Röportaj

5Mid Özel: Kaan Kural röportajı

Espor sahnesinin önde gelen isimleriyle röportajlarımız devam ediyor. Yeni sohbetimizi spor dünyasının sevilen yüzü, yorumlarıyla ve heyecanlı anlatımıyla akıllara kazınmış Kaan Kural ile gerçekleştirdik. Riot Games’e katılarak espor arenasına da adımını atan başarılı yorumcuya oyun dünyasına girişinden, bu sezonun favori takımlarına kadar birçok farklı konuyu sorduk. Kendisi de bizi kırmadı ve sorularımıza içtenlikle yanıtlar verdi.

Röportaja esporla ilgisi olmayanların dahi merak ettiği bir soruyla başlayalım istiyorum. Herkes sizi basketbol yorumculuğunuz ile tanıyor, espor dünyasına nasıl geçtiniz?

Özünde bir gamer’ım ben. Basketbol nasıl hayatımın önemli bir parçasıysa espor daha doğrusu gaming dünyası da öyle. Aslında espor dünyasına geçtim demek yerine espor da profesyonel işlerim arasına eklendi demek daha doğru sanırım. Nasıl başladığı ise biraz basketbol gibi tesadüflerle oluştu. Dark Passage 2014 Dünya Şampiyonası’na gitmeye hak kazanınca ben de onları takip ediyordum. Bununla ilgili birkaç tweet attım. Bu Riot ofisinin dikkatini çekince acaba profesyonel olarak çalışır mıyım diye bana ulaştılar. Ben de o aşamada bunu yapacak yetkinlikte olmadığımı söyledim ve süre istedim. Dört ay ÖSS’ye çalışır gibi çalıştım. Oyun oynadım, bol bol eski maçları izledim. Sonra da shoutcaster olarak başladım.

Peki size göre espor ileride basketbol/futbol kadar popüler hale gelir mi? Ya da şimdiden geldi diyebilir miyiz?

Basketbol/futbol kadar popüler olmak çok kolay değil. Çünkü 100 yıllık yayılan kültürlerden bahsediyoruz. 40-50 yıl sonra böyle bir ihtimal var elbette. Esporun geleneksel sporlara göre en büyük avantajı fiziksel sınırlara takılmaması ve kültürler üstü olması. Her toplum, her kültür, coğrafi sınırlara hiç takılmadan direkt ilişki kurabiliyor esporla. Ulaşmak çok kolay. Ama öte yandan yine bu avantajlar daha zayıf aidiyetler yaratıyor. Espor çok popüler olabilir ki bence zaten pek çok açıdan oldu. Ancak bu köklü bir bağ değil henüz. Ne kadar olacağından da emin değilim. Onu zaman gösterecek. Ama şu var esporla yaşayan kitle henüz büyük oranda genç. Yetişkinler giremiyor espora. Ama bu gençler büyüdükçe otomatik olarak zaten kültür daha geniş kitlelere yayılacak çünkü yeni yetişen gençler ve çocuklar da direkt esporun içine büyüyecekler.

Yeri gelmişken, gamer’lık nasıl başladı? İlk oyununuz hangisiydi? 

Valla herkes gibi saklambaç, istop ile başladı. Dijital oyun dünyasına ise 1984’de eve aldığımız Intellevision ile girdim. Herkeste Atari alma hevesi vardı ama ben o zamanlardan beri biraz aykırı olduğum için sanırım gidip zaten ölü doğan bir alet olan Intellevision aldırmıştım aileme. Sonra klasik Commodore, Amiga vs. diye devam etti. İlk oyunum da bir araba yarışıydı ama adını hatırlamıyorum.

Steam hesabınızda 500 kadar oyun var, bu sayı neden bu kadar fazla? Kaç tanesini oynama şansınız oldu?

Abi yarama tuz basma. Bağımlılık gibi bir şey bu. “Şunu da alayım,” “Bak bu iyi gözüküyor,” “Bi’ ara oynarım,” diye diye aldık o kadar oyun. Ki genelde öyle kullanmayacağım şeyi alan biri değilimdir. Oyun olunca illa alayım, indirim kaçırmayayım olayına giriyorum. İndirimdeki Zara görmüş tiki kızlara dönüyorum. Kaçını oynadım dersen, 300 küsürünü indirmedim bile daha.

Peki “Secondbest” nicki nereden geliyor?

Madonna’nın Vogue şarkısında geçiyordu. Baya hoşuma gitti tabir olarak. Herkesin illa “en iyi, en süper” peşinde koştuğu bir dönemde illa en iyi olmak gerekmiyor demek bana tarz olarak uydu. O yüzden seçtim. Belki 15 yıllıktır bu nick. Şimdi daha da geçerli bu bence. Herkeste bir “Messi mi Ronaldo mu? iOS mi Android mi?” çekişmesi var. İlla en iyiyi dayatmaya (kime göre, neye göre en iyi o da ayrı) dayalı bir düzen var. Şart değil. En iyi ikinci de gayet yeterli bence.

Herkesin bildiği üzere Kadıköy’de bir de kafeniz var. Açılış hikayesi ve amacı nedir?

Sonuçta ticari bir yerin ticari olmayan amaçları olamaz. Biz de iş yapmak için açtık ortağımla birlikte. En büyük tutkumuz oyunları oynayıp, bizim gibi gamer olmayı hayat tarzı haline getirmiş insanları bir araya getirelim ve mümkünse para kazanalım olarak başladı. Ortağım Onur’la “Biz nereye takılırız?” sorusuna yanıt verecek bir mekan yapmak istedik. Açıkçası kendimize uygun bir kafe bulamayınca oturup eğleneceğimiz, zaman geçireceğimiz bir kafeyi kendimiz kurduk. Ticari olarak hedeflerine ulaşmadı belki ama ben boş vakitlerimde sürekli keyifle takılıyorum. Hesap da ödemiyorum…

Bu arada hem Riot Games’de hem Tivibu’da hem de gazete/dergilerde çalışıyorsunuz? Sabah LoL, gece basketbol tweetleri atıyorsunuz, zor olmuyor mu? Uyumadığınızı düşünenler var.

Genelde Twitter hesabımı sadece NBA için kullanıyorum. Yani bir nevi NBA hesabı gibi o. Türk basketbolu, LoL veya kişisel başka konularla ilgili tweet çok nadiren atıyorum. Twitter’ı hayatının bir yansıması gibi kullanan biri değilim. NBA uygulaması gibi o benim için. Ve evet çok az uyuyorum. Günde ortalama 4 saat civarı. Ama bu işle ilgili değil. Ben tatilde bile o kadar uyurum zaten. Alışkanlık ve bünye meselesi. Zor oluyor mu dersen? Bazen bu kadar iş arasında sıkışıyorum evet. Ama zor diyemem. Sonuçta zaten çok sevdiğim, işim olmasa da ilgilendiğim alanlar. İşim olduğu için elbette daha disiplinli olarak çalışmam, zaman ayırmam gerekiyor. Ama zor demeyelim de yoğun diyelim.

League of Legends’ı ne sıklıkla oynuyorsunuz? Tekli derecelide liginizi öğrenebilir miyiz?

Bu sezon çok az oynayabiliyorum. Haftada ancak bir veya iki maç atabiliyorum. Ligim de Gümüş 2 ve Gümüş 4 arasında gidip geliyor.

10 yasak liglere nasıl bir hava kattı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Daha sezon başı olduğu için etkilerini tam göremedik ama bence şampiyon seçimini daha çeşitlendirecek. Özellikle ilk rotasyonda seçilmeyen rollere ikinci yasaklama bölümünde gelecek yasaklamalar çeşitliliği arttıracak. Çok olumlu bir değişiklik bence.

TŞL ve EU/NA LCS’te bu sezonki favorileriniz?

Türkiye Şampiyonluk Ligi’nde SuperMassive’i diğer takımların bir tık üstünde görüyorum. EU LCS’te G2 Esports, NA LCS’te ise Cloud9 favori takımlarım.

Peki son olarak, Kore Ligi LCK’deki transfer çılgınlığını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce MSI ve Worlds’te diğer takımların SKT ve KT Rolster’a karşı şansı olacak mı?

SKT ve KT Rolster gerçekten korkunç oldular. Herhangi bir takımın onları tehdit etme ihtimalini dahi görmüyorum şahsen. Eğer ufak bir şans varsa ancak Kore içinden çıkabilir ama o da hayli uzak bir ihtimal.


Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir