Jinhai, genç ve cesur bir savaşçıydı, Çin İmparatorluğunun en büyük devriminin ortasında yaşayan. Bir gün, vahşi bir savaşta, en değerli varlığı, sevgilisi Kaori’yi kaybetti. Bu trajedi, onun ruhunu öfke ve intikam ateşiyle doldurdu. Kaori’nin anısına sadık kalarak, Jinhai zalim düşmanlarına karşı acımasız bir savaş başlattı. Her bir zafer, onun kalbindeki boşluğu daha da büyüttü ve insanlığını yavaş yavaş yitirmesine sebep oldu.

Yıllar geçtikçe, Jinhai’nin intikamı tamamlandı, ancak içindeki acı hala dinmedi. Düşmanlarını yenmesine rağmen, içindeki huzursuzluk artarak devam etti. Artık ne düşmanlar ne de savaş, Jinhai için bir anlam ifade etmiyordu. Yorgun ve kırık bir kalple, Kaori’nin mezarına geri döndü. Orada, sakura ağaçlarının altında, sevgilisinin ruhuyla bağ kurmaya çalıştı ve onun anısına muhafızlık yapmaya başladı.
Jinhai:

Zamanla, Jinhai, Kaori’nin mezarının başında ölümü beklerken, sakura ağaçlarının altında huzuru buldu. Yapraklar dökülmeye başladığında, Jinhai’nin içindeki acı hafiflemeye başladı. Son yaprak düştüğünde, Kaori’nin ruhu ona göründü ve iki sevgili, ölümlüler dünyasının ötesinde sonsuz bir aşkla birleşti. Böylece, Jinhai ve Kaori’nin hikayesi, sakura ağaçlarının altında, ebediyete uzanan bir aşkla son buldu.
