Röportaj

5Mid Özel: Riot Regarnur röportajı

Riot Games Türkiye’nin sevilen isimleriyle röportajlarımız devam ediyor. Bu seferki sohbetimizi, özellikle sunduğu maçlardaki heyecan dolu üslubu ve güler yüzüyle League of Legends seyircileri arasında büyük beğeni toplayan Kürşad “Regarnur” Demirer ile gerçekleştirdik. Geçtiğimiz hafta yaptığımız Riot Dunpy röportajındaki soruların bir kısmını koruyup biraz da kendisine özel sorular ile Regarnur’un geçmişte unutamadığı anıları, gelecekteki hayalleri, en beğendiği oyuncular ve daha birçok konuda konuşma fırsatı bulduk.

Kolay sorulardan başlayalım, Regarnur isminin bir hikayesi var mı?

İlk FRP maceramı nispeten ufak bir yaşta ablam ve arkadaşlarıyla yaşamıştım. Oynayacağımız senaryo için karakterime bir isim bulmam gerekmişti. O dönem çok severek okuduğum Yüzüklerin Efendisi’nden de etkilenerek Regarnur ismini uydurmuştum. O günden beri severek kullanırım.

Peki oyun oynamaya ne zaman ve hangi oyunlarla başladınız? Geçmişte oynamaktan en keyif aldığınız oyun hangisiydi?

Oyun oynamaya ufak yaşlardan itibaren başladım. İlk oyunlarım arasında en sevdiklerim Lotus, Street Fighter ve International Soccer olmuştur. Hayatımda ciddi şekilde iz bırakan oyunlara gelince, Baldur’s Gate, Grand Theft Auto serileri ve beni MOBA türüyle de tanıştırmış olan Heroes of Newerth’ü sayabilirim.

League of Legends’a dönecek olursak, oynamaktan en keyif aldığınız şampiyon hangisi? 

Şu aralar birlikte oynamakta olduğumuz espor ekibi beni üst koridora postaladığı için Nautilus, Maokai gibi şampiyonları oynamak durumunda kaldım. Ama uzun süredir favorim maçın kaderini tek bir Dengeleyici’yle değiştirebilecek Rumble.

Espor ekibi ile birlikte genel olarak ofiste kıskanılası bir ortam oluştuğunu duyuyoruz. Zaten Riot Games, Fortune Dergisi’nin hazırladığı, çalışması en keyifli 100 şirket listesi içinde 39. sırada yer alıyor. Türkiye’deki iş ortamı değerlendirildiğinde bunun avantajları neler? Türkiye ofisinin yurt dışı ofislerle farkları var mı?

Riot Games Türkiye ofisinde sahip olduğumuz ortam her zaman daha iyiye gitmek için her türlü şarta sahip. Daha önce akademide ve başka sektörlerde çalışmış biri olarak bunu çok net bir şekilde ifade edebilirim. Şöyle bir örnek ile açıklayayım; bir önceki iş yerimde akşama doğru saatime bakar ve mesainin bitmesine daha çok var diye hayıflanırdım. Öte yandan Riot Games’e girdiğimden bu yana akşamları saatime bakıyor ve bugün de çok çabuk bitti, işleri halledemedim diye üzülüyorum. Yurt dışıyla kıyasladığımızda, genel Riot Games kültürü şirketin her bölgedeki ofisinde hakim ama bölgesel farklar ve ofiste çalışan insan sayısı genel ortama çok ciddi etki ediyor. Yaklaşık 80 kişinin görev aldığı Türkiye ofisinde hem herkesi yakından tanıyabilme, hem de çok geniş spektrumda insan karakterleriyle karşılaşma şansınız var.

Ülkemiz şartlarında alışıldık bir şirket olmadığı ortada, peki Riot Games’te yaptığınız iş tam olarak nedir, bunu aile büyüklerinize nasıl anlatıyorsunuz?

Riot Games’te bugüne kadar espor tarafında bir çok pozisyonda rol aldım. İçeriklerden, kural yazımına, maç anlatımından süreç geliştirmeye dek envai çeşit espor işine bulaştım. Şu anda da ekibimizle beraber izleyicilerimize layık ve onlara keyif verebilecek bir lig ve ekosistem yaratma uğraşındayız. Başlangıçta aileme anlatmak zor olmuştu, ancak TBF’ye geldiklerinde olayın ciddiyetini kavradılar. Annem ilk katıldığı turnuvanın şampiyonu olan Dark Passage’dan “bizim çocuklar” diye bahseder hala.

Öyleyse en merak edilen sorulardan birini yöneltelim. Hepimiz izlemekten büyük keyif alıyoruz ama işin bir de diğer tarafı var. League of Legends maçı anlatmak nasıl bir duygu? Sunmaktan en keyif aldığınız maç hangisiydi?

Maç sunmak benim için en keyifli işlerden biri. Büyük turnuvalar veya ufak elemeler fark etmeksizin, maçın heyecanını ekranları karşısında sizinle aynı tutkuyu paylaşan insanlara aktarma imkanına sahip olmak büyük şans. Tabii bunlar yapılan işin ne kadar karmaşık olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Hem metayı, hem oyuncuları, hem ligleri ciddi şekilde takip etmek, hem de aktif şekilde sürekli League of Legends oynuyor olmanız gerekli. Bu yüzden çok iyi bir shoutcaster olmak zor iş. Ben de hem Türkiye’de hem de yurt dışında bu işi layıkıyla yapan isimlere gıptayla bakıyorum.

Bana en çok heyecan veren serilere gelecek olursak; ilk sırada aklıma 2015 yılında MSI çeyrek finalinde SK Telecom ile Fnatic arasında oynanan beş maçlık müthiş mücadele geliyor. Turnuva öncesinde kendisinden hiç beklenti olmayan Fnatic, yarı finalde Kore devine kök söktürmüştü. Ligimizdeyse, Beşiktaş ile Team Turquality arasında 2015 Yaz Mevsimi’nde oynanan beş maçlık epik yarı final serisi harikaydı. Rejimiz de sağ olsun Jhonnie ile maçın heyecanını yaşarken bizi bol bol ekranlara getirmişti.

Sunucu olmanın yanında, hem sevdiğinizden, hem de işin bir parçası olarak ligleri yakından takip ediyorsunuz. Peki Türkiye’de ve dünyada en beğendiğiniz, izlemekten en keyif aldığınız oyuncular kimler? Bir takım kurmanızı istesek, kimlere yer verirdiniz?

Şampiyonluk Ligi’nde yer alan tüm oyuncularla maçlar süresince beraber olduğumuz için aralarında ayrım yapmam imkansız. Ancak 2017 sezonunda LCK patentli Frozen, genç yetenek Broken Blade, tecrübeli ormancı k0u ve LCS veteranı Move’un performanslarını dört gözle beklediğimi söyleyebilirim.

Uluslararası sahneyi değerlendirdiğimizde taraftarı olmam sebebiyle Cloud9’dan Sneaky en sevdiğim oyuncu. Ayrıca aphromoo ve Froggen evladım gibi sevdiğim oyuncular. Böyle bir liste yapıp da soaz’dan bahsetmemek olmaz. Dünya sahnesinin gördüğü en yetenekli oyuncu olduğu konusunda kimsenin itirazı yoktur diye düşünüyorum.

Böyle isimleri tek bir takımda toplamak gerçekten çok keyifli olurdu. Zaten Fantasy LCS ile böyle de bir imkanımız var ama henüz ülkemizde görme fırsatı bulamadık. Önceki röportajda Dunpy’e yönelttiğimiz soruyu bir de size soralım; Türkiye Şampiyonluk Ligi için de böyle bir uygulama düşünülüyor mu?

Fantasy LCS, benim de şahsen çok keyifle dahil olduğum bir oluşum ve bunu ligimize uygulamamız konusunda fazlasıyla geri bildirim alıyoruz. Ancak şirket olarak, bölgemizde LoL esporun gelişmesi, sahip olduğumuz stratejik öncelikler ve kaynaklara göre yeni uygulamaları devreye alabiliyoruz. Fantezi Şampiyonluk Ligi ise henüz bu sıralamada kendine yer bulamadı ama bu gelecekte yer bulmayacak anlamına gelmiyor tabii ki.

Gelecekte espor konusunda yapmayı en çok istediğiniz şey nedir? 

Profesyonel anlamda espor adına en büyük hedefim, ülkemizdeki espor için dünyada örnek gösterilebilecek bir ekosistem sağlamak. Temel amacımız izleyicilerin keyif alması ve rekabetin tadına varması olduğu için  bunu sağlayabilirsek yolun büyük kısmını katetmiş olacağız. Daha duygusal değerlendirirsem, bir Türk takımını Dünya Şampiyonası finalinde görmek ve bu maçı anlatabilmek en büyük hayalim herhalde.

Kürşad “Regarnur” Demirer’e vakit ayırıp sorularımıza içtenlikle verdiği yanıtlar için teşekkür ediyor, önümüzdeki mevsimde başarılar ve kolaylıklar diliyoruz.


1 Yorum

1 Yorum

  1. mehmet mah

    16 Ocak 2017 at 16:32

    Röportajları keyifle okuyorum teşekkürler = )

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir