Röportaj

5Mid Özel: Sina Afra ve Emre Aksoy Röportajı | 2. Bölüm

Türk esporunun yeni değerlerinden 1907 Fenerbahçe Espor, League of Legends Şampiyonluk Ligi’nin en çekişmeli sezonunda yoluna devam ediyor. Biz de takımın yönetim kademesinde yer alan, 1907 Fenerbahçe Derneği’ni temsilen Sina Afra ve takım menajeri Emre Aksoy ile hem Türkiye’deki espor sektörü, hem de 1907 Fenerbahçe üzerine uzun uzun konuşma fırsatı yakaladık.

Röportajımızın ilk bölümünde daha çok Sina Afra gibi girişimleri ve yatırımları ile tanınan bir iş adamının espora nasıl girdiği üzerinde durmuş, 1907 Fenerbahçe ile Fenerbahçe Spor Kulübü arasındaki ilişkilere dair detaylı bilgiler almış ve takımın League of Legends kadrosu kurulurken hangi stratejilerin izlendiğini konuşmuştuk. İkinci bölümümüzde ise biraz daha detaya inecek ve Sina Afra’nın iş adamı kimliği ile Türk esporunda nasıl etkileri olacağını öğreneceğiz. Bunun dışında mevcut gidişata dair görüşlerini aldığımız Sina Afra ile Emre Aksoy’un 1907 Fenerbahçe ile geleceğe nasıl yatırım yapacağını, altyapıyı nasıl geliştireceğini dinleyeceğiz. Ek olarak iki Koreli oyuncusu bulunan ve yabancı bir koç ile çalışan 1907 Fenerbahçe’deki iletişime de değineceğiz.

Yine hem Fenerbahçe, hem de espora dair paha biçilemez bilgiler içeren, ülkemizde League of Legends ve esporun geleceğine dair umutlanmamızı sağlayan muhteşem bir röportaj ile sizleri baş başa bırakıyoruz.

Sina Afra’nın yönetim tarafında espor için çok önemli bir transfer olduğunu söylemek mümkün. Sektörde etkinizi nasıl göreceğiz?

Sina Afra: Sektörden ziyade 1907 Fenerbahçe için konuşmam daha doğru olur ama hepsi birbirine bağlı olduğu için sektör de etkilenecektir. Malum her şey değişimle başlıyor, bundan otuz sene önce ben küçükken bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisi olduğunda bilet bulmak için bir gün önceden stadyumun önünde yatılırdı. Artık bunlar yok. Futbola olan ilgi, futbolun sertleşmesi, Türkiye’de yaşananlar ile birlikte gençler klasik spor dallarından farklı yerlere yöneliyor. On sene önce bu geçiş futboldan basketbolaydı diyebiliriz ama yeni alternatifler çıkınca değişti. Şu an Zonguldak’ta bile otursanız hem seyirci hem oyuncu olarak katılabiliyorsunuz. Futbol ve basketbolda İstanbul dışındaysanız televizyondan ücretli izlemek durumunda kalıyorsunuz.

21. yüzyılda spor kulübü olmak buradan geçiyor artık. Tüm dünyada görüyoruz, Paris St. Germain’den Schalke’ye, İngiltere’deki takımlara kadar herkes gerek FIFA ile, gerek League of Legends ile bir şekilde espora giriyor, ciddi yatırımlar yapıyor. Zannedersem bunun bir spor olarak kabul edilmesi, kulüpler açısından bir sonraki aşama olduğunun fark edilmesi bugüne kadar zaman istedi. Üç sene önce sorsanız ben de bir spor değil, bilgisayar oyunu bu derdim. Şimdi ise özellikle takım olduktan sonra, profesyonel oyuncuların hazırlık sürecine tanıklık ettikten sonra bunun kesinlikle bir spor dalı olduğunu söyleyebilirim. 21. yüzyılda tüm dünyada spor kulübü olmanın şartı artık buradan geçiyor. İleride belki sadece futbolda var olan kulüpler geri plana düşecek. Düşünün, bugün 15 yaşındaki çocuklar Dark Passage’ı, HWA’yı veya SuperMassive’i tutuyor, belki Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş’ı tutmak istemiyor. Bu yüzden bu takımların da gelecekleri için burada bulunması gerekiyor.

İkinci olarak global bir oyundan bahsediyoruz. Türkiye’nin sporda global bir oyuncu olduğunu söylemek mümkün değil. Futbolda çıkışlarımız oluyor ama kaybolduğumuz dönemler de malum. Basketbolda belki global bir oyuncu olduğumuz söylenebilir, Avrupa’da kesinlikle olduk ve dünya çapında da hiç fena değiliz. Espor ise bir devrim. O kadar oyuncu var, genç var, altyapılar gelişiyor ve burada iyi oynarsak, bence global bir oyuncu olabiliriz. Basketbolda Amerikalıların konumu esporda Korelilere ait. Biz de basketboldaki bir Rusya, Litvanya, İspanya gibi olabiliriz. Arada dünya şampiyonlukları kazanabiliriz. Bu hakikaten güzel bir şey, moral veren bir şey. Global markalar yaratabiliriz. Milli takımların başarılı olması bir konu ama Galatasaray’ın on yedi sene önceki UEFA şampiyonluğundan beri düzenli bir başarımız yok, final bile oynayamadık. Esporla bunların hepsini aşabiliriz. Bu yeni bir özgüven, yeni bir heyecan demek. Bunun ucunda ise şu var; günün birinde Çin’deki, Kore’deki çocuklar, benim için Fenerbahçe olsa da bir Türk espor takımının, Dark Passage’ın, SuperMassive’in, HWA’nın, Crew’un formalarını satın alacaksa bu yoldan ilerlemek zorundayız. Futbol ile satamayacağız.

Emre Aksoy: Ben de bir ekleme yapacak olursam, aktif oyuncuların buna işlev sağladığını söyleyebilirim. Mesela Frozen’ın deneme için açtığı yarım saatlik, bir saatlik yayınlar oldu. Bu yayınlarda bile sağdaki chat’e baktığımızda biraz belli oluyor. Türklerin evet inanılmaz bir aşkı var Frozen’a karşı ama onun yanında Korece yazılan ciddi sayıda mesaj gördük. Bunlar Fenerbahçe’yi merak ettiren şeyler, globalde etkilerini göreceğiz.

Peki Sina Afra dışarıdan giriş yapan bir iş adamı olarak sektörü nasıl görüyor? Ne kadar içerisinde kalmayı planlıyorsunuz? Kısa ve uzun vadede neler değişecek?

Sina Afra: Kalıcı olmak istediğimi söyleyebilirim, son derece uzun vadeli düşünüyorum ve tamamen başarı odaklı bir bakış açım var. Bu sene takım kurma zamanımız. Geçtiğimiz günlerde Wolfteam takımımız Gaming İstanbul’da bir turnuvaya katıldı. Önümüzdeki aylarda üçüncü bir takım eklenecek, Emre ile şu sıralar onun hazırlıklarını yapıyoruz. Bu sene bizim için öğrenme senesi. Uzun vadede tamamen uluslararası bir yapı kurmak istiyoruz. Bu iş benim için de çok değerli. Zaten önemli olmasa ismimi koymazdım, arka planda kalırdım. Büyüyeceğine gönülden inanıyorum.

Sektöre baktığımda ise oldukça enteresan bir yapı görüyorum. Bir tarafta Riot Games var, aynı zamanda federasyon işlevi görüyor. Sert ve net kuralları olan bir yapı, ki bu böyle olması bence çok iyi. Mesela J1mmy olayını biliyorsunuz, daha takıma katılmadan önce bir şeyler söylemiş ve cezasını aldı. Bu kuralları hepimiz kabulleniyoruz, herkese eşit mesafede duran bir Riot Games var ve hepimiz kurallara saygılıyız. Bir piyasa düzenleyici konumunda, toparlıyor, kuralları var, gelir dağıtıyor.

Onun ardından Türkiye Şampiyonluk Ligi’ndeki evrim dikkatimi çekiyor. Dark Passage ve HWA Gaming gibi köklü kulüpler var, Şampiyonluk Ligi Klasiko deniyor zaten, bunun varlığı süper bir şey. Sonra spor kulüplerinin ilk adımı olarak Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş var ki Beşiktaş’ın da lige döneceğine eminim. Sadece zaman meselesi. Üçüncü olarak SuperMassive veya Aurora gibi bir şekilde girişimciler tarafından ayağa kaldırılan takımlar var. Hakan Baş klasik bir gamer değil, ama Doğan Dirim içeriden gelen biri. Bu yüzden sektöre heyecan için, yatırım için ve marka yaratmak için giren üç değişik oluşum görüyorum. Bu kümelerin birbirine alışması gerekiyor. Tabii ki sohbetler ediyoruz, Riot Games hepimizle aynı anda iletişime geçiyor. Galatasaray ve Fenerbahçe için bakış açılarını farklı yorumlamak mümkün ama bir iki mevsimin ardından tamamen senkronize olacağımızı düşünüyorum.

Değişecek şeyler konusunda ise Türkiye’nin Worlds’de başarı yakalayacak bir konumda olması gerektiğini düşünüyorum. Spor kulüplerinin girmesi, Hasan’ın [Çolakoğlu] Los Angeles’a taşınması önemli adımlar. Artık uluslararası arenada argümanlarımız var, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş girdi, burası büyüyor diyebiliyoruz.

Ek olarak bu ligin profesyonel bir lig olduğu için düşen takım olmaması gerektiğini düşünüyorum. Amerika’daki profesyonel ligler ile Avrupa’dakileri karşılaştırdığımızda dönen miktarlar arasında büyük farklar var. Mesela biz İş Bankası ile Türkiye’de espor tarihindeki en büyük sponsorluk anlaşmalarından birini imzalamış olabiliriz. Ama nihayetinde konu geliyor, “Sonuncu olursak ne olur?” diye konuşmak durumunda kalıyoruz. Bu miktarların hepsi daha büyük olabilir ama iki taraf da çekiniyor. Bu ikilemi herkes yaşıyor.

Biraz takıma dönelim öyleyse. İletişim sürekli dile getirilen bir konu. Örneğin Thaldrin bir maç sonu röportajında iletişim için zamana ihtiyaç duyduklarını söylemişti. Takımda iletişim nasıl, İngilizce problemi yaşanıyor mu? Frozen’ın İngilizcesi çok merak ediliyor.

Emre Aksoy: Ben hayatımda Frozen kadar öğrenmeye hevesli birini tanımadım. Geldiğinden beri daha dört-beş hafta geçmesine rağmen İngilizcesinde ciddi bir fark görebiliyoruz. Çok meraklı. Yapışkan notları var her yere yapıştırdığı. Duyduğu her kelimeyi anında Türkçe, İngilizce ve Korece not alıyor. Bir şekilde öğrenmek istiyor ve bunu da beceriyor. Gördüğüm en zeki Leauge of Legends oyuncularından biri. İşini öğrenme konusunda inanılmaz bir isteği var. Oyun içerisinde İngilizce anlamak bir tarafa, konuşup yönlendirme konusunda da gayet iyi. Açıkçası oyun sırasında İngilizce problemi yaşadığımızı asla düşünmüyorum. Sosyal çevrede bazen hızlı ve anlık iletişim ihtiyacı duyduğunda, rahat anlatamadığı zaman Reach’e dönüp hızlı bir çeviri alıyor. Ama oyunda zaten “Mid, mid, mid! Go, go, go!” dendiği için sorun çıkmıyor. (Gülüyor.)

Reach’e gelecek olursam, onun İngilizceden öte Türkçesi çok iyi. Şu an yanımızda olsa tüm konuşmaları anlayıp gülüyor olurdu. Koçumuz Chris [Würger] de aynı şekilde. Uzun süredir ligde olduklarından Türkçe’yi kapmışlar. İngilizce konusunda hiç sıkıntı çekmiyorlar zaten.

Asıl iletişim sorunu şu an için birbirimizi tanımamaktan kaynaklanıyor. Herkes Türk ya da Koreli olsa bile o birkaç haftalık adaptasyon sürecine ihtiyacımız var. Ben çocuklara internette yok ama sizde bir lag var diyorum. (Gülüyor.) Oyunda da rahat anlıyoruz bunu. Şu an kafalarında bir-iki saniyelik bir lag var. İlerleyen haftalarda bunu da aşıp çok çok daha iyi bir takım olacağız.

Arada altyapıdan da bahsettiniz, 1907 Fenerbahçe’nin bu yönde planları var mı? Gençler nasıl yetişecek?

Emre Aksoy: Fenerbahçe Akademi gibi bir planımız var. Sina Afra espora ne katacak sorusunun cevabı da burada. Sina Bey her ne kadar rotasyonlara, baron savaşına vb. konulara diğer takım yöneticileri kadar hâkim olmasa bile işin matematiğine ve analitik kısmına inanılmaz meraklı. Aynı şekilde ben de matematiği seviyorum ve bu yüzden analiz yapma, planları uzun vadede matematiksel düşünme ve takımı o şekilde etkileme gibi planlarımız var.

Akademi sisteminde de dolayısıyla hedefimiz Türkiye’nin en iyi ADC’sini veya solo oyuncusunu yetiştirmek değil, gelecekteki on menajerini, analistini ve koçunu yetiştirmek. Esporu daha matematiksel, planlı ve bilimsel bir hâle getirmek; NBA gibi, NFL gibi planlanmış bir spor yapmak istiyoruz.

Sina Afra: Bence de Türkiye’nin esporda kalkınması altyapıdan geçiyor. Altyapı için değişik kurgular söz konusu ve akademi de bunlardan bir tanesi. Anadolu’nun on şehrinde, Adana’da, Trabzon’da, Bursa’da, Kayseri’de Fenerbahçe League of Legends akademileri açmak istiyoruz. Oralarda çocuklara hızlı bir internet bağlantısı, kaliteli ekipmanlar, oyunlara girme olanağı sağlamak, ufak hediyeler dağıtacağımız turnuvalar gerçekleştirmek istiyoruz. Ardından başarılı olanları birkaç günlüğüne İstanbul’a getirmek, Gaming House’a davet etmek, oyuncularla tanıştırmak, koçla tanıştırmak istiyoruz. Yetenekli olanları önden alıp arada antrenman maçları ile profesyonel oyunculara karşı oynatmak, onlarla yakınlaşmalarını ve bir şeyler öğrenmelerini sağlamak gibi planlarımız var.

Emre Aksoy: Zaten oyuncuların sorunu minyon kesmek veya pozisyon almak değil, daha çok psikolojik problemler söz konusu. Daha 16, 17 yaşında olduklarını düşündüğümüzde bu da oldukça doğal. Çok stresli bir şey yapıyorlar, kırk dakikalarını alıyor ve belki üç saniyelik bir savaşla o 40 dakika tersine dönüyor. Bu yüzden 17 yaşında bir çocuk aklına geleni yazabiliyor. Akademide çözmemiz gereken şeylerden biri de onları profesyonelliğe götürecek adımlar atmak. Yazacakları cümlelerden atacakları tweet’lere kadar bu işi profesyonel bir şekilde yapmaları gerektiğini öğretmek.

Bu harika röportaj için çok teşekkür ediyoruz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Sina Afra: Daha her şeyin başındayız. Özellikle 1907 Derneği olarak hepimiz çok heyecanlıyız. Bence şu an espor, 1907 Derneği’nde net bir şekilde gördüğüm kadarıyla şimdiye dek ulaşamadığı yaş grubu ve pozisyonlardaki insanlara dokunmaya başladı. Herkes bunun farkında. En azından 1907 yönetim kurulu bir şekilde derbiyi izledi. Skoru görmek için açık tutan da vardı, oğluyla birlikte izleyip onun anlatımlarından faydalanan da. Bunlar eğlenceli enstantaneler olsa da ileride özellikle sponsorluklar ile birlikte esporun bambaşka bir düzeye geçeceği ortada.

Biz geleceği şekillendirmek için buradayız ve daha yeni başlıyoruz.

5Mid olarak Sina Afra ve Emre Aksoy’a bize zaman ayırdıkları için sonsuz teşekkürlerimizi iletiyor ve şimdiden renk kattıkları bu sahnede başarılar diliyoruz. Türkiye’de espor ve League of Legends’ın önde gelen isimleriyle röportajlarımız devam edecek, takipte kalın.

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir