Haber

Avrupa LCS Yarı Final maçları ve analizleri

Geçtiğimiz haftasonu oynanan yarı final maçları sonunda Avrupa LCS finali belli oldu. Belirtmemiz gerekir ki yarı final maçları kesinlikle hakkını verdi. Özellikle SK-UOL eşleşmesi, League of Legends severlerin uzun zamandır izlediği en iyi Bo5 serisi olmuş olabilir. Aynı heyecanı Fnatic-H2K serisinde de yakaladığımızı söyleyebiliriz. Maçlara geçmeden önce oluşan tabloya bir göz atalım:

Ekran Alıntısı

İki yarı finalin de 3-2 bitmiş olması, Avrupa LCS’deki rekabetin üst seviyede olduğunun çok güzel bir göstergesi. İki serinin de baş başa gitmesi ve 5. maçlar sonunda serilerin sonuçlanması ise biz seyirciler için seyir zevkini en üst seviyeye çıkardı. Öncelikle ilk oynanan seri olan Fnatic-H2K Gaming serisi ile başlayalım. Serinin ilk maçında oyuncuların performansları şu şekilde oldu:

fnc-h2k1

Tabloya baktığımızda ilk dikkatimizi çeken şey Shen seçimiydi. H2K, UOL kadar olmasa da yenilikçi seçimleriyle tanınan bir takım. Bu takım kompozisyonuna Shen’in eklenmesi, H2K’nin oyunun ortasında ve başında çok güçlü olacağına dair bir göstergeydi. Ki bahsettiğim gibi de oldu.

Baktığımızda Fnatic ile H2K’nin oyun anlayışı birbirine benzemekte. İki takım da elde ettiği her avantaj kırıntısını lehine çeviren takımlar. İki takımın da orta koridoru ve alt koridoru öne çıkıyor. Bu maçtaki sıkıntı ise Fnatic’in bu tarz bir kompozisyonu çok fazla oynamamasından kaynaklanıyor. Elbette scrimlerde denenmiş ve çalışılmış bir kompozisyondur bu, fakat sahnede oynamak, scrimlerde oynamaktan çok daha zordur. Özellikle de baskısı bu kadar yüksek olan maçlarda doğru oynamak, en profesyonel takım için bile zordur.

H2K kompozisyonlarının neleri yapıp neleri yapamayacağını çok iyi bilerek oynadı ve bu bilinçli davranışın sonunda maçı kazandı. Fnatic takımının bireysel hataları nedeniyle oyun başı altın farkını yakalayan takım, sürekli olarak harita üzerindeki objektifler üzerinde oynadı. Huni’nin baronu çalması ise, Fnatic takımına hiç yetmedi zira takım altın olarak o kadar gerideydi ki barondan gelen 1.5k altın ve baron güçlendirmesi yetersiz kaldı.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Serinin 2. maçı ile devam edelim. Maç sonu oyuncuların performansları ve skorları şu şekilde oldu:

fnc-h2k2

İki takım da kompozisyonları bozmayarak agresiflik seviyelerini değiştirdiler bu maçta. Fnatic takımı Febiven’in muazzam oynadığı LeBlanc seçimi ile maça başlarken H2K takımı oyun sonu muazzam bir gücü olan Cassio ile oyuna başlamayı tercih etti. Bu maç ile bütün övgüler sanırım ReignOver’a gitmeli.

Üst koridor oyuncusunun çarp-ışınlanma alması oldukça yeni bir meta ve takımdaki Nunu ile inanılmaz bir sinerjisi bulunuyor. Lee-Nunu ikilisinin Nunu’nun Q yeteneğini de sayarsak 3 adet çarp yeteneği olduğunu göz önünde bulundurmalıyız. Bu da baron ve ejder’in sürekli olarak Fnatic takımı tarafından alınması ile sonuçlandı.

Fnatic bu maç çok daha agresif oynadı ve bu oyunun meyvelerini aldı. Yellowstar’ın sıçra-ulti kullanışları, Febiven’in bitmek bilmez agresif oyunları, Steelback’in Nunu ile uyumlu eşya seçimi, tüm bu etkenler Fnatic’in maçı kazanmasında rol oynadı. İki takım da kötü oynamadı, aslında iki takım da gayet iyi bir şekilde performans gösterdi. Sadece Fnatic’in takım kompozisyonu snowball’a çok daha yatkındı ve ilk avantjı onlar ele geçirdi.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Serinin 3. maçı ile devam edelim. Maç sonu oyuncuların performansları ve skorları şu şekildeydi:

fnc-h2k3

Bu maçın kahramanı şüphesiz Hjarnan’dı. Sadece koridorunu kazanmasıyla değil, inanılmaz kritik bir ejder çalışıyla da maçta inanılmaz bir etkisi vardı.

Gördüğünüz üzere Fnatic yine takım kompozisyonunu çok fazla değiştirmezken H2K’nin Janna-Ahri ikilisi ile maça başlaması, “disengage” kompozisyonunun kraliçesi olan Sivir ile de bu ikiliyi desteklemesi, takım adına en olumlu şeylerdi. Maç iki takım adına da o kadar stresli geçti ki dakika 18’e kadar ilk kan dökülmemişti. Dakika 18’deki ejder savaşında ise çarp-Lee ve Nunu ormancıya karşı imkansızı başarıp ejderi çalmayı başaran Sivir’in başlattığı aksiyon ile ilk kan Ryu’ya gitti ve ondan sonrası H2K için çok kolay oldu.

İlk kan dökülmeden önce altın farkı 2k iken, ki bu fark sadece minyon sayısına ve kule farkına bakıyor, fark ilerleyen dakikalarda 7k’ya kadar çıktı. H2K, tıpkı rakibi gibi küçük avantajları büyük etkilere dönüştürerek maçı kazandı.

Burada belirtmemiz gerekir, Huni tüm sezon boyunca harika oynadı fakat bu maçta yaptığı bir kaç kritik hata, odaklanmaları ve ne zaman savaştan çıkacağını kestirememesi bu hatalara örnek olarak gösterilebilir, maçın Fnatic için çok daha zor geçmesine neden oldu.

Maç ile ilgili kısa özeti şuradan izleyebilirsiniz:

Gelelim serinin 4. maçına. Maç sonunda oyuncuların performansları ve skorları şu şekildeydi:

fnc-h2k4

Bu maç, Fnatic’in geri dönüşüydü. Seri boyunca H2K karşısında zorlanan ve kazandığı maçlarda dahi açık ara farkla kazanamayan Fnatic, bu maç H2K’nin stratejisini tamamiyle counterladı ve sadece 3 skor vererek maçı almayı başardı.

Alışık olmadığımız Vladimir-üst koridor ile bizleri yine şaşırtan Huni, koridor safhasında ReignOver’ın da yardımıyla avantajı eline geçirdikten sonra hiçbir şekilde bırakmadı. İlk kanı da etkileyici bir Zed oyunuyla alan Febiven, sürekli olarak haritada baskınlara giderek takımını rahatlattı. ReignOver ise muazzam bir Reksai performansı gerçekleştirdi. Şampiyonun harita üzerinde oluşturabileceği baskıyı mükemmel bir şekilde değerlendiren oyuncu 4-0-8 gibi etkileyici bir performansla da maçı tamamladı.

H2K takımında ise bu maçta işlemeyen iki seçim vardı. Bunlardan birisi Diana seçimiydi. Zed’e karşı oldukça etkili olmayan, çok iyi bir destek şampiyonu olmadığı sürece de doğru düzgün hasar vermesi oyunun 30. dakikasından sonra mümkün olan Diana, Ryu için bu maç bence hayal kırıklığıydı. Bir diğer işlemeyen seçim ise Hjarnan’ın Kogmaw tercihiydi. Hjarnan müthiş bir nişancı, ona lafımız yok. Kaçındığı yetenek vuruşlarından bile bunu anlayabiliriz. Fakat Kogmaw’ı koruyacak bir Lulu, Janna ya da Nami gibi şampiyonlar olmadığı sürece bana kalırsa oyundan düşmesi çok kolay bir şampiyon. Özellikle de Kog-Annie ikilisi oldukça agresif olabilir, ama Annie’nin hiçbir koruma mekanizması olmadığı için Hjarnan sürekli olarak kolay lokma oldu.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Ve serinin son maçı. Maç sonunda oyuncuların performansları ve skorları şu şekildeydi:

fnc-h2k5

Bir önceki maç için Fnatic, H2K’yi tamamiyle çözdü demiştim. Bu maçta da Fnatic’in ezici üstünlüğü vardı. Fnatic takımı yine Vlad-üst koridor ve Chogath seçimi ile maça başlarken H2K ise Vlad seçimini Diana ile karşılamak istedi. Ne var ki Odoamne bireysel olarak iyi bir maç çıkartmış olsa da takım savaşlarına hiçbir katkı koyamadı.

Zed ile sürekli olarak split push yapmak isteyen Ryu da sayısız kez Fnatic takımına yakalandı ve klasik Zed stratejisini uygulayamadı. Bu maçın da yıldızı şüphesiz Reksai ile harikalar yaratan ReignOver’dı. İlk kanı mükemmel bir counter-baskın zamanlamasıyla Loulex’i öldürerek alan ReignOver, maç boyunca sürekli olarak olması gereken yerdeydi. Hjarnan’ın Jinx seçimi takım kompozisyonu içerisinde mantıklı olarak gözükse de o Jinx’in ihtiyacı olan skorları bir türlü bulamadı var maçı 1-2-1 ile bitirdi.

Maç sonunda Fnatic seriyi 3-2 alarak finale çıkmaya hak kazandı.

Playoffların 2. yarı final maçı olan SK Gaming-Unicorns of Love ile analizlerimize devam edelim. Çok fazla eğlenceli, bir o kadar da çekişmeli geçmesi beklenen seri, kesinlikle beklentileri karşıladı diyebiliriz. Dilerseniz hiç vakit kaybetmeden maçları incelemeye başlayalım.

Serinin ilk maçı sonunda oyuncuların performansları ve skorları şu şekilde oldu:

sk-uol1

UOL’un yasaklama ekranında Graves’i ve Lucian’ı banlaması, Forg1ven’ın bu seri boyunca odak noktası olacağının bir göstergesiydi. Forg1ven’ın en çok oynadığı iki şampiyonu banlayarak kendilerine avantaj yaratmak isteyen UOL, sanırım bunu başardı da. Forg1ven, Tristana ile o agresif oyunlarını oynayamadı ve takım, agresif şampiyon eksikliği çekti diyebiliriz.

SK ise Syndra banlayarak PowerOfEvil’e ne kadar saygı duyduklarını gösterdi. POE’yi LB seçimine zorladıklarını düşünen SK, Cassio ile muazzam bir counter seçim yaptıklarını zannettiler. Fakat UOL, her zamanki karakterini ortaya koyarak bizleri yine şaşırttı ve Kogmaw-mid seçimi ile maça başladı.

Yasaklama ekranına bu kadar çok değinmemin nedeni, UOL’un oyun daha başlamadan bir avantaj yakaladıklarını belirtmek isteyişimdi. SK takımının belirli bir oyun planı ve tarzı var ve bu tarz dışına itildiklerinde  ne yapacaklarını bilemiyorlar. İşte bu maç da, biraz bu tatta bir maçtı.

POE’nin birkaç free-kill alması ile snowball olması çok kolay oldu. Vardags-Hylissang ikilisi ile harika bir oyun çıkarttılar. Özellikle de Vardags çok fazla ölmeyerek, doğru pozisyon alarak bu maçta kendisine izleyenleri bir kez daha hayran bıraktı. Maçın en iyisi ise şüphesiz Hylissang’dı. Yeni nesil destek oyuncuları içerisinde en çok göze batan oyuncu, doğru kalkanları ve bindingleri ile çok iyi iş çıkardı.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Serinin 2. maçı ile devam edelim. Maç sonu oyuncuların performansları şu şekilde oldu:

sk-uol2

Çin metası olarak bilinen ve bir önceki seride Huni’nin iyi bir şekilde oynadığı üst koridor-çarp seçimini bu sefer de UOL takımında gördük, hem de orjinal Shyvana seçimi ile birlikte. Ne var ki takım çarp yeteneğini kullanmakta zorluk çekti diyebiliriz. Çoğu yorumcu/oyuncu yasaklama ekranının oyuna ne kadar etki ettiğini göz ardı edebilir. Fakat özellikle SK takımı için bu çok önemli.

Bu maçta çok daha başarılı bir yasaklama ekranı süreci geçiren SK, kimliğine daha çok uyan, daha agresif, daha skor odaklı bir takım kompozisyonu oluşturmayı başardı. Zed-Caitlyn ikilisinin çok iyi oynadığı maçın asıl kahramanı ise Svenskeren’di. Sven’in ne kadar iyi bir ormancı olduğu herkes tarafından biliniyor. SK takımı oyun başı oldukça geri düştü. Hem kule hem de skorlar vererek altın sayısında geride kalan SK takımını ipten kurtaran kesinlikle Svenskeren’di. Doğru baskınlarda bulunup Lee’nin agresifliğini maksimum düzeyde sahaya yansıtan Svenskeren, 5-2-14 gibi bir ormancının hayalindeki skorlardan birisi ile maçı bitirdi.

UOL takımı bence gayet iyi oynadı. Tek sıkıntıları ise oyun başı ele geçirdikleri avantajı arttıramamalarıydı ki bunun ardındaki en büyük neden Svenskeren’in bu kadar iyi oynamasıydı.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Serinin 3. maçı ile devam edelim. Maç sonu oyuncuların performansları ve skorları şu şekilde gerçekleşti:

sk-uol3

İnsan gözlerine inanamıyor değil mi? Kesinlikle. Avrupa LCS’i 1. sıradan bitiren takım, playofflara zar zor giren takıma 14 skor verip 0 skor alıyor. Hem de yarı finalin 3., belki de en kritik maçında. SK’nın böyle kötü bir maç çıkarmasının altında yatan en büyük problem, kesinlikle yasaklama ekranını iyi oynayamamaları ve oyuncuların şampiyon havuzlarının aslında çok da derin olmaması. Fox ve Svens ayak uydurabilecek seviyede şampiyon havuzuna sahipken, Forg1ven’ın oyun tarzını yansıtan şampiyon sayısının bu kadar kısıtlı olması, SK için sezon başından beri sıkıntıydı fakat rakiplerinin odak noktası hiçbir zaman bu olmamıştı.

UOL ise bu maç harikalar yarattı. Takımın en iyisi olan Hylissan, Morgana ile neredeyse her kullandığı Q yeteneğini tutturmayı başardı ve 0-0-10 gibi muazzam bir skorla maçı bitirdi. POE’nin Orianna seçimi ise ilk bakışta akıllarda soru işareti yaratsa da, ki birkaç ulti kaçırmadı değil, oyunun ortasında ve sonlarına doğru oldukça doğru ultiler kullanarak Udyr-Orianna kombosunu doğru bir şekilde uyguladı UOL.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Serinin 4. maçı ile devam edelim. Maç sonu oyuncuların performansları ve skorları şu şekildeydi:

sk-uol4

Bu maç, neredeyse 2. maçın tekrarı gibiydi. SK takımı aynı kompozisyonla, hemen hemen aynı seçimlerle, çok çok daha iyi bir performansla serinin 4. maçını kazanıp durumu 2-2’ye getirmeyi başardı.

2. maçta olduğu gibi, bu maçta da Sven kelime anlamıyla mükemmel oynadı. oyunu 10-1-10 gibi bir ormancının çok zor bir şekilde ulaşacağı bir skorla bitiren Sven, maçın yıldızıydı. SK takımı ise kendi karakterine uyan seçimlerle ve kompozisyonlarla aslında çok iyi bir şekilde performans gösterdiklerini bir kez daha kanıtladı.

UOL’da ise bu defa Kogmaw seçimi çok yetersiz kaldı. Oldukça manaya bağımlı bir şampiyon olan Kogmaw’ın, takım savaşlarının neredeyse hepsinde manası bitti ve bir süre sonra hasar verememeye başladı. Söylemek gerekir ki Kikis de bir önceki maç gibi Udyr’i mükemmel derecede etkili kullanamadı. Tüm bunlar da UOL’un maçı kaybetmesine ve serinin 5. maça uzamasına neden oldu.

Maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Ve gelelim serinin son ve belki de en keyifli maçına. Başa baş bir mücadele gördüğümüz maç sonunda oyuncuların performansları ve skorları şu şekilde oldu:

sk-uol5

Bu sezonki Avrupa LCS’in en heyecanlı maçı desek bu maça, yanılmış olmayız sanırım. Baron çalmalar, base yarışları, inanılmaz takım savaşları ve mükemmel bir stratejik savaş ile bu maç, serinin en iyi maçıydı.

Öncelikle takım kompozisyonlarından bahsedelim. SK’nın yine karakteri dışında şampiyon oynamaya mecbur bırakılmış Forg1ven dışında bütün şampiyon seçimleri, sezon boyunca alışık olduğu şekilde başarılı bir şekilde gitti. Fakat daha oyun başlamadan Forg1ven’ın Corki oynayacağı konusunda seyircilerin aklında soru işaretleri oluşmuştu.

UOL’da ise yine bir sürpriz seçim vardı, ki şu ana kadar sadece Çin liginde gördüğümüz bir seçimdi: Ormancı Gnar. Kikis’in yeni şampiyonları sahnede denemeyi çok sevdiğini geçtiğimiz serilerde gördük. Bu serinin sürprizi ise Gnar oldu.

Maça geçersek, SK takımının kompozisyonu nedeniyle oyun sonuna kalmak istememelerini anlayabilirsiniz. Zira Corki gibi mid-game’de inanılmaz derecede güçlü olan, sonraları ise git gide oyundan düşen bir şampiyon varken takımda, maçı uzatmak istemezsiniz. Bu amaçla SK, oyun başı UOL’a zor dakikalar yaşattı. Sürekli olarak UOL takımının altın toplamasına engel olan SK, Kikis’i pozisyon dışında yakalayarak, dakika 28’de barona başladı. İşte ne olduysa o baron kararından sonra oldu. SK takımında hem Shyvana’nın, hem de Reksai’nin çarp’ı olmasına rağmen, PowerOfEvil baronu Orianna ultisi ile çaldı ve muhtemelen maçı kazanmak için en önemli adımı atmış oldu.

Burada UOL’un takım savaşlarında neden bu kadar çok zorlandığını da açıklamak istiyorum. En büyük sıkıntı Caitlyn’in çok fazla eşyaya bağımlı bir şampiyon olması iken, daha da büyük sıkıntı POE’nin eşya seçimleriydi. Asırlık Sopa-Zhonya eşyaları ile başlayan POE’nin adam akıllı hasar verebilmesi için yaklaşık 40 dakika geçti.

UOL’un maçı kazanmasını sağlayan takım savaşında ise fark yaratan oyuncu, 2. Hayalet Dansçı eşyasını satın almasıyla kritik vurma şansını %90’a çıkaran Vardags’tı.

Maçın özetini izlemektense, tamamını izlemenizi tavsiye ediyorum. Yine de, maçın kısa özetini şuradan izleyebilirsiniz:

Bu seriler sonunda Avrupa LCS Finali’nin adı Fnatic-Unicorns of Love oldu. Final serisi 19 Nisan’da, Madrid’te oynanacak.

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir