League of Legends

Riot Games, Lissandra’ya yeni bir hikaye getirdi

Riot Games

Riot Games geçtiğimiz gün Runeterra Evreni’ni oyuncularla buluşturmak için yazdığı hikayelere bir yenisini ekledi. Riot Games bize hikayede Buz Cadısı Lissandra hakkında ve Hiçlik’ten gelmiş istilacı Gözcüler hakkında yeni bilgiler verdi.

Riot Games hikaye yazarı Matt Dunn’ın yazarlığını yaptığı Rüya Hırsızı adlı hikayemiz Lissandra’nın hikayenin geçtiği zamanda kaldığı yeri betimleyerek başlıyor. “Bedenini şimdilik koymayı seçtiği devasa mekâna birkaç bin kale birden sığabilir. Bu mekânda Gerçek Buz’dan bir deniz, yeraltının bir ufkundan öbür ufkuna uzanıyor.” Gerçek Buz Freljord’da sadece Buzdoğan adı verilen ırkın kullanabildiği bir buz türü. Öyle ki Gerçek Buz hiç erimez ve sıradan varlıkların eline alabileceği bir şey değildir. İnanılmaz soğuktur.

Riot Games hikayenin devamında bu devasa mekânda Lissandra’nın Gözcüler’i tuttuğu bilgisini veriyor bize. Gözcüler, Hiçlik’ten gelmiş ve devasa büyüklükte olan yaratıklar ve Lissandra çok eskiden beri Gözcüler’i Gerçek Buz altında uyutuyor. Bunun için  geçmişte Lissandra kardeşlerini feda etmişti. Eğer bir gün uyanırlarsa Runeterra’nın sonu gelmiş demektir. Lissandra bunu Gözcüler’in rüyalarında da görüyor. Uzun zaman önce keşfettiği bir yöntemle artık rüyalara girmeyi öğrenmiş ve Gözcüler’in rüyalarında da bu dünyaya yapmak istedikleri korkunç şeyleri görüyor. Daha önceden de kımıldayan bir Gözcü yeniden hareket etmeye çalışıyor ve Lissandra üstündekileri çıkararak elini Gözcü’nün bulunduğu buza değdiriyor. Zihni Gerçek Buz’dan içeri sızarak keskin dişlerden ve karanlıktan oluşan bu yaratığın karşısına çıkıyor. Ve Lissandra Gözcü’nün rüyasına giriyor.

Rüya Hırsızı Lissandra

Rüyasında bir ilahe olan Lissandra çok güzel. Güneş’i bastırmaya çalışıyor. Böyle devam eden rüya bir yerden sonra sapıtmaya başlıyor ve Lissandra huzursuzlanan Gözcü’nün rüyalarını ve karanlık düşüncelerini ayırarak başkalarının rüyalarıyla yatıştırmaya çalışıyor.

Girdiği diğer rüyada Buz Muhafızı Kalesi’ne gördüğü şeyleri raporlamakta olan bir Buz Rahibi var. Aniden Lissandra’nın orada olduğunu fark eden Rahip saygıdan dolayı bir kumaş parçasını gözlerini kapatmakta kullanacakken Lissandra onu durduruyor. Buzun acıktığını söylüyor ona. Buz Rahibi duydukları karşısında afallıyor ve buz değil de buzun altındaki bir şey acıkmış sanırım diye düşünüyor. Tam bunun ne olduğunu soracakken Lissandra’nın oradan gittiğini fark ediyor. Ve Lissandra başka birisinin rüyasına doğru süzülüyor.

Buzdoğan Kız

Bu rüyada adını kendisinden başka kimsenin hatırlamadığı yalnız bir kız çocuğu var. Elinde de siyah bir yengeç. Yengece odaklanmış kız yanındaki neredeyse donmuş nehre bakıyor. Nehirde kıyıya doğru gelen bir buz parçası görüyor ve buz parçası kıyıya geldiğinde eriyor. Eriyen buz parçasının altından kıvrılmış bir kadın çıkıyor. Kız yengeci düşürüyor ve “CADI!” diye bağırmaya başlıyor. Cadı yok oluyor ve kız rüyasından kalkıyor. Çevresinde diğer yetim çocuklar sönmekte olan bir ateşin başında dizilmiş ve başlarında da onları ne olursa olsun koruyacak bir kadın var. Başka bir rüyaya geçmekte olan Lissandra gözünün bu çocuk üstünde olması gerektiğini biliyor. Bu çocuk bir Buzdoğan ve Lissandra da çıkacak savaşta kullanabileceği Buzdoğanları arıyor.

Donan Yolcu

Diğer rüya donmakta olan bir yolcunun rüyası olacak. Dağın tepesinde cehaletinin kurbanı olmuş bir yolcu. Son nefesini vereceğini biliyor ve aslında mutlu sayılır. Bu onun son rüyası ve sonrasında özgür olacak. Derken başında Buz Cadısı Lissandra beliriyor. Kimse son anlarında yalnız olmamalı diyerek ölen adama “Sen dinlenirken ben başında dururum.” diye fısıldıyor. Adam gülümseyerek başıyla onaylıyor ve gözlerini kapıyor, rüyaya dalıp gidiyor. Lissandra adamın rüyası sönene dek rüyanın sınırında bekliyor. Ölen adamın rüyasından da ayrılan Lissandra sonraki rüyaya geçiyor.

Peki Lissandra Rüyada Ölürse?..

Kanlı bir savaşta geçen bu rüyada bir Avarosa var. Bu Avarosa iri yarı, ayı gibi, kızıl saçlı bir adam. “Artık sonun geldi!” diyor Cadı’ya. Cadı rüyalarda o kadar çok ölmüştü ki artık sayısını bile tutmuyor. Her rüyada öldüğünde de sonsuza kadar bir parçasını kaybediyordu. Hayır olmaz, bu sefer ölmeyecekti. Etrafına buzdan pençeleri kalkan ediyor. Adam saldırıya geçiyor ama bir çizik bile atamıyor. Sonra Cadı “Bırak uyansın, kendini Buz Cadısı’nı defeden bir kahraman sansın. Zaten uğraşmam gereken çok büyük dertler var.” diyerek geçiriyor. O rüyadan ayrılıyor.

Ruh Gezgini’nin İlahı

Bu rüyada fırtınalar dönüyor. Her yerden şimşekler çakıyor. Lissandra bunları yapan ruh gezginini buluyor. Bu fırtına sıradan bir fırtına değil. Ruh gezgini Ursin’in (Ursinler Freljord’da yaşayan savaşçı bir ırk) yarı ilah tanrısına yaptığı bir çeşit dua. Lissandra’nın tüküresi geliyor. O yarı ilah tanrıdan nefret ediyor. Yarı ilah tanrı Volibear çünkü gözlerini kör eden kişi. Şaman yavaş yavaş ayı-insan arası bir forma dönüşüyor ve Lissandra’yı fark ediyor. Lissandra onu oracıkta öldürüyor ve olduğu şey ile olmak istediği şey arasında ara bir form olarak kalmış bu ruh gezginine son bir kez baktıktan sonra oradan ayrılıyor.

Gözcüler’in Rüyası

Lissandra rüyalardan çıkmış ve buzun altındaki Gözcüler’in etrafında geziyor. Gözcüler uykuda olsa da onun varlığından haberdar. “Gözcülerin rüyaları hiçle dolu.

Ve daha da hiçle. Pek çok hiçle. Hiçten dağların çevirdiği hiçten ufuklarla. Onların tepesinde ne mi var? Kapkara hiç bulutlarıyla dolu bir hiç göğü.

Lissandra bütün bu hiçin karşısında… var kalabilmek için direniyor.

Etrafında sonsuz bir uçurum gitgide genişliyor. Kara güneşin kendi suretini yiyişini seyrediyor. Fakat açgözlü kara güneş ağzını ne kadar doldurursa doldursun yiyebileceği daha çok şey var.

Lissandra bir çığlıkla patlıyor, kendisinin milyarlarca siyah zerresine, her biri çığlıklar atan Lissandralara dönüşüyor. Bütün bu hiçle kıyaslanınca, çıkardığı ses bir fısıltı bile değil. Fakat rüyayı temellerine kadar sarsmaya yetiyor…”

Bilinci neredeyse kapalı olan bedeni Gerçek Buz duvarlarına bir şeyler çiziyor ve benliğinin çoğu bedenine geri dönüyor. Oracıkta kusan Buz Cadısı, Gözcü’yü kendisini yeme rüyasıyla baş başa bırakarak oradan ayrılıyor. Buz Muhafızları onun rehberliğini ve liderliğini bekliyor.

Reathe ve Harap

Buradan sonra Lissandra yetim Buzdoğan Reathe’nin rüyasına giriyor. Reathe’nin rüyalarına hep abartılı bir girişle giren Lissandra ona bazı şeyler anlatıyor. Rüyasından uyanan Reathe’nin kirpikleri donup birbirine yapışmış ve ayırmaya çalışırken göz kapağının bir tarafı yırtılarak kanıyor. Sonra o karanlık mağarada yalnız olmadığını fark ediyor. Mağaradaki diğer kişi olan mavi tenli adamdan hemen kaçmaya başlıyor Reathe. Mavi tenli adam ona bir kere öldüğünü ve “onun(Lissandra’nın)” buzu gözlerini uyuştururken bu mağarayı ve Reathe’yi bulduğunu, kaderlerinin kesiştiğini söylüyor. Reathe ona “Sen de mi rüyanda Lissandra’yı gördün?” diyor. “Hayır, ama onu damarlarımda işitiyorum. Bir zamanlar durmuş olan kalbimin her atışında onu duyuyorum.” diyerek cevap veriyor adam. “Bizi bekleyenler var küçük Buzdoğan. Onları bulmamız lazım.” diye de ekliyor. Reathe kendini Darayak boyundan Reathe olarak takdim ediyor adama. Kendine “Harap” diyen adam, “Gel benimle Reathe, diğerleri de buradadır.” diyor.

Bulundukları yer olan Buz Muhafızı Kalesi’nin yerini çok az kişi biliyor. Ama ordu toplayıp burayı yok etmek isteyen çok kişi var. Kaleyi bulabilenlerin ise buradan kendi tercihleriyle ayrıldığı çok nadir görülmüş. Yine de o kaleden beş yorgun gölge iniyor. Buz Cadısı’nı arıyor hepsi. Geçmişteki diğerleri gibi onlar da rüyalarında tanıştı Lissandra’yla. Ama şimdi hepsi içlerinde daha önce hissetmedikleri bir şey hissediyor. Buzun altındaki bir şey sanki bu. Karanlık, boş ve aç. Kemiriyor.

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.