuz şirketlerin haftalık cirolarını böyle heyecanla takip etmiyoruz sonuçta, orası devamlı, geçen aya göre %5 büyüdü, %3 küçüldü vs. oluyor. Bunlar maçların heyecanına yaklaşamıyor. SUP’un yeri bizde çok ayrı.

Uzun bir süre beş Türk ile oynamanızın sebebi neydi? Bu mentalitenin altındaki nedenlerden biraz bahsedebilir misiniz?

İlk başta tek yabancı Achuu vardı, sonra Nardeus geldi. Sonraki sezon Zeitnot geldi Dumble gitti, Tolerant ve Rogu da kadromuzda yer aldı. 2017’de iki mevsim beş Türk oynadık. Ne olursa olsun dil bariyeri var. Yabancılar İngilizce bilseler de refleksleri karşılamak aynı ölçüde mümkün olmuyor. Saniyenin yüzde biri değerli bu oyunda. Beraber hareket ederken iletişim çok önemli, beş Türk’ün iletişimi burada öne çıkıyor o yüzden.

Ya çok iyi iki yabancı bulacaktık, ya da en iyi beş Türk’ü alacaktık. Geçen KMF’yi aldığımızda bana göre ve birçok oyun otoritesine göre her koridorun en iyi Türk oyuncuları bizdeydi. Zaten öyle şampiyon olduk. Sonra Dumble’ın ayrılmasıyla iyi bir Türk destek oyuncusu almak istedik. Tolerant yetenekli bir genç, ileride adını çok duyacağız. Rogu da keza çok deneyimli ve iyi bir oyuncu. Finale kadar da iyi gittik ama orda kaybettik. 1907’ye ilk mağlubiyetimiz de finalde oldu maalesef.

Koreliler hakkında ne düşünüyorsunuz? Kore dışında en fazla Koreli Türkiye’de.

Orada önceki gelenlerin başarısı söz konusu. Geçtiğimiz yıl Frozen’ın nasıl bir etki sağladığını gördük. Öte yandan Naru’nun bende yeri çok ayrı. Hem çok iyi bir oyuncu hem de çok sevdiğim bir kardeşim. Kendisi geçen sezon sonu biraz dinlenmek istediğini söyledi, biz de onun yerine Koreli almaya karar verdik. Sonra devam etmek istediğini söylediğinde ne yazık ki GBM ile çoktan anlaşmıştık. Naru’nun yeri bende hep ayrı kalacak, onunla ayrılığımız da bu şekilde oldu. Yoksa bırakmazdık.

Bence Koreliler ligin kalitesini oldukça yükseltti. Oradaki kültürün yanı sıra, doğuştan gamer doğdukları ve rekabetçi bir çevrede büyüdükleri için yetenekleri fark ediliyor. İki hakkımız vardı biz de “iyi” Koreliler bulduk. Bununla birlikte Cepted, Kakao, Malrang gibi üst düzey oyuncular da ligimize dahil oldu.

GBM’in kariyeri ortada, SnowFlower da aynı şekilde. GBM ile anlaştıktan sonra SnowFlower’a onun aracılığıyla ulaştık. Gelmeden önce ikna etmesi çok zor oldu. GBM iki senedir kötü sezon ardından, SnowFlower ise çok formdayken geldi. Şu an ikisi de çok çok iyi durumda sizin de bildiğiniz gibi.

Gelelim 2018 Kış Mevsimi performansınıza. Galibiyet serisini bekliyor muydunuz?

Biz her sezona şampiyon olma hedefiyle başlıyoruz. Beşinci sezonumuzdayız ve dört sezonun hepsinde final oynadık, bu sene de lider devam ediyoruz. Bizden başka birden fazla final oynayan yok. Sezona başlarken de liderliği biliyor, şampiyonluğu hedefliyorduk ama 19’da 19 beklemiyorduk. Bo1 olunca en ufak hatada maçı kaybedebiliyorsunuz. Şu an kalan maçların hepsini kazanırız demek de çok zor. Açıkçası bunu beklemiyordum, şans da söz konusu elbette ama sezon başında 28 maçın kaçını kazanacağımızı sorsanız %85-90 derdim ama 19-0 yapıp, üst üste kazanmayı beklemek ütopik. Çocuklar harika oynuyor, koçumuz çok iyi. Konsantrasyon ve rehavete kapılmamak burada önemli olandı. Hak ettiklerini elde ettiklerini düşünüyorum. AUR’un bize attığı tweet mesela, RBE’nin tweet’i çok keyifli şeyler. Diğer takımların performansımıza saygısını kazanmak çok güzel.

Başarı kıstası nedir SUP için? Bu yıl nereye gelseniz hedeflerimiz tuttu dersiniz?

Ligi 1. bitireceğimiz garanti olduğundan Yarı Final zaten cepte, Final de gelecek gibi. Hedefimiz her türlü şampiyonluk ama orada kalmıyor. Orası bir basamak gibi. KMF ve TBF şampiyonlukları tabii ki hedefler arasında ama asıl hedef sonraki aşamalarda. 2016’da MSI’da CLG galibiyetimiz var, başa baş maçlarımız da oldu. Şu anki kadroyla sürpriz yapabiliriz diye düşünüyorum. MSI’da yarı finale kalabilirsek muhteşem olur. Kısacası sorunuzun cevabı MSI’da başarı, sezon sonu Worlds’te de gruplarda galibiyetler almak.

Hedefimizin yukarıda olması lazım. O takımlarla baş edebilecek güçte olduğumuzu düşünüyorum. GBM ve SnowFlower üst düzey oynuyor, GBM en iyi sezonlarından birini geçiriyor. Zeitnot, Fab ve Stom Türkiye standartlarına göre çok üst düzey oyuncular zaten. Onları da ayırmıyorum. Üçü bizim için çok değerli. Yurtdışında sırıtacağımızı düşünmüyorum, ortada geçen çok maç olacak.

Daha ne kadar sektörün içinde kalmayı düşünüyorsunuz?

Belirli bir yerde duracağız gibi bir düşüncemiz yok. Yatırım alabiliriz, iş ortaklığı yapabiliriz ama bu heyecanı başka bir sektörde bulmak çok zor. Ticareti satabilirsin ama heyecanı satamazsın. Ortaklık alsak bile tamamen çıkmak istemeyiz. Espor devam ettiği sürece biz de içinde oluruz.

Türkiye’deki espor sektörü hakkında ne düşünüyorsunuz? Ülkede League of Legends’ın odak olması konusundaki fikriniz nedir?

Diğer oyunlarda da takımlar kurduk daha önce. Takımı kurup, motivasyon sağlayıp, heyecanı paylaşmaya çalışıyorsun ama izlenme olmayınca heves kırılıyor. Anlamı kalmıyor. Önemli olan kitlelerin takip ettiği bir alanda başarı yakalamak. 50 kişinin seyrettiği bir tavla oyunu için takım kurmayız mesela.

Ülkede odak LoL evet. Bu kesinlikle Riot’ın büyük başarısı. Türkiye ofisi kurmaları, ligin düzenlenmesi, takımlara ayakta kalmaları için maddi manevi destek olmaları çok kritik. Türkiye’de diğer oyunlar da yavaş yavaş palazlanacak çünkü oyunu seven, genç nüfusu kalabalık bir ülkeyiz. LoL dışı oyunlara ilgi artacak diye düşünüyorum.

Hatırlayacağınız üzere SUP TNG’yi de kurduk, YL’den çıkardık ve 1907 Fenerbahçe’ye verdik. Biz burada doğru bir şey yaptığımızı düşünüyoruz, diğer oyunlar da gelişirse yer almayı düşünürüz. Fakat oyun sahibi firmaların Türkiye’ye girmesi lazım. Bence potansiyeli görüp girecekler de.

Türkiye’deki espor sektörü sizce sürdürülebilir mi?

Bence evet, sürdürülebilir. Ama stratejiyi doğru belirlemek lazım. Ciddi sponsorluklarla devam ediyoruz biz ve bunu yapabilmemizin ana sebebi SUP’u bir “love brand” haline getirmemiz ve en önemlisi sportif başarı. Her sezon final oynuyoruz, başarı elde ediyoruz. Şu an “SUP ve diğerleri” gibi bir durum söz konusu. Bunu yapınca geri dönüş de oluyor. Ligden parasını verip bir slot alınca, ortalama bir takımla ortalama oyuncularla sezonda 5.-6. olunca markalar birlikteliğe sıcak bakmıyor.

Markalar da doğal olarak hep finalde olan, hep kazanan takımın sponsoru olmak istiyor. O yüzden bir yatırımcı sektöre giriyorsa çok sağlam girmeli bence. “Ben oyuncu yetiştirip sektöre isim kazandıracağım” gibi bir mentalite de olabilir, “Ben internet kafe işletiyorum takım adıyla reklam yapıyorum” mentalitesi de olabilir. Farklı yerleri öne çıkarma mentalitesi de var. Ama bizim gibi iş yapanlar için SUP çok iyi bir örnek. Giriş zamanımız da çok doğruydu.

Sektörde o yüzden strateji çok önemli. Ne amaçlıyorsunuz? Sportif başarı mı, oyuncu yetiştirmek mi, markalaşıp başka yerlerden ticari bir gelir elde etmek için mi, yoksa tamamıyla hobi mi?

Markaların espora ilgisi nasıl? Bunu en iyi gözlemleyenlerden birisi sizsiniz. Geçen seneye göre bakış açısı nasıl değişti örneğin?

Espor tabii ki geçen seneye göre, ondan da önceki seneye göre katlanarak ilginin arttığı bir sektör. Ulaştığı kitlenin büyüklüğünün farkına varılıyor zamanla. Daha çok duyuyorlar, diğer markaların aldığı geri dönüşten haberdar oluyorlar. Mesela yemek zincirleri gamer menü hazırlıyor, Vodafone Beşte Beş paketi çıkarıyor. Sponsorluğu içerikle destekleyince geri dönüşü de çok iyi oluyor.

Bizim dijital, oyun ve internet geçmişimiz olduğu için kreatif tarafta destek olabiliyoruz, strateji konuşabiliyoruz. Daha önce sponsorluk yaptığımız markalar yaklaşımımızı biliyor, yol arkadaşı olduktan sonra onları mutlu etmek için her şeyi yapıyoruz. SUP özelinde gidip almadığımız marka olmadı. (Gülüyor)

1907 Fenerbahçe ile ilişkileriniz nasıl? Başlangıçta çok yardımcı oldunuz, şu anki diyaloğunuz nasıl?

Supermassive TNG birinci lige çıkmaya hak kazanınca, biz slot hakkımızı 1907 Fenerbahçe’ye çok büyük kolaylık sağlayarak verdik. Ben koyu Fenerbahçeli’yim, Sina Abi ortağımız ve abimiz. O davet etti, dernekte yönetim kuruluna esporu anlattık. Daha sonra ekibin kurulmasında da yardımcı olduk. Thaldrin’i ve Pades’i verdik.

Bunun dışında transfer döneminde takımlar oyuncularla görüşüyor yasaklar kalktığında doğal olarak. Her takım ile belirli bir ilişki var kafamda. Ben 1907 Fenerbahçe olarak bakıyorum takıma, dernek üyesi değilim, ama çok koyu Fenerbahçeliyim. Sina Abi’yi de çok severim, ama burada rakibiz. O da ben de her zaman kazanmak için mücadele ederiz.

Sizce franchise sistemi Türkiye’ye gelir mi?

Şu anki sistem aslında güzel bence. İki takımın düşüp ikisinin çıkması lige renk katıyor. HWA’nın geçen sene ligi üçüncü bitirip küme düşmesi saçma oldu ama düşme olması lazım. Franchise daha profesyonel elbette ama buradaki ahengi bozabilir gibi geliyor. Belki izlenme sayıları arttıkça, zaman geçtikçe, TV kanalları işin içine daha çok girdikçe franchise daha mantıklı olabilir tabi.

Riot Türkiye’nin genel politikalarından memnun musunuz?

Evet. Biz onlarla omuz omuza çalışmayı tercih eden bir takımız. Daha önce de dediğim gibi Türkiye’de LoL’ün sevilmesini, yerleşmesini sağlayan Riot Games. Ben bugün burada üçümüz arasında bir oyun düzenleyip ödülünü belirlesem ama sen orasını farklı şekilde yapalım desen olmaz. Oyun benim, istemiyorsan oynama. Kalkıp da Riot ile kurallar tarafında tartışmak manasız. Onlar oyunu oynatıyor, yayını sağlıyor, lig için para veriyor, koç ve ev için destek veriyor. İyi bir iş yapıyorlar bence. Bizim onlardan bir talebimiz de yok, onların sağladığı imkanlar çerçevesinde fikir istişare ederek hareket ediyoruz. Genel anlamda memnunum.

SUP neden Kulüpler Birliği’nde yer almadı?  

Bu yedi kişilik yönetim kurulu olarak aldığımız bir karar. Orada olmanın SUP’a nasıl bir faydası olur sorusunun cevabını bulamadık. Biz oyuncularıyla, Riot ile barışık, kendi sponsorluklarını sağlayabilen, sportif başarısı ortada olan bir takımız.

Kulüpler Birliği ne gibi bir vizyonla kurulsa SUP orada olmak isterdi? 

Dediğim gibi SUP özerk bir yapı, bizim “Riot ile pazarlık için birlik olalım, başkalarıyla transfer politikalarında ya da ücretlendirmede koordineli çalışalım” gibi düşüncemiz yok. SUP özerk olmak istiyor, oyuncularımızla, Riot’la, sponsorlarımızla ve taraftarımızla diyaloğumuz çok iyi. Bu yüzden bir birlik, dernek, vakıf olayı çok da mantıklı gelmedi. Bugüne kadar faydası olmuş mu ve beklentiler karşılanıyor mu vb. soruları Birlik üyesi kulüplere sormak gerek.

Elbette diğer takımlarla ilişkilerimiz de oldukça iyi. Hepsi bizim dostumuz, sahipler düzeyinde arkadaşız. SUP’a zarar vermeyecek şekilde birliğe destek olmamız gerektiğinde her türlü oluruz. Ama kısaca dahil olmak için bir sebep göremedik, bir gün bir sebep görürsek tekrar konuşulur.

Twitter’da polarize bir tutumunuz var. Üslubunuz genellikle iğneleyici. Örneğin Dark Passage.Dominos’u yenince pizza fotoğrafı paylaştınız. Seviyor musunuz bu tutumu?

Her tweet’imin bir sebebi var, arka planda olanlar bilinmiyor sonuçta. Dark Passage’a karşı pizza paylaştım çünkü markanın ajansıyla ayrı bir diyaloğumuz olmuştu sezon başında. Yoksa Dark Passage çok sevdiğimiz bir takım. (Gülüyor) Diğer kulüp sahipleri de farklı gıda fotoğrafları paylaşıyorlar bizi yenince, gerçi pek yenilmiyoruz ama. (Gülüyor)

Mesela 1907 Fenerbahçe maçlarından öncesi ve sonrası bana sataşanlar oluyor. Ben Fenerbahçe’nin rekortmen milli yüzücüsü, takım kaptanıydım. 13 yaşında Fenerbahçe’ye transfer oldum, bu zamandan beri Fenerbahçe Kongre Üyesi’yim. Fenerbahçe için kaç madalya kazandım, kaç kupa kaldırdım, kaç kere yurtdışında temsil ettim sayamam. ABD’de okurken 24 saatliğine Fenerbahçe maçı için gelip tribünde pankart asmışlığım var. Orada bir taraftar “Ooo abi yendik sizi” deyince sinirleniyorum doğal olarak. Sanki ben Fenerbahçeli değilim de onlar mı Fenerbahçeli? O takımın kurulmasına da sonsuz destek vermedik mi?

Dark Passage’e kaybettiğimiz TBF öncesi çocuklarla meşale yaktık, “Şampiyon SUP” tezahüratları yaptık. Bunu alıp, sosyal medya topluluk gruplarında “Meşale yakıp bize küfrettiler” diye birbirlerini tetikliyorlar. Troll ve fake hesaplar bize sataşıyor. Ben yapmamam lazım diyorum, blokluyorum susuyorum ve siliyorum genelde. Ama 100 tane görmezden geliyorsun, 101.’de dayanamıyor insan bazen.

Bahçeşehir Üniversitesi sponsorluğu ne kadar daha devam edecek? Üniversite ile aranızdaki ilişki nasıl?

BAU aslında espora en fazla katkı veren üniversite. Müfredatlarında espor var, esporculara burs veriyorlar. Bizle de isim sponsorluğu anlaşmaları var. Yönetim kurulu ve ortaklarıyla yakın ilişkilerimiz var. Sözleşmemiz üç yıllık ama bunu çok daha uzun vadeli bir hale getirebiliriz. Sürekli birlikte neler yapabiliriz diye düşünüyoruz. Üniversiteden ziyade Bahçeşehir Eğitim Kurumları olarak çalışalım diye düşünüyoruz. İlişkimiz uzun yıllar devam edecektir diye düşünüyorum.

Sayın Hakan Baş’a bu uzun ve keyifli röportaj için çok teşekkür ediyor, başarılar diliyoruz.

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir