League of Legends

Dünya Şampiyonası yolunda: Beşiktaş’ın MSI performansı

Geçtiğimiz hafta sonu oynanan Mid-Season Invitational’a (Sezon Ortası Özel Turnuva) katılan Beşiktaş, dünya sunucularında bir numara olan takımlarla karşı karşıya geldi. Takımımız ne yazık ki turnuvayı galibiyet alamadan bitirse de, turnuva boyunca sergilediği oyun ve rakiplerini analiz ederek yaptığı çıkarımlar ile, takımın gelecek vaad eden güçlü yanlarını geliştirme konusunda önemli bir adım attı.

Turnuva öncesi herkesin Beşiktaş’tan beklentisi aynıydı. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yılda da WildCard şampiyonunun bir galibiyet almayacağını (ya da en fazla bir maç kazanacağını), eğer ciddiye alınmazsa geçtiğimiz yıl Kabum’un yaptığı gibi güçlü rakiplerini hezimete uğratacağı ön görülmüştü. Beşiktaş e-Spor Kulübü turnuva süresince bir galibiyet alamasa da, beş büyük sunucu dışındaki sunucuların da oyun tarzı ve strateji bakımından çok iyi bir seviyede olduğunu gösterdi.

Takımımız turnuva boyunca en iyi performansını Ahq takımına karşı gösterdi. Bu noktada belirtmek gerekir ki, Ahq takımı diğer dört takıma nazaran zayıf görülmesine rağmen, Beşiktaş’ın iyi performansının altında yatan neden zayıf bir rakiple karşılaşmış olması değil, turnuva boyunca geliştirdiği oyun tarzını bu maç ortaya koyması ve Ahq takımının Beşiktaş’ı diğer takımlar kadar ciddiye almamasıydı.

Öncelikle Beşiktaş turnuva boyunca neleri iyi yaptı ya da neleri geliştirdi, bunlara bir bakalım.

İlk göze çarpan şey, yukarıda da belirttiğim gibi oyun tarzındaki müthiş gelişme. Turnuvanın ilk maçı olan SKT’ye karşı erken baskınlar yapmak için uğraşan takım, harita rotasyonundaki hakimiyetini tamamiyle kaybetmişti. Bir koridora olan odağını diğer koridorlara dağıtmakta sıkıntı yaşayan takımımız, ilerleyen maçlarda bu sıkıntısını giderdi ve çok daha iyi oyunlar ortaya koydu. Diğer bir önemli nokta ise takımın yasaklama ekranını çok daha iyi oynamaya başlaması oldu. Burada takım koçu olan Lethillion’un bu süreçten ne kadar faydalandığını belirtmek gerekir. Dünya’nın en iyi takımlarına karşı neleri yasaklayıp neleri almak gerektiğini tecrübe etmeden bilemezsiniz. Dolayısıyla gün içerisindeki maçları takip ettikçe takımların güçlü yanlarını ve zayıflıklarını iyi analiz edip neredeyse tüm maçlarda harika kompozisyonlar kuran koç, kesinlikle övgüyü hak ediyor. Son olarak, Beşiktaş, önemsiz gibi gözükse de aslında başarı için çok büyük bir adım olan gerideyken oynamayı öğrendi. WildCard Turnuvası’nda bu eksiklik üzerine yoğunlaşan ve seride geri düşmesine karşın finali 3-1 kazanan takımımız, bu turnuvada geriye düştüğü maçları çevirmesine rağmen; nasıl oynayacağını, nerelere totem koyması gerektiğini, gerideyken nasıl bir eşya seçimi yapması gerektiğini iyice öğrendi. Beşiktaş ve tüm Türkiye League of Legends hayranları takımın maç kazanamamasına üzülse de, bu noktaları göz önünde bulundurarak sevinmek ve ülkedeki League of Legends’ın rekabetçilik açısındaki geleceğine umutla bakmak gerekiyor.

1484987-31696892-1600-900

Şimdi de MSI Turnuvası boyunca Beşiktaş’ın eksik yaptığı, turnuva süresince geliştirmesi gerekliliğine rağmen başaramadığı şeylere bakalım.

Öncelikle bu noktaların Beşiktaş’ın başarı/sızlığına ne derece etki ettiğini anlamamız için, takımın oyun tarzını iyi bir şekilde anlamamız gerekir. WilCard ve MSI’dan önce takımın en bariz güçlü yanı oyun sonu savaşları inanılmaz bir doğrulukla oynamalarıydı. Takım, altın ya da eşya olarak ne kadar geride olursa olsun ne zaman savaşacağını ve kimlere odaklanacağını mükemmel bir kesinlikle gerçekleştiriyordu. Öyle ki Türkiye Şampiyonluk Ligi’ni takip eden seyirciler olarak, Beşiktaş ne kadar geride olursa olsun ‘Bu takım bu farktan geri döner ve maçı kazanır.’ diyebiliyorduk. İronik olarak, takımın oyun sonu performansı ne kadar göz kamaştırıcıysa, koridor safhası ve oyun ortası performansı da bir o kadar zayıftı. Takımın koridor safhasındaki zayıflığını belirtirken oyuncuların yetenek olarak zayıflığını kastetmediğimi belirtmek isterim. Oyuncular minyonları nasıl manipüle edeceğini biliyor, ormancımız oyun başı agresifliğini hangi koridora koyması gerektiğini biliyor, fakat 2v2 ya da 3v3 küçük savaşlarda neler yapacaklarını bilmiyorlar. Dahası bu savaşlara oyunun hangi bölümlerinde girip hangi bölümlerinde kaçınmaları gerektiğini bilmiyorlar. Aynı şekilde takımın oyun ortası performansı da oldukça kötü. Oyun ortasındaki üstünlüğü kazanmanın tek yolunun harita üzerindeki görüş olduğunu bilen fakat bir türlü uygulayamayan takımın oyun sonuna geride düşmesinin ana nedeni de genelde bu oluyor. Oyun ortası haritayı kontrol etmeyi başaramayan takım, oyun sonuna geride giriyor ve çoğu zaman imkansızı başarıp geri dönüş gerçekleştiriyor. Bu bağlamda, takımın MSI turnuvasında geliştiremediği en önemli şey, koridor safhasını ve oyun başı  agresifliliği uygulayamaması olarak gösterilebilir.

WildCard’da devam eden problemler, MSI’da da devam etti. Bunun kolay bir iş olmadığını ve Dünya’nın en iyi takımlarına karşı uygulamanın çok zor olduğunu söyleyelim. Özellikle de Beşiktaş’ın ısrarcı olduğu lane swap konusu, LCS takımlarının bile zorlandığı bir konu. Beşiktaş’ın bunu tekrar tekrar uygulaması ve öğrenmeye çabalaması çok olumlu, fakat son maçta dahi bu konuda geliştirme gösterememesi bir problem. WildCard’dan önce de devam eden ve MSI’da da büyük baş ağrısı olarak ortaya çıkan bir diğer sorun ise oyun ortası savaşları ve harita görüşü. Özellikle Ahq ve SKT maçlarında ortaya çıkan bu problem, Beşiktaş’ın uluslararası arenada başarılı olması için anahtar niteliğinde. Bu problemin sadece iki maçta ortaya çıkmasının nedeni ise artık profesyonel sahnede oyun sonu yeteneklerinin çok da önemli olmamasından kaynaklanıyor. Dünya’nın en iyi takımları, birbirleriyle karşılaştıklarında dahi, oyun başı ve oyun ortası odaklı oynuyor. Bunda metanın değişmesi ve meta şampiyonlarının özelliklerinin bu yönde olmasının büyük bir etkisi bulunsa da, oyun başı avantajı eline geçiren takımlar bu avantajı snowball’a çevirerek oyunun son safhasına gelmesine engel oluyor. Ahq maçı dışında, Beşiktaş’ın oynadığı tüm maçlarda rakipleri oyun başı avantajlarını yakalayıp Beşiktaş’ın oyun sonu takım savaşlarına girmesini engelledi.

Beşiktaş’ın turnuva boyunca League of Legends açısından performansı kötü gözükebilir. Yine de takımın bunun dışındaki etkileşimleri ise üst seviyedeydi. Özellikle Energy’nin komüniteyle olan iletişimi ile Thaldrin’in bir oyuncu olarak kendisine olan saygıyı arttırması, Beşiktaş’ın bilinirliğini arttırdı. Final karşılaşması öncesinde yapılan gösteri maçına Thaldrin’in ve Energy’nin davet edilmesi de, oyuncuların çevre oluşturması açısından oldukça önemliydi. Bunun dışında takımın fiziksel olarak oradaki varlığı, diğer takım oyuncularıyla olan iletişim ve antreman maçları açısından büyük değer taşımaktaydı.

Özet olarak, Beşiktaş’ın oraya katılmasının önemini anlattığımız yazımızdaki ön görülerimiz haklılığını kanıtladı. Takım 0-5 skoru ile turnuvayı kapattı, fakat oyun tarzı ve doğru mentaliteyi geliştirme açısından büyük tecrübe edindi ve kendini geliştirdi. Umuyoruz ki takımımız, Dünya Şampiyonası gibi çok daha uzun ve çok daha rekabetçi bir turnuvaya uatılmaya hak kazanıp MSI’daki tecrübesini sahaya yansıtma şansı bulur ve Türk seyirciler olarak bizim de yüzümüz güler.

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir