Röportaj

5Mid Özel: Riot Jhonnie röportajı

Riot Games Türkiye’nin sevilen isimleriyle röportajlarımız devam ediyor. Yine Riot Games’in sunucularından ilerleyerek yeni sohbetimizi heyecanlı maç anlatımıyla akıllara kazınan Caner “Jhonnie” Güngörür ile gerçekleştirdik. Geçtiğimiz haftalarda yaptığımız Regarnur ve Dunpy röportajlarında yer verdiğimiz sorulardan bazılarını koruyup bu seferki yanıtları Jhonnie’den dinledik. Tabii kendisine özel sorular sormayı da ihmal etmedik.

İlk sorumuz sahneye nasıl dahil olduğunuzu öğrenmeye yönelik. Riot Games Türkiye’ye giriş hikayenizi anlatır mısınız?

Aslında dışarıdan bakıldığında son derece normal işleyen bir görüşme süreciydi, lakin o dönemde benim için gerçekten çok büyük bir önem ve anlama sahipti. Küçüklüğümden beri parçası olmayı hayal ettiğim sektöre giriş yapabilme fikri bile dizlerimin titremesi için yeterliydi. Şirketin adı da Riot Games olunca hayatımın en önemli girişimi haline dönüştü. Nihayetinde kabul edildiğim haberini aldığımda evde timsah yürüyüşü yaptığımı hatırlıyorum.

Peki sunuculuk işi nasıl başladı?

Vakti zamanında arkadaş gruplarında çeşitli oyunlar oynanırken sürekli konuşan, yorum yapan, maç anlatan, çenesi durmayan bir Jhonnie vardı. O dönemde “Bi’ sus artık, ne çene varmış arkadaş!” gibi tepkiler aldığım da oluyordu. İş görüşmeleri sırasında böyle bir niyetim olduğunu belirttim, her ne kadar ilk giriş yaptığım pozisyon ile alakası olmasa da bu hayalimi gerçekleştirebilmek için fırsat tanındı. Elimden gelenin en iyisini yapmak için gerçekten gece gündüz çalıştım. Halen de çalışmaya devam ediyorum. Zira bu rolde asla “Ben oldum,” diyemezsiniz. Yine de GameX’de gerçekleşen 1. Ulusal League of Legends Turnuvasını asla unutmayacağım. İlkler özeldir.

Sunuculuğa ilk başladığınız zaman ile şu an arasında ne gibi farklar var? Zayıf yanlarınızın olduğunu düşünüyor musunuz?

İlk başladığım dönemdeki oyun ve meta bilgim ile bugün geldiğim nokta arasında oldukça büyük farklar var. Daha önce de belirttiğim gibi, League of Legends sürekli gelişen, farklılaşan dinamiklere sahip. Ya bu tempoya ayak uydurursunuz ya da yok olursunuz. Her fırsat bulduğumda herhangi bir ligden maçı takip etmeye, oyuncuların, takımların ne yapmaya çalıştığını anlamaya, analiz etmeye çalışıyorum. Yorumlarına saygı duyduğum isimleri takip ediyorum. İlk günden değişmeyen hiçbir şey yok mu diye sorarsanız: Evet, var. Bu işe olan tutkum ve heyecanım!

Şampiyonluk Ligi bu yıl çok daha çekişmeli olacak gibi gözüküyor, siz ne düşünüyorsunuz? Kış Mevsimi için tahmininiz var mı?

Çekişmeli olacağı konusunda ekstra bir bulguya ihtiyacımız yok, sonuçlar zaten ortada. Tahmin yapmak için ise hala erken olduğunu düşünüyorum zira takımlar hala birbirlerini tartıyorlar ve 10 yasaklama sistemi sonrası meta çok değişken bir hale geldi. Önemli olan konu esneklik ve adaptasyon olacak. Rakibin ne yaptığını anlayıp ona göre stratejiler geliştirebilen takımlar ön plana çıkacaktır. SUP ve DP biraz daha ön planda gibi gözükseler de sürpriz yapabilecek takım sayısının bol olduğunu düşünüyorum.

10 yasaklama demişken, bu sistem hakkında ne düşünüyorsunuz? Ligde ne gibi farklılıklara sebep olur?

Profesyonel sahnenin başına gelmiş en güzel şeylerden biri olduğunu düşünüyorum. Daha şimdiden, dünya üzerinde oynanan şampiyon sayısı beklentilerin üzerine çıkmış durumda. Esporcuları takip etmenin yanı sıra sevdiği şampiyonların bu sahnede gözüküyor olması izleyiciler için oldukça heyecan verici bir durum. Yaratıcı kompozisyonların, stratejilerin olduğu bir ortamda da seyir zevki her geçen gün daha da artacaktır.

Bu mevsimin ilklerinden biri Fenerbahçe ve Galatasaray oldu. Türkiye’nin dev kulüplerinin espora girişini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Türkiye’nin en saygın ve köklü spor kulüplerinden ikisinin dahil olması her şeyden önce ilgi ve alakanın ne boyuta geldiğinin ve bu branşın artık saygın bir spor dalına dönüştüğünün en büyük göstergesi. Bunun örneklerini globalde de görmekteyiz ve gelecekte de görmeye devam edeceğiz. Bu gelişmelerin kesinlikle olumlu etkileri olacağını düşünüyorum. Rekabetin ve rengin arttığı ligimizde çok daha çekişmeli, keyifli maçlar izleme şansımız olacak. Ayrıca sunuculuğun yanı sıra bir espor hayranı ve izleyicisi olarak bu benim için de son derece heyecan verici bir durum.

Türkiye’deki espor ekosisteminin gelişmesi için hangi adımlar atılmalı, bu konudaki düşünceleriniz neler?

Aslına bakarsanız bu doğrultuda çok önemli adımların zaten atıldığını ve atılmakta olduğunu söyleyebilirim. Büyük kulüplerin işin içine dahil olması, oyuncuların, koçların, yöneticilerin çok daha profesyonel bir anlayışla bu işe sarılmaları, ekosistemin her geçen gün daha iyi bir hale gelmesini sağlıyor. Bizler de bunun gerçekleşebilmesi, gerekli olan olanakların sağlanabilmesi için elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Azimle, tutkuyla, sevgiyle çalışmaya devam ettiğimiz sürece çok daha güzel günlerin bizleri beklediğini söyleyebilirim.

Son olarak, gelecekte espor konusunda bir hayaliniz, planınız var mı?

Enerjim yettiği sürece bu dünyanın bir parçası olarak kalmak istiyorum. En büyük hayallerimden biri de sunucu olarak dünden bugüne yaşadıklarımı anlatabileceğim bir kitap yazabilmek.

Caner “Jhonnie” Güngörür’e vakit ayırıp sorularımıza içtenlikle verdiği yanıtlar için teşekkür ediyor, hayatında başarılar ve kolaylıklar diliyoruz.


 

1 Yorum

1 Yorum

  1. mehmet mah

    4 Şubat 2017 at 11:59

    Riot games türkiyenin bütün sunucuları çok cana yakın insanlar , onların çoşkulu anlatımlarına bayılıyorum , bütün sunucuları sevsemde kelin yeri apayrı ,o kitabı çıkartırsa mutlaka alır okurum :D lolden çok maçları dinlemeyi seviyorum ben,lol olmasa o insanlar yayın açıp sohbet etseler gene açar dinlerim ben :3

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir